"Zaman" sayfasının sürümleri arasındaki fark
k |
k |
||
| (Aynı kullanıcının aradaki diğer 9 değişikliği gösterilmiyor) | |||
| 1. satır: | 1. satır: | ||
| + | (İng. ''time'') | ||
==Göndermeler== | ==Göndermeler== | ||
=== Mevlânâ'dan === | === Mevlânâ'dan === | ||
{{:Mesnevi 000179}} | {{:Mesnevi 000179}} | ||
| − | + | {{:Mesnevi 000168}} | |
| − | |||
| − | |||
{{:Mesnevi 000150}} | {{:Mesnevi 000150}} | ||
| − | + | {{:Mesnevi 000015}} | |
| − | |||
| − | |||
| − | |||
| − | |||
| − | |||
{{:Mesnevi 000177}} | {{:Mesnevi 000177}} | ||
| − | |||
{{:Mesnevi 000178}} | {{:Mesnevi 000178}} | ||
| − | |||
{{:Mesnevi 000051}} | {{:Mesnevi 000051}} | ||
| − | + | {{:Mesnevi 000025}} | |
| − | |||
| − | |||
{{:Mesnevi 000049}} | {{:Mesnevi 000049}} | ||
| − | + | {{:Mesnevi 000218}} | |
=== Hallac-ı Mansur'dan === | === Hallac-ı Mansur'dan === | ||
{{:Mansur:000002}} | {{:Mansur:000002}} | ||
| 28. satır: | 18. satır: | ||
{{:Gazali:00038}} | {{:Gazali:00038}} | ||
{{:Gazali:00040}} | {{:Gazali:00040}} | ||
| + | ===Diğer=== | ||
| + | {{:Burke 000002}} | ||
| + | {{:Burke 000004}} | ||
| + | {{:Dedui Levinson 000011}} | ||
==Notlar == | ==Notlar == | ||
<references/> | <references/> | ||
| 33. satır: | 27. satır: | ||
[[Category:Hallac-ı Mansur]] | [[Category:Hallac-ı Mansur]] | ||
[[Category:Mevlânâ]] | [[Category:Mevlânâ]] | ||
| + | [[Category:Dil]] | ||
06.58, 21 Ekim 2021 itibarı ile sayfanın şu anki hâli
(İng. time)
Göndermeler[düzenle]
Mevlânâ'dan[düzenle]
|
Dedi ki,“beni doyur; zirâ ben kesinlikle açım ve acele et, vakit kesici bir kılıçtır. Ey refîk! Sûfî ibnü´l-vakt olur; Yarın demek tarîkın koşulu değildir.”[1] |
|
Görünüşte “Yolda çevik ol” diyordu, ama etkisiyle ruha “Gevşek ol” diyordu. Gümüşün görünüşü ak ve yeniyse de, onunla el ve elbise kararır. Ateş her ne kadar kıvılcımlarıyla kırmızı yüzlü ise de, sen onun işindeki karartıcılığı gör. Şimşek, bakışta bir ışık görünse de özellik olarak görme duyusunu çalar.[2] |
|
Sen, aşağılıkla senden olanı alan birinin müridi ve misafirisin. Üstün değildir, seni nasıl üstün yapacak? Işık vermiyor, seni karartacak. Kendisinin ışığı olmayınca, yakınlıkta başkaları ondan nasıl ışık bulacak. Göze ilaç yapan kör gibi. Gözlere ne çeker? Ancak yeşim taşı. Bizim durumumuz fakirlikte ve eziyete budur. Hiçbir misafir bize aldanmasın. On yıllık kıtlığı şekil olarak görmedinse, gözlerini aç ve bize bak. Bizim dışımız iddiacının içi gibi; gönlünde karanlık, dilindeyse parlaklık. Allah'tan ne bir kokusu, ne iz var; iddiası Şit'ten ve Âdem'den fazla. Şeytan dahi kendi suretini ona göstermemiş; o, ise “Biz abdâldan daha üstünüz” der. Kendisinin bizzat bir adam olduğu sanılsın diye dervişlerin sözünü çokça çalmıştır. Sözde Bâyezîd'i küçümser; onun içinden ise Yezid utanır. Gökyüzünün ekmek ve sofrasından azıksızdır; Hakk onun önüne bir kemik atmadı. O ise seslenmiş: “Sofra kurdum, Hakk'ın vekiliyim, halife oğluyum. Haydi çok mihnetli saf gönüllüler, cömertlik soframdan doyuncaya dek hiç yiyin.” İnsanlar yıllarca yarın vaadiyle o kapının etrafında dolaşmış, yarın gelmez. İnsanın sırrının az çok açığa çıkması için uzun zaman gerekir: Beden duvarının altında hazine mi vardır yoksa yılan, karınca ve ejderha mı? Bir şey olmadığı anlaşılınca isteklinin ömrü gitmiş olur, anlamak ne fayda?[3] |
|
Duygu gören gözüne toprak saç; duygu gözü, aklın ve dinin düşmanıdır. Allah duygu gözünü kör diye isimlendirdi; ona putperest dedi; bizim zıddımız diye adlandırdı. Çünkü o köpük gördü, ama denizi görmedi; çünkü mevcut anı gördü, ama yarını görmedi. Yarının ve bulunulan anın efendisi, onun önünde; oysa bir hazineden mangırdan başka bir şey görmüyor.[4] |
|
Çocuklar oyunda dükkân yaparlar; zaman geçirmenin dışında kârı olmaz. |
|
Geçmiş ve gelecek sana göredir; her ikisi bir şeydir, sanırsın ki ikidir.[6] |
|
O anda can zamandan kurtuldu; zira zaman genci yaşlandırır. Bütün renklenmeler/değişimler, zamandan oluşur; zamandan kurtulan, renk değiştirmekten kurtulur. Zamandan bir an çıkarsan, nitelik kalmaz; keyfiyeti olmayanın/Hakk'ın yakını olursun.[7] |
| Çünkü heves, hırs doludur ve bulunduğu anı görür; aklın düşüncesi, dün günüdür.[8] |
| Aklının sana yakınlığı tarifsizdir; sol, sağ, arka veya ön tarafında değildir.
Padişahın tarifsiz yakınlığı nasıl olmaz -peki-? Aklın arayışı, o yolu bulamaz. Senin parmağında bulunan hareket, parmağın önünde veya arkasında yahut sol ve sağında değildir. Uyku ve ölüm zamanında senden gider, uyanıklık zamanında sana eş olur.[9] |
|
Senin elin, "Allah'ın eli, onların elinin üstündedir"[10] olan biat sahiplerinden olur; Elini pîrin, bilen ve büyük olan hikmet sahibi pîrin eline verdiğinde. Çünkü o, zamanının peygamberidir. Ey mürit! Ondan peygamber nuru açığa çıkar; Dinde, Hudeybiye'de hazır bulunursun ve o biat eden sahabeye eş olursun.[11] |
Hallac-ı Mansur'dan[düzenle]
| “O hep varolacaktır. Renklerden önce anılıyordu, cevherlerden önce dillerdeydi. «Önce»den önceydi O; «Sonra»dan sonra da kalacaktır.”[12] |
İmam-ı Gazali'den[düzenle]
| Bütün bunlar, hayal gücünün (vehim) “önce”siz bir başlangıcın varlığını kavrayamayışından kaynaklanmaktadır. İşte hayal gücünün kendisinden ayrılamadığı bu “önce”nin biz gerçek bir şey olduğunu sanırız ki o da zamandır.[13] |
| Öyleyse her ne kadar hayal gücü kabule yanaşmasa da doluluk ve boşluğun anlamsız olduğu kesinlikle ortaya çıkmış, âlemin ötesinde doluluk ve boşluğun bulunmadığı sâbit olmuştur. Aynı şekilde mekâna ilikin boyutun cisme bağlı olması gibi, zamana ilişkin boyutun da harekete bağlı olduğu söylenebilir. Zira mekâna ilişkin boyut cismin boyutlarının uzantısı olduğu gibi zaman da hareketin sürekliliğidir.[14] |
| Önce ve sonranın varlığı bir gerçek olduğuna göre zamanın, önce ve sonra ile ifade edilenden başka bir anlamı yoktur.[15] |
Diğer[düzenle]
| Both orientalism and Western civilization begin in the textualist position that civilizations have essences, and that these essences are best seen in the Great Books they have produced. (Who decides what's a Great Book, or what connection it might have to the lived lives of men and women in particular places and times is never satisfactorily explained.) The textualist position foreshortens history, annihilates change, and levels difference the better to represent an image of the past in dramatic form – either as tragedy, as in the case of Islamic civilization, or as triumph, as in the case of the rise of the West. In either case, it is a story whose rhythms are guided by the ineluctable working out of civilizational essences allegedly encoded in foundation texts. Thus we get the history of the West as the story of freedom and rationality, or the history of the East (pick an East, any East) as the story of despotism and cultural stasis.[16] |
| An important aspect of Hodgson's reevaluation of modernity is his insistence that in historical time it is the discontinuities and not the continuities of Western history which are most striking. He notes that the ascending curve which runs from ancient Greece, to the Renaissance, to modern times is an optical illusion. In fact, he argues, for most of history Europe was an insignificant outlier of mainland Asia. Furthermore, he notes, the Renaissance did not inaugurate modernity. Instead, it brought Europe up to the cultural level of the other major civilizations of the Oikoumene. It did so in some measure by assimilating the advances of the other Asian civilizations. The list of inventions which developed elsewhere and diffused subsequently to Europe is a long one. It includes gunpowder firearms, the compass, the sternpost rudder, decimal notation, and the university, among others. Seen in this light, the European experience looks much less original. This is not to deny that there were original European developments. But in the context of three millennia of agrarianate citied life in the Afro-Eurasian Oikoumene, there was a tendency for civilizations to achieve a rough parity with one another as cultural innovations diffused throughout the Oikoumene.[17] |
| But human culture is a spiral which under the right conditions will simply ratchet up. The right conditions are time left over from subsistence activities, strong norms of parental investment in the young, relative health, sufficient peer competition, ecological wealth for conspicuous consumption, etc.These enabling conditions have to be met, and then incremental cultural transmission will do the rest.[18] |
Notlar[düzenle]
- ↑ Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (1. kitap, 132-133)
- ↑ Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (1. kitap, 449-452)
- ↑ Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (1. kitap, 2265-2282)
- ↑ Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008.(2. kitap, 1599-1602)
- ↑ Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008.(2. kitap, 2584-2585)
- ↑ Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (3. kitap, 1152)
- ↑ Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (3. kitap, 2072-2074)
- ↑ Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (4. kitap, 1259)
- ↑ Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (4. kitap, 3685-87)
- ↑ Kur'ân-ı Kerim, Feth, 48/10
- ↑ Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (5. kitap, 740-744)
- ↑ Hüseyin b. Mansur, Kitâb'üt-Tavâsin, Yaşar Nuri Öztürk(1976) içinde, s.70
- ↑ Gazzalî, (109?), Filozofların Tutarsızlığı, Neşir ve Tercüme: Mahmut Kaya ve Hüseyin Sarıoğlu, İstanbul: Klasik Yayınları, İkinci Basım 2009, s.33
- ↑ Gazzalî, (109?), Filozofların Tutarsızlığı, Neşir ve Tercüme: Mahmut Kaya ve Hüseyin Sarıoğlu, İstanbul: Klasik Yayınları, İkinci Basım 2009, s.34
- ↑ Gazzalî, (109?), Filozofların Tutarsızlığı, Neşir ve Tercüme: Mahmut Kaya ve Hüseyin Sarıoğlu, İstanbul: Klasik Yayınları, İkinci Basım 2009, s.35
- ↑ Burke III, Edmund (2002). "Introduction: Marshall G. S. Hodgson and world history". MARSHALL G. S. HODGSON Rethinking world history içinde. Cambridge: Cambridge University Press. s. xv.
- ↑ Burke III, Edmund (2002). "Introduction: Marshall G. S. Hodgson and world history". MARSHALL G. S. HODGSON Rethinking world history içinde. Cambridge: Cambridge University Press. s. xix-xx.
- ↑ Dediu, Dan and Stephen C. Levinson (2013). "On the antiquity of language: The reinterpretation of Neandertal linguistic capacities and its consequences". in Frontiers in Language Sciences, 4: 397. doi:10.3389/fpsyg.2013.00397. s.9