"Dünya" sayfasının sürümleri arasındaki fark

DrOS'un not defteri sitesinden
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla
k
k
9. satır: 9. satır:
 
|}
 
|}
 
=== Mevlânâ'dan ===
 
=== Mevlânâ'dan ===
 +
{| border="1"
 +
|-
 +
|
 
{{:Mesnevi 000052}}
 
{{:Mesnevi 000052}}
 
+
|-
 +
|
 
{{:Mesnevi 000007}}
 
{{:Mesnevi 000007}}
 
+
|-
 +
|
 
{{:Mesnevi 000053}}
 
{{:Mesnevi 000053}}
 
+
|-
 +
|
 
{{:Mesnevi 000054}}
 
{{:Mesnevi 000054}}
 
+
|-
 +
|
 
{{:Mesnevi 000055}}
 
{{:Mesnevi 000055}}
 
+
|-
 +
|
 
{{:Mesnevi 000056}}
 
{{:Mesnevi 000056}}
 
+
|-
 +
|
 
{{:Mesnevi 000061}}
 
{{:Mesnevi 000061}}
 
+
|-
 +
|
 
{{:Mesnevi 000057}}
 
{{:Mesnevi 000057}}
 
+
|-
 +
|
 
{{:Mesnevi 000058}}
 
{{:Mesnevi 000058}}
 
+
|-
 +
|
 
{{:Mesnevi 000059}}
 
{{:Mesnevi 000059}}
 
+
|-
 +
|
 
{{:Mesnevi 000076}}
 
{{:Mesnevi 000076}}
 
+
|-
 +
|
 
{{:Mesnevi 000077}}
 
{{:Mesnevi 000077}}
 
+
|-
 +
|
 
{{:Mesnevi 000078}}
 
{{:Mesnevi 000078}}
 
+
|-
 +
|
 
{{:Mesnevi 000079}}
 
{{:Mesnevi 000079}}
 
+
|-
 +
|
 
{{:Mesnevi 000028}}
 
{{:Mesnevi 000028}}
 
+
|-
 +
|
 
{{:Mesnevi 000033}}
 
{{:Mesnevi 000033}}
 
+
|-
 +
|
 
{{:Mesnevi 000036}}
 
{{:Mesnevi 000036}}
 +
|-
 +
|}
 
==Notlar ==
 
==Notlar ==
 
<references/>
 
<references/>
 
[[Category:Mevlânâ]]
 
[[Category:Mevlânâ]]
 
[[Category:Marx]]
 
[[Category:Marx]]

14.30, 13 Kasım 2008 tarihindeki hâli

Göndermeler

Karl Marx'tan

“Die Philosophen haben die Welt nur verschieden interpretiert, es kömmt drauf an, sie zu verändern.”[1]
“Die Proletarier haben nichts in ihr zu verlieren als ihre Ketten. Sie haben eine Welt zu gewinnen.”[2]

Mevlânâ'dan

Bu dünya dağdır, eylemimizse nida. Nidaların sesi bize doğru gelir.[3]

Senin gizlide cüzî aklın var, dünyada bir aklı olgun kişi ara.

Senin parçan onun bütününden bir bütün olur. Küllî akıl nefise boyun bağı gibidir.[4]

Manayı anlatış kâfi olsaydı, dünya halkı işsiz ve manasız olurdu.

Sevgi -sadece- düşünce ve mana olsaydı, senin orucunun ve namazının sureti olmazdı.[5]

Aslan bu düşünceyle gülüşü açığa vuruyordu: Aslanın gülümsemelerine güvenme.

Dünya malı Hakk'ın gülümsemeleridir; bizi serhoş, gururlu ve perişan eder.[6]

Felsefeci fikir ve zannında inkârcı olur; gitsin, başını o duvara vursun.

Suyun, toprağın ve çamurun konuşması, gönül ehlinin duyularınca hissedilir.

Hannâne direğinin inlemesini inkâr eden felsefeci, velilerin hislerine yabancıdır.

O der ki: “Halkın sevda ışığı, halkın görüşüne çok hayaller getirdi.”

Daha öte, o fesat ve küfrün yansıması, bu inkârcı düşünceyi ona yükledi.

Felsefeci şeytanı inkâr eder, aynı anda şeytanın oyuncağı olur.

Şeytanı görmedinse, kendini gör. Delilik olmadan alında morluk bulunmaz.

Gönlünde şüphe ve şaşkınlık bulunan, dünyada gizli felsefecidir.

İnanır görünür, fakat zaman zaman o felsefe damarı yüzünü karartır.[7]

Dikkat et! Kötü dostun işvelerini yutma. Tuzağı gör, yeryüzünde güvenli gitme sen.[8]

Bu sualin faydası yoksa bunu, abes ve yararsızca niçin dinleyeyim.

Senin sorunun birçok faydası varsa o zaman, cihan peki niçin faydasız olsun?

Dünya bir yönden faydasızsa, diğer yönlerden fayda doludur.

Senin faydan bana fayda değilse, sana faydaysa ondan geri durma.

Yusuf'un güzelliği, kardeşlerine yersiz ve fazlalık idiyse de bir âleme faydaydı.

Davud'un sesi, öyle sevgiliydi ki, Ama mahrum kişiye göre odun sesiydi.

Nil'in suyu, abıhayattan üstündü, fakat mahrum ve inkârcı olana kan idi.

Şehitlik, mümine dirliktir; münafık kişiye göreyse ölmek ve parça parça olmaktır.

İnek ve eşek için şekerde ne fayda vardır? Her canın başka bir gıdası vardır.[9]

Dünyada halis akçe geçer olmasaydı, kalp olanlar nasıl harcanırdı?[10]

Çok kişi ay ışığında yolunu görmez; güneş doğunca yol görünür.

Güneş, değiş tokuş edenleri tam olarak gösterir; şüphesiz çarşılar gündüz vaktinde olur.

Böylece sahteyle, geçer olan para iyice görünür; böylece aldatma ve hileden uzak olunur.

Güneşin ışığı yeryüzüne tam gelince, tacirler için âlemlere rahmet olur.

Ancak kalpazanlarca çok nefret edilir; çünkü güneşle onun parası ve malı değersiz olur.[11]

Öyleyse dünyada mutlak kötü yoktur; şunu bil ki kötü, alakaya göredir.

Dünyada birine ayak, diğerine bağ almayan hiç bir zehir ve şeker yoktur.

Birine ayak, diğerine ayak bağıdır; birine zehir, diğerineyse şeker gibidir.[12]

Senin çalışman ve gücünle ortaya çıkmasa da, camii oğlun yapacak.

Ey hikmet sahibi! Onun yapması senin yapmandır. Bil ki müminlerin ezeli bir birliği vardır.

Müminler sayılıdır, ancak iman birdir; bedenleri sayılıdır, ancak can birdir.

İnsanın, inek ve eşekte bulunan anlayış ve candan başka bir aklı ve canı vardır.

Hayvanî canın birliği yoktur; sen bu birliği rüzgâr/havanî canda arama.

Bu ekmek yese, o doymaz; bu yük çekse o, ağırlaşmaz.

Hatta bu, onun ölümünden sevinir; onun azığını görse kıskançlılıktan ölür.

Kurtların ve köpeklerin canı ayrıdır; Allah'ın aslanlarının canları birdir.

Canlarını, isim olarak çoğul dedim; çünkü o bir can, bedene göre yüzdür.

Gökteki güneşin bir ışığı gibidir; evlerin alanına göre yüzdür.

Ancak sen duvarı aradan kaldırırsan, onların bütün ışıkları bir olur.

Evlerin temeli yıkıldığında, müminler bir kişi kalır.

Bu sözden farklar ve güçlükler doğar; çünkü benzer değildir, örnektir bu.

Aslanın şahsıyla yiğit insanın şahsı arasında sınırsız farklar vardır.

Ey güzel bekişli! Ancak örnek anında -aralarındaki- birliğe cesurluk açısında bak.

Çünkü o yiğit, sonuçta aslan gibidir; her yönden aslanın aynısı değildir.

Bu dünyanın birleşik bir sureti yok ki, ben sana benzerini göstereyim.[13]

Dünyada hasım ve düşman bulunmasaydı, o zaman insanlardaki öfke ölürdü.

Cehennem o öfkedir; yaşamak için ona hasım gerekir; yoksa merhamet onu öldürür.[14]

O, o caminin temelini koyduğunda cin ve insanlar gelip işe girişti,

Kulların ibadet yolunda oldukları gibi bir bölüğü aşkla ve bir bölüğü de isteksiz.

Halk cinlerdir, şehvet de zincir; şehvet onları dükkâna ve ota çekip götürür.

Bu zincir korku ve şaşkınlıktandır. Sen, bu halkı zincirsiz görme.

Onları kazanca ve ava çekip götürür; onları madene ve denizlere götürür.

Onları iyi ve kötü yöne götürür. Hak dedi: "Boynunda hurma lifinden bir ip var."[15]

Boyunlarına ip bağladık; ahlâklarından ip yaptık.

Amel defteri boynuna asılı olmayan hiçbir ahlâkı bozuk ve ahlâkı temiz kişi yoktur.

Senin kötü işteki hırsın, ateş gibidir. Kor ateş, ateşin hoş renginden dolayı hoştur.

Kömürün o siyahlığı ateşte gizlidir; ateş gittiğinde karanlığı ortaya çıkar.

Siyah kömür senin hırsından kor ateş olur; hırsın gittiğinde o bozuk kömür ortada kalır.

O anda o kömür, kor ateş görünüyordu; bu, işin güzelliğinden değildi, hırs ateşiydi.

Hırs senin işini süslemişti; hırs gitti ve işin kara kaldı.

Ahmak olan kişi gulyabaninin süslediği ham şeyi, olgun sanır.

Canı onu deneyince, denemesinden dolayı dişleri kamaşır.

O tuzak, hevesinden dolayı yem görünüyordu; -bu,- hırs gulyabanisinin etkisiydi ve o tam hamdı.

Din ve hayır işinde hırs ara; hırs kalmazsa, -bu işler yine- güzel yüzlüdür.

Hayırlar güzeldir; -bu,- başkasının etkisiyle değildir; hırs ateşi giderse hayır ateşi kalır.

Dünya işinde hırs ateşi gidince, parlak kor ateşten -geriye- kömür kalmış olur.

Hırs, çocukları aldatır da gönül zevkinden eteklerini -at gibi- sürerler.

Çocuktan o kötü hırs gidince, diğer çocuklara güler:

"Ne yapıyordum? Bunda ne görüyordum? Sirke, hırsın etkisiyle bal göründü."[16]

İnek, kasaplardan haberdar olsaydı, onların peşinde o dükkâna nasıl giderdi?

Veya onların avucundan ot yer miydi veya okşamalarıyla onlara süt verir miydi?

Yeseydi, otun amacından haberdar olsaydı o otu nasıl hazmederdi?

Öyleyse bu dünyanın direği bizatihi gaflettir. Devlet nedir? Bu "dev (koş)", "let (dayak)" ile birliktedir.

Öncesinde koş, koş; sonunda dayak ye; bu viranede eşek ölümünden başka bir şey yoktur.

Senin elinle ciddiyetle tutuğun işin ayıbı şimdi sana örtülüdür.

Allah, ayıbını senden gizlediği için kendini işine verebiliyorsun.

Aynı şekilde hararetle bağlı bulunduğun düşüncenin ayıbı senden gizlidir.

Onun ayıbı ve çirkinliği sana aşikâr olsaydı canın, ondan âlemin bir ucundan diğer ucuna kaçardı.

Sonuçta kendisinden pişman olacağın durum, öncesinde bu şekilde olsa ona nasıl koşarsın?[17]

Altın işlemeli elbiseler dokumak; denizin dibinden inciler elde etmek;

Hendese ilminin incelikleri veya yıldız, tıp ve felsefe ilmi;

Yine bu dünyayla ilgilidir; yedinci göğe yolları yoktur.[18]

Dünyayı görme çerçeven, senin idrakindir; senin temiz olmayan hissin, temiz kişileri görmene perdedir.[19]
Kıskançlığın gizli yüz sabrı var; yoksa bir solukla yüz cihanı yakardı.[20]

Notlar

  1. Karl Marx (1845), Thesen über Feuerbach
  2. Marx, Karl (1848), Manifest der Kommunistischen Partei
  3. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (1. kitap, 215)
  4. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (1. kitap, 2052-2053)
  5. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (1. kitap, 2623-4)
  6. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (1. kitap, 3038-3039)
  7. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (1. kitap, 3277-3285)
  8. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (2. kitap, 254)
  9. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (2. kitap, 1067-1073)
  10. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (2. kitap, 2915)
  11. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (4. kitap, 21-25)
  12. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (4. kitap, 65-67)
  13. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (4. kitap, 405-422)
  14. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (4. kitap, 1076-1077)
  15. (Kur'ân-ı Kerim, Leheb, 111/5)
  16. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (4. kitap, 1113-1134)
  17. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (4. kitap, 1326-1335)
  18. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (4. kitap, 1514-1516)
  19. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (4. kitap, 2383)
  20. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (4. kitap, 2650)