Ayak

DrOS'un not defteri sitesinden
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla

Göndermeler[düzenle]

Mesnevi'den[1][düzenle]

Hatta su gibidir; her damlası hem baş, hem ayaktır ve hem de başsız ve ayaksız.[2]

İster iki ayaklı, ister dört ayaklı olsun, bir tane kesen iki ağızlı makas gibi yol alır.

O iki ortak çamaşırcıya bak, görünüşte onunla bunun ihtilafı vardır.

Biri çamaşırı suya sokar, diğer ortak onu kurular.

O, kuru çamaşırı tekrar ıslatır. Sanki kavgayla tersini yapmaktadır.

Fakat kavga görüntüsündeki bu iki zıt, hoşnutluk içinde bir gönül ve bir iştir.[3]

Senin nefis eşeğin gitti. Onu bir çiviye bağla. Ne zamana kadar ve yükten kaçacak, ne zamana kadar?

Onun taşımasına değer şey, sabır ve şükür yüküdür; ister yüz yıl süresince, ister otuz, yirmi yılda.

Hiçbir günahkâr başkasının günahını almaz; hiç kimse bir şey ekmedikçe biçemez.

Ham tamahtır bu. Ey oğul! Ham yeme. Ham yemek insanda hastalık yapar:

“Şu filan ansızın define buldu, ben aynısını istiyorum, ne ne dükkân” demek gibi.

Bu, talih işidir. O da nadirdir. Beden güçlü oldukça kazanmak gerekir.

Kazanmak defineye nasıl mani olur? İşten ayağını çekme, define bizzat ardındadır.

Bu şekilde, “Bunu yapsaydım ya da şu diğerini” diye «eğer»e tutsak olmayasın.

Çünkü uyumlu peygamber «eğer» demekten menetti ve "O, münafıklıktandır" dedi.

Zira o münafık «eğer» diyerek öldü ve «eğer» demekten ancak hasret elde etti.[4]

Notlar[düzenle]

  1. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008.
  2. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (1. kitap, 2898)
  3. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (1. kitap, 3080-3084)
  4. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (2. kitap, 726-735)