Su

DrOS'un not defteri sitesinden
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla

(İng. water)

Göndermeler[düzenle]

Mesnevi'den[1][düzenle]

İki tür arı aynı yerden yer, fakat birinden zehir diğerinden bal olur.

İki tür ceylan ot yer, su içer; birinden dışkı, diğerinden saf misk meydana gelir.

Her iki ney aynı sulaktan beslenir; biri boş, diğeri ise şekerle dolu.

Yüz binlerce böyle benzerlere bak, aralarındaki farkı yetmiş yıllık yol olarak gör.[2]

Mana bu suretten belirse de, suret manaya yakındır ve uzaktır.
İşaret etmede su ve ağaç gibidirler. Niteliğe yönelirsen çok uzaktırlar.[3]

Hatta su gibidir; her damlası hem baş, hem ayaktır ve hem de başsız ve ayaksız.[4]

İster iki ayaklı, ister dört ayaklı olsun, bir tane kesen iki ağızlı makas gibi yol alır.

O iki ortak çamaşırcıya bak, görünüşte onunla bunun ihtilafı vardır.

Biri çamaşırı suya sokar, diğer ortak onu kurular.

O, kuru çamaşırı tekrar ıslatır. Sanki kavgayla tersini yapmaktadır.

Fakat kavga görüntüsündeki bu iki zıt, hoşnutluk içinde bir gönül ve bir iştir.[5]

O, ırmak gibidir, su içmez; su, ondan su içenlere geçer.[6]

Bizim bu kirliliklerimiz olmasaydı, suyun bu izni nasıl bulunurdu?[7]

Halil gibi ateşe giremeyeceğinden dolayı hamam elçi, su kılavuz oldu sana.

Doygunluk Hak'tandır; ancak varlık sahipleri ekmeksiz nasıl doyar?

Lütuf Hak'tandır; fakat beden sahipleri çimen perdesi olmadan lütfu anlamaz.

Beden aracısı kalmayınca, Musa gibi perdesiz şekilde ay ışığını koynunda bulur.

Bu hünerler suyun içinin, Hakk'ın lütfuyla dolu olduğunun şahididir."[8]

Halil gibi ateşe giremeyeceğinden dolayı hamam elçi, su kılavuz oldu sana.

Doygunluk Hak'tandır; ancak varlık sahipleri ekmeksiz nasıl doyar?

Lütuf Hak'tandır; fakat beden sahipleri çimen perdesi olmadan lütfu anlamaz.

Beden aracısı kalmayınca, Musa gibi perdesiz şekilde ay ışığını koynunda bulur.

Bu hünerler suyun içinin, Hakk'ın lütfuyla dolu olduğunun şahididir."[9]

Veya dalgıçlar gibi; suyu dibinde herkes aceleyle bir şey toplar.

Mücevher ve iri inci ümidiyle onu bunu torbaya doldururlar.

Derin denizin dibinden yukarı çıktıklarında büyük incinin sahibi belli olur;

Biri küçük inci getirmiştir; diğeri taş parçası ve boncuk getirmiştir.[10]

Tüyünü koparma, gönlünü ondan kopar; çünkü bu cihadın şartı, düşman bulunmasıdır.

Düşman olmazsa, cihat imkânsızdır. Şehvetin yoksa emre uymak olmaz.

Arzun bulunmazsa sabır olmaz. Düşmanın bulunmazsa orduya ne ihtiyacın var?

Sakın! Kendini hadım etme, inzivaya çekilme; çünkü iffet şehvete bağlıdır.

Arzu olmadan arzudan menetmek mümkün değildir. Ölülere karşı savaş yapılamaz.

Hak, "Bağış yapın"[11] demiştir; öyleyse kazanç elde et; zira eski gelirsiz harcama olmaz.

"Bağış yapın" emirini mutlak olarak verdiyse de sen,"Kazanın, sonra bağış yapın" diye oku.

Aynı şekilde Hak "Sabredin" buyurdu; kendisinden yüz çevireceğin bir istek olmalı.

Öyleyse "Yiyin"[12] emri şehvet tuzağı içindir. Ondan sonra "İsraf etmeyin" emriyse iffettir.

Kişide mahmûlün bih/şehvet bulunmazsa, mahmûlün aleyhin/sabrın varlığı mümkün olmaz.

Senin sabretme zahmetin bulunmazsa, şart olmaz; o zaman karşılığı gelmez.

Ne güzeldir o şart; ne hoştur o karşılık, o gönül okşayan ve can katan karşılık!

Âşıkların sevinci ve üzüntüsü odur; hizmetin karşılığı ve ücreti de odur.

Sevgiliden başkası seyredilirse aşk değildir; boş sevdalıktır.

Aşk, alevlenince baki olan sevgiliden başke ne varsa hepsini yakan alevdir.

-Âşık- (yok) kılıcını Hak'tan başkasını öldürmek için kullanır. Bak, ondan sonra 'dan başka ne kalır?

İllallâh (ancak Allah). Geri kalanı gider. Ey ortaklığı yakan büyük aşk, mutlu ol!

Sonrakiler ve öncekiler de odur; şirk, şaşı gözün gördüğünden başka bir şey değildir.

Hayret! Onun aksetmesinden başka güzellik mi olur? Bedenin hareket etmesi, candan başka bir şeyle değildir.

Canında bozukluk olanın bedeni, balda tutsan da hoş olmaz.

Bunu, bir gün diri olup bu canın canının elinden bir kadeh alan kişi bilir.

Gözü o yüzleri görmemiş olan kişiye göre, bu duman sıcaklığı candır.

Abdülaziz oğlu Ömer'i görmediği için ona göre Haccâc da adaletlidir.

O, Musa'nın yılanının sebâtını/gücünü görmediği için büyü iplerinde hayat olduğunu sanır.

Tatlı su içmemiş olan kuş, acı suda kol kanat çırpar.

Zıt, ancak zıddıyla tanınabilir; -kişi- yarayı görürse, okşamayı tanır.

Elest ülkesinin değerini bilmen için bu dünya önce gelmiştir, şüphesiz.

Buradan kurtulunca oraya gidersin; sonsuzluk şeker evinde şükredersin.

Dersin ki "Orada toprağı eliyordum, bu temiz dünyadan kaçıyordum.

Keşke bundan önce ölseydim de korku içinde azabım az olsaydı."[13]

İmam-ı Gazali'den[düzenle]

Hatta susamış bir kimsenin önünde, her bakımdan kendi isteğine uygun su dolu iki eşit bardak bulunsaydı, ikisinden birini seçmesi mümkün olmazdı. Ancak o bunlardan en güzel veya en hafif bulduğunu yahut sağını kullanıyorsa sağ yanına en yakın olanı ya da -gizli veya açık olsun- herhangi bir sebepten ötürü birini alır.Böyle olmasaydı bir şeyi benzerinden ayırt etmek hiçbir şekilde düşünülemezdi. [14]

Diğer[düzenle]

Phoenician temples (at least those consecrated to ‘Ashtart) employed guards, servants, barbers, scribes, musicians, butchers, bakers, a ‘water master’, a ‘sacrificer’ and sacred prostitutes.[15]

Notlar[düzenle]

  1. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008.
  2. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008.(1. kitap, 268-271)
  3. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (1. kitap, 2639-2640)
  4. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (1. kitap, 2898)
  5. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (1. kitap, 3080-3084)
  6. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008.(2. kitap, 486)
  7. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (5. kitap, 209)
  8. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (5. kitap, 231-235)
  9. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (5. kitap, 231-235)
  10. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (5. kitap, 331-334)
  11. Kur'ân-ı Kerim, Bakara, 2/267: "Ey iman edenler! Kazandığınız şeylerin ve yerden sizin için çıkarmış olduğumuz şeylerin temizlerinden infak ediniz."
  12. Kur'ân-ı Kerim, A'raf, 7/31
  13. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (5. kitap, 574-603)
  14. Gazzalî, (109?), Filozofların Tutarsızlığı, Neşir ve Tercüme: Mahmut Kaya ve Hüseyin Sarıoğlu, İstanbul: Klasik Yayınları, İkinci Basım 2009, s. 24
  15. Woolmer, Mark (2002). A Short History of the Phoenicians. London, New York: I.B.Tauris & Co. Ltd. s. 119.