"Kötü" sayfasının sürümleri arasındaki fark
k |
k |
||
| (2 kullanıcıdan 14 ara revizyon gösterilmiyor) | |||
| 1. satır: | 1. satır: | ||
==Göndermeler== | ==Göndermeler== | ||
=== Mevlânâ'dan === | === Mevlânâ'dan === | ||
| − | + | {{:Mesnevi 000084}} | |
| − | + | ||
| − | + | {{:Mesnevi 000089}} | |
| − | + | ||
| − | + | {{:Mesnevi 000091}} | |
| − | + | ||
| − | + | {{:Mesnevi 000100}} | |
| − | + | ||
| − | + | {{:Mesnevi 000012}} | |
| − | + | ||
| − | + | {{:Mesnevi 000102}} | |
| − | + | ||
| − | + | {{:Mesnevi 000056}} | |
| − | + | ||
| − | + | {{:Mesnevi 000191}} | |
| − | + | ||
| − | + | {{:Mesnevi 000059}} | |
| − | + | ||
| − | + | {{:Mesnevi 000078}} | |
| − | + | ||
| − | + | {{:Mesnevi 000030}} | |
| − | + | ||
| − | + | {{:Mesnevi 000043}} | |
| − | + | ||
| − | + | {{:Mesnevi 000098}} | |
| − | + | ||
| − | + | {{:Mesnevi 000155}} | |
| − | |||
| − | |||
| − | |||
| − | |||
| − | |||
| − | |||
| − | |||
| − | |||
| − | |||
| − | |||
| − | |||
| − | |||
| − | |||
| − | |||
| − | |||
| − | |||
| − | |||
| − | |||
| − | |||
| − | |||
==Notlar == | ==Notlar == | ||
<references/> | <references/> | ||
[[Category:Mevlânâ]] | [[Category:Mevlânâ]] | ||
12.00, 18 Eylül 2011 itibarı ile sayfanın şu anki hâli
Göndermeler[düzenle]
Mevlânâ'dan[düzenle]
|
Kazmış olduğu kuyuya düştü. Çünkü zulmü, başına geldi. Zâlimlerin zulmü, karanlık kuyu olur. Bütün âlimler böyle dediler: Daha zalim olanın kuyusu, daha korkunçtur. Adalet daha kötüye daha kötü buyurmuştur. Ey makamıyla zulmeden sen! Bil ki kendin için bir kuyu kazıyorsun. İpek böceği gibi kendi çevrene koza örme. Kendin için kuyu kazıyorsun, ölç.[1] |
|
Başkalarında gördüğün nice zulüm, onlardaki senin huyundur, ey filan! Senin varlığın; nifak, zulüm ve kötü sarhoşluğundan onlara yansımıştır. O sensin ve bu darbeyi kendine vuruyorsun, o an kendi üzerine lanet ağını örüyorsun.[2] |
|
Şeytan insana kötülük için gelir. Sana gelmez, çünkü şeytandan daha kötüsün. Sen insan oldukça, şeytan peşinden koşardı, sana şarap tattırırdı. Sen şeytanlık huyunda sağlamlaşınca, kötü işli şeytan senden kaçar. Senin eteğine asılan, böyle olunca senden kaçar.[3] |
|
Seni öven, toplulukta hicvetse yüreğin o yanıklarla günlerce yanar. Her ne kadar onu ümitsizlikten; senden umduğunu kaybetmesinden söylediğini bilsen de, O yerginin etkisi senin içinde kalır. Övgüde, senin bu durumunun tecrübesi/benzeri vardır. O övgünün tesiri de günlerce kalır, canın gurur ve aldanma kaynağı olur. Ancak görünmez, çünkü övgü tatlıdır. Yergi kötü görünür, çünkü ayıplanma acı olur.[4] |
| Çünkü bir akıl, bir akılla birleşince kötü fiile ve kötü davranışa mani olur.
Nefis başka bir nefisle arkadaş olunca, cüzî akıl âtıl ve işsiz olur.[5] |
|
Yine diyordu: “İhtiyat, senin kötü düşünmendir. Kötü düşünceli olmayan, nasıl sağlam kalır?”[6] |
| Dikkat et! Kötü dostun işvelerini yutma. Tuzağı gör, yeryüzünde güvenli gitme sen.[7] |
|
Tablalar kırıldı ve canlar döküldü; iyi ve kötü birbirine karıştı. Allah peygamberleri kitapla gönderdi, neticede tabak üzerinde bu taneleri seçti. Biz onlardan önce aynıydık. İyi ve kötü olduğumuzu kimse bilmiyordu. Kalp ve gerçek para dünyada geçiyordu. Çünkü pek geceydi ve biz de gece yürüyen gibiydik.[8] |
|
Öyleyse dünyada mutlak kötü yoktur; şunu bil ki kötü, alakaya göredir. Dünyada birine ayak, diğerine bağ almayan hiç bir zehir ve şeker yoktur. Birine ayak, diğerine ayak bağıdır; birine zehir, diğerineyse şeker gibidir.[9] |
|
O, o caminin temelini koyduğunda cin ve insanlar gelip işe girişti, Kulların ibadet yolunda oldukları gibi bir bölüğü aşkla ve bir bölüğü de isteksiz. Halk cinlerdir, şehvet de zincir; şehvet onları dükkâna ve ota çekip götürür. Bu zincir korku ve şaşkınlıktandır. Sen, bu halkı zincirsiz görme. Onları kazanca ve ava çekip götürür; onları madene ve denizlere götürür. Onları iyi ve kötü yöne götürür. Hak dedi: "Boynunda hurma lifinden bir ip var."[10] Boyunlarına ip bağladık; ahlâklarından ip yaptık. Amel defteri boynuna asılı olmayan hiçbir ahlâkı bozuk ve ahlâkı temiz kişi yoktur. Senin kötü işteki hırsın, ateş gibidir. Kor ateş, ateşin hoş renginden dolayı hoştur. Kömürün o siyahlığı ateşte gizlidir; ateş gittiğinde karanlığı ortaya çıkar. Siyah kömür senin hırsından kor ateş olur; hırsın gittiğinde o bozuk kömür ortada kalır. O anda o kömür, kor ateş görünüyordu; bu, işin güzelliğinden değildi, hırs ateşiydi. Hırs senin işini süslemişti; hırs gitti ve işin kara kaldı. Ahmak olan kişi gulyabaninin süslediği ham şeyi, olgun sanır. Canı onu deneyince, denemesinden dolayı dişleri kamaşır. O tuzak, hevesinden dolayı yem görünüyordu; -bu,- hırs gulyabanisinin etkisiydi ve o tam hamdı. Din ve hayır işinde hırs ara; hırs kalmazsa, -bu işler yine- güzel yüzlüdür. Hayırlar güzeldir; -bu,- başkasının etkisiyle değildir; hırs ateşi giderse hayır ateşi kalır. Dünya işinde hırs ateşi gidince, parlak kor ateşten -geriye- kömür kalmış olur. Hırs, çocukları aldatır da gönül zevkinden eteklerini -at gibi- sürerler. Çocuktan o kötü hırs gidince, diğer çocuklara güler: "Ne yapıyordum? Bunda ne görüyordum? Sirke, hırsın etkisiyle bal göründü."[11] |
|
Kendini kaybediş her yerde kötülük yapmaz; edepsizi, şarap daha edepsiz yapar. Akıllı kişi olursa, iyi görüşlü olur; kötü huylu olursa, daha kötü olur. Fakat çoğunluk, kötü ve uygunsuz kişiler olduğu için şarap herkese haram kılınmıştır.[12] |
|
Bu bela Nil suyu gibidir; kutlu kişiye sudur, kötü kişilere kan. Sonu daha çok gören, daha mesuttur. Fazla ürün gören, daha ciddi ekin eker. Çünkü bu ekin ekme dünyasının, mahşer ve ekin kaldırmak için olduğunu bilir. Hiçbir anlaşma, bizzat kendisi için değildir; bilakis kâr ve yarar yerinedir.[13] |
|
Övmek, tarif etmek ve perdeleri yırtmaktır. Güneşin anlatışa ve tarife ihtiyacı yoktur. Güneşi öven, "İki gözüm aydın ve ağrısızdır" diye kendini övmektedir. Dünya güneşini yermek, "İki gözüm kör, karanlık ve kötüdür" diye kendini yermektir.[14] |
|
Avcı yem saçarsa acıması ve cömertliğinden değildir; aksine av içindir. Ramazanda oruçlu -riyakâr-, acemi av için kendini uyumuş gösteren kedidir. Bu eğrilikle yüz kavmi kötü düşünceli yapmıştır; cömert ve oruçlu kişilerin adını kötüye çıkarmıştır.[15] |
Notlar[düzenle]
- ↑ Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (1. kitap, 1309-1313)
- ↑ Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (1. kitap, 1320-1322)
- ↑ Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008.(1. kitap, 1874-1877)
- ↑ Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (1. kitap, 1858-1862)
- ↑ Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (2. kitap, 20-21)
- ↑ Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008.(2. kitap, 231)
- ↑ Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (2. kitap, 254)
- ↑ Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (2. kitap, 281-284)
- ↑ Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (4. kitap, 65-67)
- ↑ (Kur'ân-ı Kerim, Leheb, 111/5)
- ↑ Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (4. kitap, 1113-1134)
- ↑ Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (4. kitap, 2155-2157)
- ↑ Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (4. kitap, 2986-2989)
- ↑ Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (5. kitap, 8-10)
- ↑ Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (5. kitap, 192-194)