Veli
Göndermeler[düzenle]
Mevlânâ'dan[düzenle]
| Aklın deveci gibi, sense deve; acı buyrukla seni her tarafa çekiyor.
Veliler aklın aklıdır. Ve akıllar, -kervanda- sona dek develer gibi. Artık onlara ibret almak için bak. Yüz binlerin canı, bir kılavuzdur.[1] |
|
Felsefeci fikir ve zannında inkârcı olur; gitsin, başını o duvara vursun. Suyun, toprağın ve çamurun konuşması, gönül ehlinin duyularınca hissedilir. Hannâne direğinin inlemesini inkâr eden felsefeci, velilerin hislerine yabancıdır. O der ki: “Halkın sevda ışığı, halkın görüşüne çok hayaller getirdi.” Daha öte, o fesat ve küfrün yansıması, bu inkârcı düşünceyi ona yükledi. Felsefeci şeytanı inkâr eder, aynı anda şeytanın oyuncağı olur. Şeytanı görmedinse, kendini gör. Delilik olmadan alında morluk bulunmaz. Gönlünde şüphe ve şaşkınlık bulunan, dünyada gizli felsefecidir. İnanır görünür, fakat zaman zaman o felsefe damarı yüzünü karartır.[2] |
|
Şeytanların sesi, eşkıyanın bekçisidir; sultanın sesi, velilerin koruyucusudur.[3] |
Notlar[düzenle]
- ↑ Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (1. kitap, 2497-2499)
- ↑ Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (1. kitap, 3277-3285)
- ↑ Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (3. kitap, 4341)