Âlem

DrOS'un not defteri sitesinden
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla

Göndermeler[düzenle]

Mevlânâ'dan[düzenle]

Bu dil, taş ve demir gibidir. Dilden sıçrayan, ateş gibidir.

Bazen rivayet ve bazen laf olsun diye taş ve demiri boş yere birbirine vurma.

Çünkü karanlık var ve her taraf pamuk tarlası. Pamuk arasında kıvılcım nasıl olur?

Gözünü kapatıp o sözlerle dünyayı yakan topluluk zalimdir.

Bir söz bir âlemi yok eder, ölü tilkileri aslan eder.

Canlar, asılları itibariyle İsa nefeslidir. Bir zaman yaradırlar, bir zaman merhem.

Canlardan perde kalksaydı, her canın sözü İsa gibi olurdu.

Şeker gibi söz söylemek istersen sabret, ihtirasla bu helvayı yeme.

Sabır akıllı kişilerin yumruklarıdır.Çocukların arzusu helvadır.

Sabreden göğe yükselir; helva yiyen daha aşağı gider.[1]

Bu sualin faydası yoksa bunu, abes ve yararsızca niçin dinleyeyim.

Senin sorunun birçok faydası varsa o zaman, cihan peki niçin faydasız olsun?

Dünya bir yönden faydasızsa, diğer yönlerden fayda doludur.

Senin faydan bana fayda değilse, sana faydaysa ondan geri durma.

Yusuf'un güzelliği, kardeşlerine yersiz ve fazlalık idiyse de bir âleme faydaydı.

Davud'un sesi, öyle sevgiliydi ki, Ama mahrum kişiye göre odun sesiydi.

Nil'in suyu, abıhayattan üstündü, fakat mahrum ve inkârcı olana kan idi.

Şehitlik, mümine dirliktir; münafık kişiye göreyse ölmek ve parça parça olmaktır.

İnek ve eşek için şekerde ne fayda vardır? Her canın başka bir gıdası vardır.[2]

Mekânın,mekânsız âleme yolu olsaydı, ben şeyhler gibi dükkânda bulunurdum.[3]

Çok kişi ay ışığında yolunu görmez; güneş doğunca yol görünür.

Güneş, değiş tokuş edenleri tam olarak gösterir; şüphesiz çarşılar gündüz vaktinde olur.

Böylece sahteyle, geçer olan para iyice görünür; böylece aldatma ve hileden uzak olunur.

Güneşin ışığı yeryüzüne tam gelince, tacirler için âlemlere rahmet olur.

Ancak kalpazanlarca çok nefret edilir; çünkü güneşle onun parası ve malı değersiz olur.[4]

Dün biri diyordu: "Âlem sonradan olmadır; bu gökyüzü fânidir ve Hak, onun mirasçısıdır."

Bir felsefeci dedi: "Sonradan olduğunu nasıl biliyorsun? Yağmur, bulutun sonradan olduğunu nasıl bilir?"

Değişen âlemden bir zerre dahi değilsin sen, güneşin sonradan olduğunu nasıl bilirsin?

Pislikte gömülü bir kurtçuk, yerin sonunu ve başlangıcını nasıl bilir?

Bunu taklit yoluyla babadan işittin; ahmaklıktan buna sarıldın.

Bunun sonradan oluşuna delil nedir? Söyle. Yoksa sus; fazla söz söylemeyi isteme."[5]

İmam-ı Gazali'den[düzenle]

Birinci sınıf dehriler: Felsefecilerin en eskileridir ki,kâinatı tedbir ve idare eden kaadir bir yaratıcının varlığını inkâr ettiler. Ve dediler ki, bu âlem ötedenberi kendiliğinden varola gelmiştir. Onun varlığı bir yaratıcı tarafından değildir. O bizatihi var idi. Hayvan meniden, meni dehayvandan hasıl olmuştur. Bu eskiden böyle idi, bundan sonra da böylece devam edip gidecektir. Bu kısım felsefeciler zındıklardır.[6]
[ Filozoflar] “Âlemin ötesinde doluluk ve boşluk yoktur, ayet siz [[[kelâmcı]]lar] ‘dış’ lafzıyla onun en üst yüzeyini kastediyorsanız onun bir dışı vardır; başka bir şeyi kastediyorsanız onun dışı yoktur” diyeceklerdir. Aynı şekilde şayet bize “Âlemin varoluşu için bir önde var mıdır?” denirlirse biz deriz ki: Bununla âlemin varoluşunun bir başlangıcı yani bir başlangıç noktası mı kastediliyor? Şayet böyleyse, tıpkı âlemin açık sınır ve yüzeysel kesiti anlamında bir “dış”ının bulunması gibi, onun için bir “önce” de söz konusudur. Eğer ”önce” ile bir başka şeyi kastediyorsanız, âlem için bir “önce” söz konusu değildir. Nitekim “âlemin dışı” ifadesiyle yüzeyden başka bir şey kastedildiğinde de “âlemin dışı yoktur” denir. Şayet “Öncesi olmayan bir varlığın başlangıcı düşünülemez” denilecek olursa, buna karşı, “Dışı olmayan cismin varlığının sonu da düşünülemez; eğer onun dışı, kesiti anlamıda yüzeyidir başka bir şey değil” denilirse biz de “Onun öncesi, anlamında varlığın başlangıcıdır başka bir şey değil” deriz.[7]

Notlar[düzenle]

  1. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (1. kitap, 1599-1603)
  2. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (2. kitap, 1067-1073)
  3. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008.(2. kitap, 2374)
  4. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (4. kitap, 21-25)
  5. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (4. kitap, 2832-2837)
  6. Gazali (1108), El Munkızu Min-ed Dalâl, İstanbul: Cağaloğlu Yayınevi, 1963, s. 31
  7. Gazzalî, (109?), Filozofların Tutarsızlığı, Neşir ve Tercüme: Mahmut Kaya ve Hüseyin Sarıoğlu, İstanbul: Klasik Yayınları, İkinci Basım 2009, s.35-36