Taklit
Göndermeler[düzenle]
Mevlânâ'dan[düzenle]
| Dün biri diyordu: "Âlem sonradan olmadır; bu gökyüzü fânidir ve Hak, onun mirasçısıdır."
Bir felsefeci dedi: "Sonradan olduğunu nasıl biliyorsun? Yağmur, bulutun sonradan olduğunu nasıl bilir?" Değişen âlemden bir zerre dahi değilsin sen, güneşin sonradan olduğunu nasıl bilirsin? Pislikte gömülü bir kurtçuk, yerin sonunu ve başlangıcını nasıl bilir? Bunu taklit yoluyla babadan işittin; ahmaklıktan buna sarıldın. Bunun sonradan oluşuna delil nedir? Söyle. Yoksa sus; fazla söz söylemeyi isteme."[1] |
İmam-ı Gazali'den[düzenle]
| Asıl yardılışın hakikatı ile anne ve babayı, üstad'ı taklid etmekle meydana gelen arızî akıdelerin hakikatini araştırmayı arzu ettim. Evvelleri telkinattan ibaret olan bu taklitleri birbirinden ayırmak hususunda kalbimde bir arzu belirdi. Halbuki bunlarda hakkı batıldan tefrik ve temyiz etmek hususunda birçok ihtilâflar vardır. (Bunun içinden nasıl çıkılır diye) kendi kendime düşündüm ve dedim ki, benim yegâne arzum, işlerin hakikatini bilmektir. Binaenaleyh ilmin hakikatini aramak behemhal lâzımdır.[2] |
| İmdi ben,akran ve emsallerinden zekâ ve anlayışça üstün olduğuna inanan birtakım kimseler gördüm.Bunlar, İslâm'ın ibadet olareak öngördüğü vazifeleri terk ediyor, dinin namaz kılmak ve yasaklardan kaçınmak türünden emirlerini küçümsüyor, şeriatın buyruklarını ve koyduğu sınırları önemsemiyor, onun "dur" dediği yerde durmayarak çeşitli zan ve şüphelerin etkisiyle din bağından tamamen sıyrılmış bulunuyorlardı. Bu konude onlar, "Allah'ın yolundan döndüren, onda eğrilik arayan ve aynı zamanda âhireti inkâr eden" [Hûd 11/19] bir topluluğu izliyorlardı.
Oysa bunların inkârlarının -Yahudi ve Hıristiyanlarınki gibi- duyum ve alışkanlıktan kaynaklanan taklitten başka bir dayanağı yoktur. Zira Yahudi ve Hıristiyanların çocukları İslâm dininin dışında yetişmişler, babaları ve ataları da aynı yolu izlemişlerdir. Din ve mezhepler üzerinde araştıma yapan bid`at ve keyfî görüş sahibi bir grup teorisyende olduğu gibi, onların da, doğru yoldan çıkaran şüphenin yol açtığı sürçmeden kaynaklanan teorik araştırmadan ve serap parıltısı gibi aldatıcı hallere kanmadan baika bir dayanakları yoktur. Onların inkâra sapmalarının esas kaynağı Sokrat, Hipokrat, Eflâtun, Aristoteles ve benzeri önemli isimleri duymuş olmaları; bu filozofları izleyen ve bu sebeple sapıtanlardan bir grubun, onların akıl güçlerini; yöntemlerinin güzelliğini; geometri, mantık, fizik ve metafizik hakkındaki bilgilerinin inceliğini; üstün zekâ ve anlayışa sahip oldukları için gizli meseleleri ortaya çıkarmada başkalarına baskın geldiklerini abartarak anlatmalarıdır. Onlar, bu filozofların, olgun akla ve birçok fazilete sahip olmakla birlikte, şeriatları ve inançları inkâr ettiklerine, din ve mezheplerin ayrıntılarını kabule yanaşmadıklarına, bunların oluşturulmuş kanunlar ve aldatıcı hilelerden ibaret olduğuna inandıkları yolunda bilgi naklettiler.[3] |
Notlar[düzenle]
- ↑ Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (4. kitap, 2832-2837)
- ↑ Gazali (1108), El Munkızu Min-ed Dalâl, İstanbul: Cağaloğlu Yayınevi, 1963, s. 14
- ↑ Gazzalî, (109?), Filozofların Tutarsızlığı, Neşir ve Tercüme: Mahmut Kaya ve Hüseyin Sarıoğlu, İstanbul: Klasik Yayınları, İkinci Basım 2009, s.1-2