"Dünya" sayfasının sürümleri arasındaki fark

DrOS'un not defteri sitesinden
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla
k
k
4. satır: 4. satır:
  
 
“Die Proletarier haben nichts in ihr zu verlieren als ihre [[Zincir|Kette]]n. Sie haben eine Welt zu gewinnen.”<ref>Marx, Karl (1848), [http://marxists.org/deutsch/archiv/marx-engels/1848/manifest/4-stelkomm.htm Manifest der Kommunistischen Partei]</ref>
 
“Die Proletarier haben nichts in ihr zu verlieren als ihre [[Zincir|Kette]]n. Sie haben eine Welt zu gewinnen.”<ref>Marx, Karl (1848), [http://marxists.org/deutsch/archiv/marx-engels/1848/manifest/4-stelkomm.htm Manifest der Kommunistischen Partei]</ref>
=== Mesnevi'den<ref>Mevlânâ, '''Mesnevî''', (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008.</ref> ===
+
=== Mevlânâ'dan ===
[1/215] Bu dünya [[dağ]]dır, [[eylem]]imizse [[nida]]. [[Nida]]ların [[ses]]i bize doğru gelir.
+
Bu dünya [[dağ]]dır, [[eylem]]imizse [[nida]]. [[Nida]]ların [[ses]]i bize doğru gelir.<ref>Mevlânâ, '''Mesnevî''', (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (1. kitap, 215)</ref>
 
----
 
----
[1/2623] [[Mana]]yı anlatış kâfi olsaydı, dünya [[halk]]ı işsiz ve manasız olurdu.
+
[[Mana]]yı anlatış kâfi olsaydı, dünya [[halk]]ı işsiz ve manasız olurdu.<ref>Mevlânâ, '''Mesnevî''', (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (1. kitap, 2623)</ref>
 
----
 
----
[1/3038] Aslan bu düşünceyle gülüşü açığa vuruyordu: Aslanın [[gülümseme]]lerine [[güven]]me.
+
Aslan bu düşünceyle gülüşü açığa vuruyordu: Aslanın [[gülümseme]]lerine [[güven]]me.<br>
 
+
Dünya [[mal]]ı Hakk'ın [[gülümseme]]leridir; bizi serhoş, [[gururlu]] ve [[perişan]] eder.<ref>Mevlânâ, '''Mesnevî''', (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (1. kitap, 3038-3039)</ref>
[1/3039] Dünya [[mal]]ı Hakk'ın [[gülümseme]]leridir; bizi serhoş, [[gururlu]] ve [[perişan]] eder.
 
 
----
 
----
[1/3277] [[Felsefe]]ci [[fikir]] ve [[zan]]nında [[inkâr]]cı olur; gitsin, başını o duvara vursun.
+
[[Felsefe]]ci [[fikir]] ve [[zan]]nında [[inkâr]]cı olur; gitsin, başını o duvara vursun.<br>
 
+
Suyun, toprağın ve çamurun konuşması, [[gönül]] ehlinin duyularınca hissedilir.<br>
[1/3278] Suyun, toprağın ve çamurun konuşması, [[gönül]] ehlinin duyularınca hissedilir.
+
Hannâne direğinin inlemesini [[inkâr]] eden [[felsefe]]ci, [[veli]]lerin hislerine yabancıdır.<br>
 
+
O der ki: “[[Halk]]ın sevda ışığı, [[halk]]ın görüşüne çok hayaller getirdi.”<br>
[1/3279] Hannâne direğinin inlemesini [[inkâr]] eden [[felsefe]]ci, [[veli]]lerin hislerine yabancıdır.
+
Daha öte, o [[fesat]] ve [[küfür|küfr]]ün yansıması, bu inkârcı [[düşünce]]yi ona yükledi.<br>
 
+
[[Felsefe]]ci [[şeytan]]ı inkâr eder, aynı anda [[şeytan]]ın oyuncağı olur.<br>
[1/3280] O der ki: “[[Halk]]ın sevda ışığı, [[halk]]ın görüşüne çok hayaller getirdi.”
+
[[Şeytan]]ı görmedinse, kendini gör. Delilik olmadan alında morluk bulunmaz.<br>
 
+
[[gönül|Gönl]]ünde [[şüphe]] ve şaşkınlık bulunan, dünyada gizli [[felsefe]]cidir.<br>
[1/3281] Daha öte, o [[fesat]] ve [[küfür|küfr]]ün yansıması, bu inkârcı [[düşünce]]yi ona yükledi.
+
İnanır görünür, fakat zaman zaman o [[felsefe]] damarı yüzünü karartır.<ref>Mevlânâ, '''Mesnevî''', (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (1. kitap, 3277-3285)</ref>
 
 
[1/3282] [[Felsefe]]ci [[şeytan]]ı inkâr eder, aynı anda [[şeytan]]ın oyuncağı olur.
 
 
 
[1/3283] [[Şeytan]]ı görmedinse, kendini gör. Delilik olmadan alında morluk bulunmaz.
 
 
 
[1/3284] [[gönül|Gönl]]ünde [[şüphe]] ve şaşkınlık bulunan, dünyada gizli [[felsefe]]cidir.
 
 
 
[1/3285] İnanır görünür, fakat zaman zaman o [[felsefe]] damarı yüzünü karartır.
 
 
----
 
----
[2/254] [[Dikkat]] et! [[Kötü]] [[dost]]un [[işve]]lerini yutma. [[tuzak|Tuzağ]]ı gör, yeryüzünde [[güven]]li gitme sen.
+
[[Dikkat]] et! [[Kötü]] [[dost]]un [[işve]]lerini yutma. [[tuzak|Tuzağ]]ı gör, yeryüzünde [[güven]]li gitme sen.<ref>Mevlânâ, '''Mesnevî''', (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (2. kitap, 254)</ref>
 
----
 
----
[2/2915] Dünyada halis [[akçe]] geçer olmasaydı, kalp olanlar nasıl harcanırdı?
+
Dünyada halis [[akçe]] geçer olmasaydı, kalp olanlar nasıl harcanırdı?<ref>Mevlânâ, '''Mesnevî''', (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (2. kitap, 2915)</ref>
 
----
 
----
[4/21] Çok kişi ay ışıpında yolunu görmez; [[güneş]] doğunca yol görünür.
+
Çok kişi ay ışıpında yolunu görmez; [[güneş]] doğunca yol görünür.<br>
 
+
[[Güneş]], [[değiş tokuş]] edenleri tam olarak gösterir; şüphesiz [[çarşı]]lar gündüz vaktinde olur.<br>
[4/22] [[Güneş]], [[değiş tokuş]] edenleri tam olarak gösterir; şüphesiz [[çarşı]]lar gündüz vaktinde olur.
+
Böylece sahteyle, geçer olan [[para]] iyice görünür; böylece aldatma ve hileden uzak olunur.<br>
 
+
[[Güneş]]in ışığı yeryüzüne tam gelince, [[tacir]]ler için [[âlem]]lere rahmet olur.<br>
[4/23] Böylece sahteyle, geçer olan [[para]] iyice görünür; böylece aldatma ve hileden uzak olunur.
+
Ancak [[kalpazan]]larca çok nefret edilir; çünkü [[güneş]]le onun [[para]]sı ve [[mal]]ı değersiz olur.<ref>Mevlânâ, '''Mesnevî''', (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (4. kitap, 21-25)</ref>
 
 
[4/24] [[Güneş]]in ışığı yeryüzüne tam gelince, [[tacir]]ler için [[âlem]]lere rahmet olur.
 
 
 
[4/25] Ancak [[kalpazan]]larca çok nefret edilir; çünkü [[güneş]]le onun [[para]]sı ve [[mal]]ı değersiz olur.
 
 
----
 
----
[4/65] Öyleyse dünyada [[mutlak]] [[kötü]] yoktur; şunu bil ki [[kötü]], [[görelilik|alaka]]ya göredir.
+
Öyleyse dünyada [[mutlak]] [[kötü]] yoktur; şunu bil ki [[kötü]], [[görelilik|alaka]]ya göredir.<br>
 
+
Dünyada birine ayak, diğerine bağ almayan hiç bir zehir ve şeker yoktur.<br>
[4/66] Dünyada birine ayak, diğerine bağ almayan hiç bir zehir ve şeker yoktur.
+
Birine ayak, diğerine ayak bağıdır; birine zehir, diğerineyse şeker gibidir.<ref>Mevlânâ, '''Mesnevî''', (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (4. kitap, 65-67)</ref>
 
 
[4/67] Birine ayak, diğerine ayak bağıdır; birine zehir, diğerineyse şeker gibidir.
 
 
----
 
----
[4/1076] Dünyada [[hasım]] ve [[düşman]] bulunmasaydı, o zaman [[insan]]lardaki [[öfke]] ölürdü.
+
Dünyada [[hasım]] ve [[düşman]] bulunmasaydı, o zaman [[insan]]lardaki [[öfke]] ölürdü.<br>
 
+
[[Cehennem]] o [[öfke]]dir; yaşamak için ona [[hasım]] gerekir; yoksa [[merhamet]] onu öldürür.<ref>Mevlânâ, '''Mesnevî''', (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (4. kitap, 1076-1077)</ref>
[4/1076] [[Cehennem]] o [[öfke]]dir; yaşamak için ona [[hasım]] gerekir; yoksa [[merhamet]] onu öldürür.
 
 
----
 
----
[4-1113] O, o caminin temelini koyduğunda [[cin]] ve [[insan]]lar gelip [[iş]]e girişti,
+
O, o caminin temelini koyduğunda [[cin]] ve [[insan]]lar gelip [[iş]]e girişti,<br>
 
+
[[Kul]]ların [[ibadet]] [[yol]]unda oldukları gibi bir bölüğü [[aşk]]la ve bir bölüğü de [[isteksiz]].<br>
[4-1114] [[Kul]]ların [[ibadet]] [[yol]]unda oldukları gibi bir bölüğü [[aşk]]la ve bir bölüğü de [[isteksiz]].
+
[[Halk]] [[cin]]lerdir, [[şehvet]] de [[zincir]]; [[şehvet]] onları [[dükkân]]a ve ota çekip götürür.<br>
 
+
Bu zincir [[korku]] ve [[şaşkınlık]]tandır. Sen, bu [[halk]]ı zincirsiz görme.<br>
[4-1115] [[Halk]] [[cin]]lerdir, [[şehvet]] de [[zincir]]; [[şehvet]] onları [[dükkân]]a ve ota çekip götürür.
+
Onları [[kazanç|kazanc]]a ve [[av]]a çekip götürür; onları [[maden]]e ve [[deniz]]lere götürür.<br>
 
+
Onları [[iyi]] ve [[kötü]] yöne götürür. Hak dedi: "Boynunda hurma lifinden bir ip var."<ref>(Kur'ân-ı Kerim, Leheb, 111/5)</ref><br>
[4-1116] Bu [[zincir]] [[korku]] ve [[şaşkınlık]]tandır. Sen, bu [[halk]]ı [[zincir]]siz görme.
+
Boyunlarına ip bağladık; [[ahlâk]]larından ip yaptık.<br>
 
+
[[Amel defteri]] boynuna asılı olmayan hiçbir [[ahlâk]]ı bozuk ve [[ahlâk]]ı temiz kişi yoktur.<br>
[4-1117] Onları [[kazanç|kazanc]]a ve [[av]]a çekip görürür; onları [[maden]]e ve [[deniz]]lere götürür.
+
Senin [[kötü]] [[iş]]teki [[hırs]]ın, [[ateş]] gibidir. Kor [[ateş]], [[ateş]]in hoş renginden dolayı hoştur.<br>
 
+
[[Kömür]]ün o siyahlığı [[ateş]]te gizlidir; [[ateş]] gittiğinde [[karanlık|karanlığ]]ı ortaya çıkar.<br>
[4-1118] Onları [[iyi]] ve [[kötü]] yöne götürür. Hak dedi: "Boynunda hurma lifinden bir ip var."<ref>(Kur'ân-ı Kerim, Leheb, 111/5)</ref>
+
Siyah [[kömür]] senin [[hırs]]ından kor [[ateş]] olur; [[hırs]]ın gittiğinde o bozuk [[kömür]] ortada kalır.<br>
 
+
O anda o [[kömür]], kor [[ateş]] görünüyordu; bu, [[iş]]in [[güzellik|güzelliğ]]inden değildi, [[hırs]] [[ateş]]iydi.<br>
[4-1119] Boyunlarına ip bağladık; [[ahlâk]]larından ip yaptık.  
+
[[Hırs]] senin [[iş]]ini süslemişti; [[hırs]] gitti ve [[iş]]in kara kaldı.<br>
 
+
[[Ahmak]] olan kişi gulyabaninin süslediği ham şeyi, olgun sanır.<br>
[4-1120] [[Amel defteri]] boynuna asılı olmayan hiçbir [[ahlâk]]ı bozuk ve [[ahlâk]]ı temiz kişi yoktur.
+
[[Can]]ı onu deneyince, denemesinden dolayı dişleri kamaşır.<br>
 
+
O [[tuzak]], [[heves]]inden dolayı yem görünüyordu; -bu,- [[hırs]] gulyabanisinin etkisiydi ve o tam hamdı.<br>
[4-1121] Senin [[kötü]] [[iş]]teki [[hırs]]ın, [[ateş]] gibidir. Kor [[ateş]], [[ateş]]in hoş renginden dolayı hoştur.
+
[[Din]] ve [[hayır]] [[iş]]inde [[hırs]] ara; [[hırs]] kalmazsa, -bu işler yine- [[güzel]] yüzlüdür.<br>
 
+
[[Hayır]]lar [[güzel]]dir; -bu,- başkasının etkisiyle değildir; [[hırs]] [[ateş]]i giderse [[hayır]] [[ateş]]i kalır.<br>
[4-1122] [[Kömür]]ün o siyahlığı [[ateş]]te gizlidir; [[ateş]] gittiğinde [[karanlık|karanlığ]]ı ortaya çıkar.
+
Dünya [[iş]]inde [[hırs]] [[ateş]]i gidince, parlak kor [[ateş]]ten -geriye- [[kömür]] kalmış olur.<br>
 
+
[[Hırs]], [[çocuk]]ları aldatır da [[gönül]] [[zevk]]inden eteklerini -at gibi- sürerler.<br>
[4-1123] Siyah [[kömür]] senin [[hırs]]ından kor [[ateş]] olur; [[hırs]]ın gittiğinde o bozuk [[kömür]] ortada kalır.
+
[[Çocuk]]tan o [[kötü]] [[hırs]] gidince, diğer [[çocuk]]lara güler:<br>
 
+
"Ne yapıyordum? Bunda ne görüyordum? Sirke, hırsın etkisiyle bal göründü."<ref>Mevlânâ, '''Mesnevî''', (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (4. kitap, 1113-1134)</ref>
[4-1124] O anda o [[kömür]], kor [[ateş]] görünüyordu; bu, [[iş]]in [[güzellik|güzelliğ]]inden değildi, [[hırs]] [[ateş]]iydi.
 
 
 
[4-1125] [[Hırs]] senin [[iş]]ini süslemişti; [[hırs]] gitti ve [[iş]]in kara kaldı.
 
 
 
[4-1126] [[Ahmak]] olan kişi gulyabaninin süslediği ham şeyi, olgun sanır.
 
 
 
[4-1127] [[Can]]ı onu deneyince, denemesinden dolayı dişleri kamaşır.
 
 
 
[4-1128] O [[tuzak]], [[heves]]inden dolayı yem görünüyordu; -bu,- [[hırs]] gulyabanisinin etkisiydi ve o tam hamdı.
 
 
 
[4-1129] [[Din]] ve [[hayır]] [[iş]]inde [[hırs]] ara; [[hırs]] kalmazsa, -bu işler yine- [[güzel]] yüzlüdür.
 
 
 
[4-1130] [[Hayır]]lar [[güzel]]dir; -bu,- başkasının etkisiyle değildir; [[hırs]] [[ateş]]i giderse [[hayır]] [[ateş]]i kalır.
 
 
 
[4-1131] Dünya [[iş]]inde [[hırs]] [[ateş]]i gidince, parlak kor [[ateş]]ten -geriye- [[kömür]] kalmış olur.
 
 
 
[4-1132] [[Hırs]], [[çocuk]]ları aldatır da [[gönül]] [[zevk]]inden eteklerini -at gibi- sürerler.
 
 
 
[4-1133] [[Çocuk]]tan o [[kötü]] [[hırs]] gidince, diğer [[çocuk]]lara güler:
 
 
 
[4-1134] "Ne yapıyordum? Bunda ne görüyordum? Sirke, hırsın etkisiyle bal göründü."
 
 
==Notlar ==
 
==Notlar ==
 
<references/>
 
<references/>
 
[[Category:Mevlânâ]]
 
[[Category:Mevlânâ]]
 
[[Category:Marx]]
 
[[Category:Marx]]

09.39, 7 Kasım 2008 tarihindeki hâli

Göndermeler

Karl Marx'tan

“Die Philosophen haben die Welt nur verschieden interpretiert, es kömmt drauf an, sie zu verändern.”[1]

“Die Proletarier haben nichts in ihr zu verlieren als ihre Ketten. Sie haben eine Welt zu gewinnen.”[2]

Mevlânâ'dan

Bu dünya dağdır, eylemimizse nida. Nidaların sesi bize doğru gelir.[3]


Manayı anlatış kâfi olsaydı, dünya halkı işsiz ve manasız olurdu.[4]


Aslan bu düşünceyle gülüşü açığa vuruyordu: Aslanın gülümsemelerine güvenme.
Dünya malı Hakk'ın gülümsemeleridir; bizi serhoş, gururlu ve perişan eder.[5]


Felsefeci fikir ve zannında inkârcı olur; gitsin, başını o duvara vursun.
Suyun, toprağın ve çamurun konuşması, gönül ehlinin duyularınca hissedilir.
Hannâne direğinin inlemesini inkâr eden felsefeci, velilerin hislerine yabancıdır.
O der ki: “Halkın sevda ışığı, halkın görüşüne çok hayaller getirdi.”
Daha öte, o fesat ve küfrün yansıması, bu inkârcı düşünceyi ona yükledi.
Felsefeci şeytanı inkâr eder, aynı anda şeytanın oyuncağı olur.
Şeytanı görmedinse, kendini gör. Delilik olmadan alında morluk bulunmaz.
Gönlünde şüphe ve şaşkınlık bulunan, dünyada gizli felsefecidir.
İnanır görünür, fakat zaman zaman o felsefe damarı yüzünü karartır.[6]


Dikkat et! Kötü dostun işvelerini yutma. Tuzağı gör, yeryüzünde güvenli gitme sen.[7]


Dünyada halis akçe geçer olmasaydı, kalp olanlar nasıl harcanırdı?[8]


Çok kişi ay ışıpında yolunu görmez; güneş doğunca yol görünür.
Güneş, değiş tokuş edenleri tam olarak gösterir; şüphesiz çarşılar gündüz vaktinde olur.
Böylece sahteyle, geçer olan para iyice görünür; böylece aldatma ve hileden uzak olunur.
Güneşin ışığı yeryüzüne tam gelince, tacirler için âlemlere rahmet olur.
Ancak kalpazanlarca çok nefret edilir; çünkü güneşle onun parası ve malı değersiz olur.[9]


Öyleyse dünyada mutlak kötü yoktur; şunu bil ki kötü, alakaya göredir.
Dünyada birine ayak, diğerine bağ almayan hiç bir zehir ve şeker yoktur.
Birine ayak, diğerine ayak bağıdır; birine zehir, diğerineyse şeker gibidir.[10]


Dünyada hasım ve düşman bulunmasaydı, o zaman insanlardaki öfke ölürdü.
Cehennem o öfkedir; yaşamak için ona hasım gerekir; yoksa merhamet onu öldürür.[11]


O, o caminin temelini koyduğunda cin ve insanlar gelip işe girişti,
Kulların ibadet yolunda oldukları gibi bir bölüğü aşkla ve bir bölüğü de isteksiz.
Halk cinlerdir, şehvet de zincir; şehvet onları dükkâna ve ota çekip götürür.
Bu zincir korku ve şaşkınlıktandır. Sen, bu halkı zincirsiz görme.
Onları kazanca ve ava çekip götürür; onları madene ve denizlere götürür.
Onları iyi ve kötü yöne götürür. Hak dedi: "Boynunda hurma lifinden bir ip var."[12]
Boyunlarına ip bağladık; ahlâklarından ip yaptık.
Amel defteri boynuna asılı olmayan hiçbir ahlâkı bozuk ve ahlâkı temiz kişi yoktur.
Senin kötü işteki hırsın, ateş gibidir. Kor ateş, ateşin hoş renginden dolayı hoştur.
Kömürün o siyahlığı ateşte gizlidir; ateş gittiğinde karanlığı ortaya çıkar.
Siyah kömür senin hırsından kor ateş olur; hırsın gittiğinde o bozuk kömür ortada kalır.
O anda o kömür, kor ateş görünüyordu; bu, işin güzelliğinden değildi, hırs ateşiydi.
Hırs senin işini süslemişti; hırs gitti ve işin kara kaldı.
Ahmak olan kişi gulyabaninin süslediği ham şeyi, olgun sanır.
Canı onu deneyince, denemesinden dolayı dişleri kamaşır.
O tuzak, hevesinden dolayı yem görünüyordu; -bu,- hırs gulyabanisinin etkisiydi ve o tam hamdı.
Din ve hayır işinde hırs ara; hırs kalmazsa, -bu işler yine- güzel yüzlüdür.
Hayırlar güzeldir; -bu,- başkasının etkisiyle değildir; hırs ateşi giderse hayır ateşi kalır.
Dünya işinde hırs ateşi gidince, parlak kor ateşten -geriye- kömür kalmış olur.
Hırs, çocukları aldatır da gönül zevkinden eteklerini -at gibi- sürerler.
Çocuktan o kötü hırs gidince, diğer çocuklara güler:
"Ne yapıyordum? Bunda ne görüyordum? Sirke, hırsın etkisiyle bal göründü."[13]

Notlar

  1. Karl Marx (1845), Thesen über Feuerbach
  2. Marx, Karl (1848), Manifest der Kommunistischen Partei
  3. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (1. kitap, 215)
  4. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (1. kitap, 2623)
  5. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (1. kitap, 3038-3039)
  6. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (1. kitap, 3277-3285)
  7. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (2. kitap, 254)
  8. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (2. kitap, 2915)
  9. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (4. kitap, 21-25)
  10. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (4. kitap, 65-67)
  11. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (4. kitap, 1076-1077)
  12. (Kur'ân-ı Kerim, Leheb, 111/5)
  13. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (4. kitap, 1113-1134)