"Akıllı" sayfasının sürümleri arasındaki fark

DrOS'un not defteri sitesinden
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla
k
k
 
(Aynı kullanıcının aradaki diğer 4 değişikliği gösterilmiyor)
6. satır: 6. satır:
 
{{:Mesnevi 000088}}
 
{{:Mesnevi 000088}}
  
[1/2433] Peygamber dedi: “[[Kadın]] akıllılara ve [[gönül]] sahiplerine tam galip gelir.
+
{{:Mesnevi 000107}}
  
[1/2434] [[Cahil]]lerse [[kadın]]a üstün olur, çünkü onlar sert ve serkeş davranır.”
+
{{:Mesnevi 000010}}
  
{{:Mesnevi 000010}}
+
{{:Mesnevi 000108}}
  
[2/1866] Çünkü akıllı kişiden bir cefa gelse, [[cahil]] kişilerin vefasından daha iyidir bu.
+
{{:Mesnevi 000018}}
  
[2/1867] Peygamber, "Akıllının [[düşman]]lığı, [[cahil]]den gelen [[sevgi]]den daha iyidir," dedi.
+
{{:Mesnevi 000109}}
  
{{:Mesnevi 000018}}
+
{{:Mesnevi 000110}}
  
[3/1621] Akıllılar önceden ağlar; [[cahil]]ler sonunda başlarına vurur.
 
----
 
|
 
[3/4254] Akıllıya göre insan, gizli olan periden yüz defa daha gizlidir.
 
 
{{:Mesnevi 000004}}
 
{{:Mesnevi 000004}}
  
 +
{{:Mesnevi 000226}}
 
=== İmam-ı Gazali'den ===
 
=== İmam-ı Gazali'den ===
 
{{:Gazali:00011}}
 
{{:Gazali:00011}}
 +
 
{{:Gazali:00021}}
 
{{:Gazali:00021}}
 +
 
{{:Gazali:00031}}
 
{{:Gazali:00031}}
 
==Notlar ==
 
==Notlar ==

07.00, 20 Eylül 2011 itibarı ile sayfanın şu anki hâli

ayrıca bknz. akıl

Göndermeler[düzenle]

Mevlânâ'dan[düzenle]

Biri eşeğin kuyruk altına bir diken koyar. Eşek onu çıkarmasını bilmez, sıçrar.

Sıçrar ve bu diken daha sağlam batar. Dikeni çıkarmak için bir akıllı gerekir.

Eşek dikeni çıkarmak içinacı ve dertle çifte atar, yüz yerini yaralar.[1]

Bu dil, taş ve demir gibidir. Dilden sıçrayan, ateş gibidir.

Bazen rivayet ve bazen laf olsun diye taş ve demiri boş yere birbirine vurma.

Çünkü karanlık var ve her taraf pamuk tarlası. Pamuk arasında kıvılcım nasıl olur?

Gözünü kapatıp o sözlerle dünyayı yakan topluluk zalimdir.

Bir söz bir âlemi yok eder, ölü tilkileri aslan eder.

Canlar, asılları itibariyle İsa nefeslidir. Bir zaman yaradırlar, bir zaman merhem.

Canlardan perde kalksaydı, her canın sözü İsa gibi olurdu.

Şeker gibi söz söylemek istersen sabret, ihtirasla bu helvayı yeme.

Sabır akıllı kişilerin yumruklarıdır.Çocukların arzusu helvadır.

Sabreden göğe yükselir; helva yiyen daha aşağı gider.[2]

Peygamber dedi: “Kadın akıllılara ve gönül sahiplerine tam galip gelir.

Cahillerse kadına üstün olur, çünkü onlar sert ve serkeş davranır.”[3]

Çaresiz kâfirlerin kanı, vahşi hayvanlar gibi, okların ve mızrakların önünde mubah olur.

Onların eşleri çocukları bütün mubahtır. Çünkü akılsız, reddedilmiş ve aşağılıktırlar.

Yine aklın aklından kaçan akıl, akıllılıktan hayvanlar mertebesine intikal eder.[4]

Çünkü akıllı kişiden bir cefa gelse, cahil kişilerin vefasından daha iyidir bu.

Peygamber, "Akıllının düşmanlığı, cahilden gelen sevgiden dahaiyidir," dedi.[5]

Aklı bırak, ondan sonra akıllı ol; kulağını kapat o zaman kulak ver.[6]

Akıllılar önceden ağlar; cahiller sonunda başlarına vurur.[7]

Akıllıya göre insan, gizli olan periden yüz defa daha gizlidir. [8]

Soysuz kişiye ilim ve fen öğretmek, yol kesicinin eline kılıç vermektir.

Sarhoş bir zencinin eline kılıç vermek, ilmin, insan olmayanın eline geçmesinden daha iyidir.

İlim, mal, unvan, makam ve başarı, soysuzların elinde fitnedir.

Bundan dolayı delinin elinden kılıç almak için müminlere savaş farz oldu.

Canı delidir, bedeni de kılıç; o çirkin huyludan kılıcı al.

Makamın, cahillere çirkinlik adına yaptığını yüz aslan hiç yapabilir mi?

Ayıbı gizlidir; alet/fırsat bulunca, yılanı delikten ovaya koşar.

Cahil, acı buyruk padişahı olunca bütün ova yılan ve akreple dolar.

Mal ve makam elde eden, insan olmayan kişi kendisinin rezilliğini istemiş olur.

Ya cimrilik eder, bağış vermez; ya da cömertlik eder, yersiz yere bağış yapar.

Şahı, piyadenin yerine kor; ahmağın verdiği bağış böyledir.

Yetki bir sapığın eline geçinde makam sanır, kuyuya düşer.

Yol bilmez, kılavuzluk eder; onun çirkin canı dünyayı yakar.

Yokluk yolunun çocuğu pîrlik/önderlik yaparsa, takipçilerini talihsizlik gulyabanısı yakalar;

"Gel, sana ay göstereyim," der; -ama- o temiz olmayan, asla ay görmemiştir.

Ey ham cahil! Nasıl gösterirsin? Ömründe ayın aksini suda dahi görmedin ki!

Ahmaklar başkan oldular, akıllılar da korkudan başlarını kilimin altına soktular.[9]

Denizdeki inci gibi "Deniz nerede?" der; o hayal, sedef gibi onun duvarıdır.

"O nerede?" demek, ona perde oluyor; güneşinin ışığına bulut oluyor.

Kötü gözü de, gözünün bağıdır; onun set kaldırması da, ona set olmuştur.

Onun aklı da, kulağını kapatmıştır. Ey Hak şaşkını! Hak'la akıllı ol.[10]

İmam-ı Gazali'den[düzenle]

Sırf taklitle yoldan çıkan bu adama: «Bir ilimde mahareti olan kimsenin, diğer ilimlerde de mahir olması lâzım gelmez. ... Her ilmin erbabı vardır. Kendi sahalarında ilerlemişler, başkalarını geçmişlerdir. Bazen bunlar başka ilimlerde cahil ve ahmak mevkiine düşerler. Eskilerin riyaziyat hakkındaki sözleri bir delile dayanır. İlâhiyata ait sözleri ise tahmindir. Bunu ancak tecrübe eden ve bu ilimle meşgul olan bilir» dense kulağına girmez, kabul etmez. Nefsinin galebesi, tembellik arzuları, kendini akıllı göstermekten hoşlanması gibi haller onu bütün ilimlerde felsefecilere iyi gözle bakmakta ısrar etmeğe sevkeder.[11]
Şüphe götürmiyecek şekilde anladım ki, sofiye (mutasavvıflar) hakikaten Allah yolunu bulan kimselerdir. Onların gidişleri, gidişlerin en güzelidir. Gittikleri yol, yolların en doğrusu, ahlâkların en temizidir. Dünyadaki bütün akıllı insanların aklı, hakimlerin hikmetleri, şeriatın sırlarına vakıf olan ulemanın ilmi, daha faydalı bir şeyle tebdil etmek üzere bir araya gelseler buna imkân bulamazlar. Onların iç ve dış yaşayışlarındaki bütün harekât ve sekenât ehp nübüvvet kandilinin nurundan alınmıştır. Yer yüzünde nübüvvet nurundan başka kendisiyle ziyalanacak bir ışık yoktur.[12]
İkinci kısım, [ filozofların] dinin ilkeleriyle asla çatışmayan ve peygamberlerin -Allah'ın rahmeti üzerlerine olsun- doğruladığı şeylerle zorunlu bir ilgisi bulunmayan konular üzerine yaptıkları tartışmalardan ibarettir. Mesela, onların "Ay tutulması, Ay ışığını Güneş'ten aldığından, yerkürenin Güneş'le Ay arasına girmesi sonucu Ay'ın ışığının kararması olayıdır. Güneş'le Ay arasına girmesi sonucu Ay'ın ışığının kararması olayıdır. [Yani] yer yuvarlaktır ve gök onu her yandan kuşatmıştır. Ay yerin gölgesine rastlayınca Güneş ışığından yoksun kalır" şeklindeki görüşleri ile "Güneş tutulmasının anlamı, Ay'ın, bakan kimse ile Güneş arasına girmesi demektir; bu ise Ay ile Güneş'in aynı zamanda iki düğümde (ukdeteyn)[13] birleşmesiyle gerçekleşir" şeklindeki görüşleri gibi.

Biz bu tür bilgilerin (fenn) geçersiz kılınması üzerinde ayrıntılı olarak durmayacağız; çünkü bu hiçbir yarar sağlamaz. Kim ki bunu geçersiz kılmak için tartışmaya girişmenin dinin gereği olduğunu sanırsa, dine karşı suç işlemiş ve onu zaafa uğratmış olur. Zira [ astronomiye dair] bu meseleler, hiçbir şüpheye yer bırakmayan geometri ve matematik kanıtlara dayanmaktadır. Ay ve Güneş tutulmasının vaktini ve süresini sebepleriyle birlikte haber verecek kadar bu meseleleri iyi bilen ve delillerini inceleyen kimseye "Bu tavrın şeriata aykırıdır" denildiğinde, sözkonusu kimse kendi bilgisinden değil, şeriattan şüphe eder. Hâlbuki şeriatın öngörmediği bir yöntemle şeriata yardıma kalkışanın ona verdiği zarar, kendi yöntemiyle şeriata zarar vermek isteyenin ona vereceği zarardan daha büyüktür. Nitekim "Akıllı düşman câhil dosttan daha iyidir" denilmiştir.[14]

Notlar[düzenle]

  1. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (1. kitap, 154-156)
  2. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (1. kitap, 1599-1603)
  3. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (1. kitap, 2433-2434)
  4. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (1. kitap, 3317-3319)
  5. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (2. kitap, 1866-1867)
  6. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (3. kitap, 1290)
  7. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (3. kitap, 1621)
  8. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (3. kitap, 4254)
  9. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (4. kitap, 1435-1451)
  10. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (5. kitap, 1080-1083)
  11. Gazali (1108), El Munkızu Min-ed Dalâl, İstanbul: Cağaloğlu Yayınevi, 1963, s. 35
  12. Gazali (1108), El Munkızu Min-ed Dalâl, İstanbul: Cağaloğlu Yayınevi, 1963, s. 70-71
  13. Ay'ın tutulma düzlemini kestiği çap karşıtı iki noktaya "iki düğüm(ukdeteyn)" denmektedir.
  14. Gazzalî, (109?), Filozofların Tutarsızlığı, Neşir ve Tercüme: Mahmut Kaya ve Hüseyin Sarıoğlu, İstanbul: Klasik Yayınları, İkinci Basım 2009, s.6-7