Allah

DrOS'un not defteri sitesinden
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla

Göndermeler[düzenle]

Mesnevi'den[1][düzenle]

Hakk'ın yaptığını, bizim yaptığımızı; her ikisini de gör. Bizim yaptığımızı var bil; açıktır bu.

Ortada insanların fiili yoksa o zaman kimseye “Niçin böyle yaptın?” deme.

Hakk'ın yaratması, bizim fiillerimizi var ediyor. Bizim fiilimiz, Allah'ın yaratmasının eseridir.[2]

Kış mevsiminde onlara [ ağaçlara] ölüm verdiyse de, baharla onları diriltti ve yaprak verdi.

İnkâr edenler, “Bu bizzat eski âdettir, bunu niçin kerim Allah'a bağlıyalım?” derler.[3]

Tablalar kırıldı ve canlar döküldü; iyi ve kötü birbirine karıştı.

Allah peygamberleri kitapla gönderdi, neticede tabak üzerinde bu taneleri seçti.

Biz onlardan önce aynıydık. İyi ve kötü olduğumuzu kimse bilmiyordu.

Kalp ve gerçek para dünyada geçiyordu. Çünkü pek geceydi ve biz de gece yürüyen gibiydik.[4]

Söz eğri, manan doğru olursa sözün o eğriliği Allah'ın makbulü olur.[5]

İçten yakarır: "Ey Allah'ın! Verdiğini, verdim ve yoksul kaldım.

Sermayemi temize ve kirliye döktüm.Ey sermaye veren padişah! Daha var mı?"

Hak, buluta der: "Onu hoş yere götür. Sen de Ey Güneş! Onu yukarıya çek."

Onu çeşitli yollara sürer,neticede onu sınırsız denize ulaştırır."[6]

Tüyünü koparma, gönlünü ondan kopar; çünkü bu cihadın şartı, düşman bulunmasıdır.

Düşman olmazsa, cihat imkânsızdır. Şehvetin yoksa emre uymak olmaz.

Arzun bulunmazsa sabır olmaz. Düşmanın bulunmazsa orduya ne ihtiyacın var?

Sakın! Kendini hadım etme, inzivaya çekilme; çünkü iffet şehvete bağlıdır.

Arzu olmadan arzudan menetmek mümkün değildir. Ölülere karşı savaş yapılamaz.

Hak, "Bağış yapın"[7] demiştir; öyleyse kazanç elde et; zira eski gelirsiz harcama olmaz.

"Bağış yapın" emirini mutlak olarak verdiyse de sen,"Kazanın, sonra bağış yapın" diye oku.

Aynı şekilde Hak "Sabredin" buyurdu; kendisinden yüz çevireceğin bir istek olmalı.

Öyleyse "Yiyin"[8] emri şehvet tuzağı içindir. Ondan sonra "İsraf etmeyin" emriyse iffettir.

Kişide mahmûlün bih/şehvet bulunmazsa, mahmûlün aleyhin/sabrın varlığı mümkün olmaz.

Senin sabretme zahmetin bulunmazsa, şart olmaz; o zaman karşılığı gelmez.

Ne güzeldir o şart; ne hoştur o karşılık, o gönül okşayan ve can katan karşılık!

Âşıkların sevinci ve üzüntüsü odur; hizmetin karşılığı ve ücreti de odur.

Sevgiliden başkası seyredilirse aşk değildir; boş sevdalıktır.

Aşk, alevlenince baki olan sevgiliden başke ne varsa hepsini yakan alevdir.

-Âşık- (yok) kılıcını Hak'tan başkasını öldürmek için kullanır. Bak, ondan sonra 'dan başka ne kalır?

İllallâh (ancak Allah). Geri kalanı gider. Ey ortaklığı yakan büyük aşk, mutlu ol!

Sonrakiler ve öncekiler de odur; şirk, şaşı gözün gördüğünden başka bir şey değildir.

Hayret! Onun aksetmesinden başka güzellik mi olur? Bedenin hareket etmesi, candan başka bir şeyle değildir.

Canında bozukluk olanın bedeni, balda tutsan da hoş olmaz.

Bunu, bir gün diri olup bu canın canının elinden bir kadeh alan kişi bilir.

Gözü o yüzleri görmemiş olan kişiye göre, bu duman sıcaklığı candır.

Abdülaziz oğlu Ömer'i görmediği için ona göre Haccâc da adaletlidir.

O, Musa'nın yılanının sebâtını/gücünü görmediği için büyü iplerinde hayat olduğunu sanır.

Tatlı su içmemiş olan kuş, acı suda kol kanat çırpar.

Zıt, ancak zıddıyla tanınabilir; -kişi- yarayı görürse, okşamayı tanır.

Elest ülkesinin değerini bilmen için bu dünya önce gelmiştir, şüphesiz.

Buradan kurtulunca oraya gidersin; sonsuzluk şeker evinde şükredersin.

Dersin ki "Orada toprağı eliyordum, bu temiz dünyadan kaçıyordum.

Keşke bundan önce ölseydim de korku içinde azabım az olsaydı."[9]

Senin elin, "Allah'ın eli, onların elinin üstündedir"[10] olan biat sahiplerinden olur;

Elini pîrin, bilen ve büyük olan hikmet sahibi pîrin eline verdiğinde.

Çünkü o, zamanının peygamberidir. Ey mürit! Ondan peygamber nuru açığa çıkar;

Dinde, Hudeybiye'de hazır bulunursun ve o biat eden sahabeye olursun.[11]

İmam-ı Gazali'den[düzenle]

İşte bu [gibi meseleleri onlarla tartışmaktan vazgeçtik], çünkü âlem hakkında araştırma, onun yaratılmış veya ezelî oluşu üzerinde yürümektedir. Yaratılmışlığı sâbit olunca ister küre şeklinde, ister yayvan, ister altıgen veya sekizgen olsun, iddia ettikleri gibi gök ve altındakiler ister on üç, ister daha az veya daha çok tabakadan oluşsun fark etmez. Bu konular üzerinde durmanın, ilâhiyat bahisleriyle olan ilgisi, tıpkı soğanın kaç katı, narın kaç tanesi bulunduğu konusu üzerinde durmak gibidir. Amaç, nasıl olursa olsun, âlemin sadece Allah'ın fiili olduğunu vurgulamaktır.[12]

Notlar[düzenle]

  1. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008.
  2. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (1. kitap, 1481-1483)
  3. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (1. kitap, 2019-2020)
  4. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (2. kitap, 281-284)
  5. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (3. kitap, 171)
  6. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (5. kitap, 217-220)
  7. Kur'ân-ı Kerim, Bakara, 2/267: "Ey iman edenler! Kazandığınız şeylerin ve yerden sizin için çıkarmış olduğumuz şeylerin temizlerinden infak ediniz."
  8. Kur'ân-ı Kerim, A'raf, 7/31
  9. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (5. kitap, 574-603)
  10. Kur'ân-ı Kerim, Feth, 48/10
  11. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (5. kitap, 740-744)
  12. Gazzalî, (109?), Filozofların Tutarsızlığı, Neşir ve Tercüme: Mahmut Kaya ve Hüseyin Sarıoğlu, İstanbul: Klasik Yayınları, İkinci Basım 2009, s.8