"İş" sayfasının sürümleri arasındaki fark
k |
k |
||
| 3. satır: | 3. satır: | ||
===Atasözü=== | ===Atasözü=== | ||
[[Acele]] işe [[şeytan]] karışır. | [[Acele]] işe [[şeytan]] karışır. | ||
| − | === | + | === Mevlânâ'dan === |
| − | + | [[Şeytan]] [[insan]]a [[kötü]]lük için gelir. Sana gelmez, çünkü [[şeytan]]dan daha [[kötü]]sün.<br> | |
| − | + | Sen [[insan]] oldukça, [[şeytan]] peşinden koşardı, sana şarap tattırırdı.<br> | |
| − | + | Sen [[şeytan]]lık [[huy]]unda sağlamlaşınca, [[kötü]] işli [[şeytan]] senden kaçar.<br> | |
| − | + | Senin eteğine asılan, böyle olunca senden kaçar.<ref>Mevlânâ, '''Mesnevî''', (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008.(1. kitap, 1874-1877)</ref> | |
| − | |||
| − | |||
| − | |||
---- | ---- | ||
| − | + | Herkes kendi kavmine/çevresine yardım eder; ahmaklar iş yaptım sanır.<ref>Mevlânâ, '''Mesnevî''', (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008.(1. kitap, 3719)</ref> | |
---- | ---- | ||
| − | + | [[İnsan]]ların yerinde ev yapma; kendi işini yap, [[yabancı]]nın işini yapma.<ref>Mevlânâ, '''Mesnevî''', (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008.(2. kitap, 261)</ref> | |
---- | ---- | ||
| − | + | Senin nefis eşeğin gitti. Onu bir çiviye bağla. Ne zamana kadar iş ve yükten kaçacak, ne zamana kadar?<br> | |
| − | + | Onun taşımasına [[değer]] şey, [[sabır]] ve [[şükür]] yüküdür; ister yüz yıl süresince, ister otuz, yirmi yılda.<br> | |
| − | + | Hiçbir [[günah]]kâr başkasının [[günah]]ını almaz; hiç kimse bir şey ekmedikçe biçemez.<br> | |
| − | + | Ham tamahtır bu. Ey oğul! Ham yeme. Ham yemek insanda hastalık yapar:<br> | |
| − | + | “Şu filan ansızın [[define]] buldu, ben aynısını istiyorum, ne iş ne [[dükkân]]” demek gibi.<br> | |
| − | + | Bu, [[talih]] işidir. O da [[nadir]]dir. Beden güçlü oldukça [[kazanç|kazanmak]] gerekir.<br> | |
| − | + | [[kazanç|Kazanmak]] [[define]]ye nasıl mani olur? İşten ayağını çekme, [[define]] bizzat ardındadır.<br> | |
| − | + | Bu şekilde, “Bunu yapsaydım ya da şu diğerini” diye «eğer»e [[tutsak]] olmayasın.<br> | |
| − | + | Çünkü uyumlu peygamber «eğer» demekten menetti ve "O, [[münafık]]lıktandır" dedi.<br> | |
| − | + | Zira o [[münafık]] «eğer» diyerek öldü ve «eğer» demekten ancak [[hasret]] elde etti.<ref>Mevlânâ, '''Mesnevî''', (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008.(2. kitap, 726-735)</ref> | |
| − | |||
| − | |||
| − | |||
| − | |||
| − | |||
| − | |||
| − | |||
| − | |||
| − | |||
---- | ---- | ||
| − | + | Hamal, ağır yüke koşar; yükü başkalarından kapar.<br> | |
| − | + | Hamalların, yük için savaşını gör; iş görenin çalışması böyledir.<br> | |
| − | + | Zahmetler rahatın esasıdır; acılar da nimetin öncüsüdür.<ref>Mevlânâ, '''Mesnevî''', (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008.(2. kitap, 1824-1826)</ref> | |
| − | |||
| − | |||
| − | |||
| − | |||
| − | |||
| − | |||
| − | |||
| − | |||
| − | |||
| − | |||
| − | |||
| − | |||
| − | |||
| − | |||
| − | |||
| − | |||
---- | ---- | ||
| − | [ | + | [[Mekân]]ın,[[ mekân]]sız [[âlem]]e yolu olsaydı, ben şeyhler gibi dükkânda bulunurdum.<ref>Mevlânâ, '''Mesnevî''', (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008.(2. kitap, 2374)</ref> |
| − | |||
| − | [ | ||
| − | |||
| − | |||
---- | ---- | ||
| − | + | Çocuklar oyunda dükkân yaparlar; zaman geçirmenin dışında kârı olmaz.<br> | |
| + | Gece olur, -dükkân sahibi çocuk- aç olarak eve gelir; çocuklar gitmiş tek başına kalmıştır.<ref>Mevlânâ, '''Mesnevî''', (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008.(2. kitap, 2584-2585)</ref> | ||
---- | ---- | ||
| − | + | Ey oğul! Kimi istekli görürsen, onun dostu ol; önünde başını eğ.<br> | |
| − | + | Çünkü isteklilerin civarında olmakla istekli olursun; galip gelenlerin gölgesinde bulunmakla galip olursun.<br> | |
| − | [ | + | Bir karınca Süleymanlık isterse, onun arayışına hafif hafif bakma.<br> |
| + | [[Mal]] ve meslekten senin neyin varsa önce istek ve bir düşünce değil miydi?<ref>Mevlânâ, '''Mesnevî''', (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008.(3. kitap, 1445-1448)</ref> | ||
---- | ---- | ||
| − | [ | + | Korkak tabiatlı, cam canlı tacirin [[ticaret]]inde ne kâr vardır, ne de ziyan.<br> |
| − | + | Hatta ziyanı vardır, çünkü mahrumdur ve hordur; şule yutan, ışık bulur.<br> | |
| − | [ | + | Çünkü bütün işler [[ümit]] üzeredir; [[din]] işi evlâdır; bununla kurtulursun.<br> |
| − | + | Burada [[ümit]]ten başka kapı çalmaya izin yoktur. Allah doğruyu daha iyi bilir.<br> | |
| − | [ | + | Boyunları [[çalışma]]ktan iğ gibi olsa da kişileri mesleklere çağıran, [[ümit]] ve [[beklenti]]dir.<br> |
| − | + | Kişi sabahleyin dükkâna giderken, rızk [[ümit]] ve [[beklenti]]siyle koşar.<ref>Mevlânâ, '''Mesnevî''', (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008.(3. kitap, 3088-3093)</ref> | |
| − | [ | ||
---- | ---- | ||
| − | [ | + | [[Fiil]]le [[öğüt]], [[halk]]ı daha çok çeker; Çünkü her kulağı bulunanın ve [[sağır]] olanın [[can]]ına erişir.<br> |
| − | + | İşle [[öğüt]]te, [[Emir|emr]]etme düşüncesi yoktur; onun [[halk]]ı [[etki]]lemesi güçlüdür.<ref>Mevlânâ, '''Mesnevî''', (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008.(3. kitap, 487-488)</ref> | |
| − | [ | ||
| − | |||
| − | |||
| − | |||
| − | [ | ||
| − | |||
| − | [ | ||
| − | |||
| − | |||
---- | ---- | ||
| − | [4/ | + | [4/529] [[Düşünce]]de [[ilk]] olan, işte [[son]]ra ortaya çıkar; özellikle de [[ezel]] vasfı bulunan [[düşünce]] olursa.<ref>Mevlânâ, '''Mesnevî''', (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008.(3. kitap, 529)</ref> |
| − | |||
| − | |||
---- | ---- | ||
| − | + | O, o caminin temelini koyduğunda [[cin]] ve [[insan]]lar gelip [[iş]]e girişti,<br> | |
| − | + | [[Kul]]ların [[ibadet]] [[yol]]unda oldukları gibi bir bölüğü [[aşk]]la ve bir bölüğü de [[isteksiz]].<br> | |
| − | + | [[Halk]] [[cin]]lerdir, [[şehvet]] de [[zincir]]; [[şehvet]] onları [[dükkân]]a ve ota çekip götürür.<br> | |
| − | + | Bu zincir [[korku]] ve [[şaşkınlık]]tandır. Sen, bu [[halk]]ı zincirsiz görme.<br> | |
| − | + | Onları [[kazanç|kazanc]]a ve [[av]]a çekip götürür; onları [[maden]]e ve [[deniz]]lere götürür.<br> | |
| − | + | Onları [[iyi]] ve [[kötü]] yöne götürür. Hak dedi: "Boynunda hurma lifinden bir ip var."<ref>(Kur'ân-ı Kerim, Leheb, 111/5)</ref><br> | |
| − | + | Boyunlarına ip bağladık; [[ahlâk]]larından ip yaptık.<br> | |
| − | + | [[Amel defteri]] boynuna asılı olmayan hiçbir [[ahlâk]]ı bozuk ve [[ahlâk]]ı temiz kişi yoktur.<br> | |
| − | + | Senin [[kötü]] [[iş]]teki [[hırs]]ın, [[ateş]] gibidir. Kor [[ateş]], [[ateş]]in hoş renginden dolayı hoştur.<br> | |
| − | + | [[Kömür]]ün o siyahlığı [[ateş]]te gizlidir; [[ateş]] gittiğinde [[karanlık|karanlığ]]ı ortaya çıkar.<br> | |
| − | + | Siyah [[kömür]] senin [[hırs]]ından kor [[ateş]] olur; [[hırs]]ın gittiğinde o bozuk [[kömür]] ortada kalır.<br> | |
| − | + | O anda o [[kömür]], kor [[ateş]] görünüyordu; bu, [[iş]]in [[güzellik|güzelliğ]]inden değildi, [[hırs]] [[ateş]]iydi.<br> | |
| − | + | [[Hırs]] senin [[iş]]ini süslemişti; [[hırs]] gitti ve [[iş]]in kara kaldı.<br> | |
| − | + | [[Ahmak]] olan kişi gulyabaninin süslediği ham şeyi, olgun sanır.<br> | |
| − | + | [[Can]]ı onu deneyince, denemesinden dolayı dişleri kamaşır.<br> | |
| − | + | O [[tuzak]], [[heves]]inden dolayı yem görünüyordu; -bu,- [[hırs]] gulyabanisinin etkisiydi ve o tam hamdı.<br> | |
| − | + | [[Din]] ve [[hayır]] [[iş]]inde [[hırs]] ara; [[hırs]] kalmazsa, -bu işler yine- [[güzel]] yüzlüdür.<br> | |
| − | + | [[Hayır]]lar [[güzel]]dir; -bu,- başkasının etkisiyle değildir; [[hırs]] [[ateş]]i giderse [[hayır]] [[ateş]]i kalır.<br> | |
| − | [ | + | [[Dünya]] [[iş]]inde [[hırs]] [[ateş]]i gidince, parlak kor [[ateş]]ten -geriye- [[kömür]] kalmış olur.<br> |
| − | + | [[Hırs]], [[çocuk]]ları aldatır da [[gönül]] [[zevk]]inden eteklerini -at gibi- sürerler.<br> | |
| − | + | [[Çocuk]]tan o [[kötü]] [[hırs]] gidince, diğer [[çocuk]]lara güler:<br> | |
| − | + | "Ne yapıyordum? Bunda ne görüyordum? Sirke, hırsın etkisiyle bal göründü."<ref>Mevlânâ, '''Mesnevî''', (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008.(4. kitap, 1113-1134)</ref> | |
| − | |||
| − | |||
| − | |||
| − | |||
| − | [ | ||
| − | |||
| − | |||
| − | |||
| − | |||
| − | |||
| − | |||
| − | |||
| − | |||
| − | |||
| − | |||
| − | |||
| − | [ | ||
| − | |||
| − | |||
| − | |||
| − | |||
| − | |||
| − | |||
==Notlar == | ==Notlar == | ||
<references/> | <references/> | ||
| + | [[Category:Atasözü]] | ||
[[Category:Mevlânâ]] | [[Category:Mevlânâ]] | ||
| − | |||
07.57, 7 Kasım 2008 tarihindeki hâli
ayrıca, bknz. iş bölümü
Göndermeler
Atasözü
Mevlânâ'dan
Şeytan insana kötülük için gelir. Sana gelmez, çünkü şeytandan daha kötüsün.
Sen insan oldukça, şeytan peşinden koşardı, sana şarap tattırırdı.
Sen şeytanlık huyunda sağlamlaşınca, kötü işli şeytan senden kaçar.
Senin eteğine asılan, böyle olunca senden kaçar.[1]
Herkes kendi kavmine/çevresine yardım eder; ahmaklar iş yaptım sanır.[2]
İnsanların yerinde ev yapma; kendi işini yap, yabancının işini yapma.[3]
Senin nefis eşeğin gitti. Onu bir çiviye bağla. Ne zamana kadar iş ve yükten kaçacak, ne zamana kadar?
Onun taşımasına değer şey, sabır ve şükür yüküdür; ister yüz yıl süresince, ister otuz, yirmi yılda.
Hiçbir günahkâr başkasının günahını almaz; hiç kimse bir şey ekmedikçe biçemez.
Ham tamahtır bu. Ey oğul! Ham yeme. Ham yemek insanda hastalık yapar:
“Şu filan ansızın define buldu, ben aynısını istiyorum, ne iş ne dükkân” demek gibi.
Bu, talih işidir. O da nadirdir. Beden güçlü oldukça kazanmak gerekir.
Kazanmak defineye nasıl mani olur? İşten ayağını çekme, define bizzat ardındadır.
Bu şekilde, “Bunu yapsaydım ya da şu diğerini” diye «eğer»e tutsak olmayasın.
Çünkü uyumlu peygamber «eğer» demekten menetti ve "O, münafıklıktandır" dedi.
Zira o münafık «eğer» diyerek öldü ve «eğer» demekten ancak hasret elde etti.[4]
Hamal, ağır yüke koşar; yükü başkalarından kapar.
Hamalların, yük için savaşını gör; iş görenin çalışması böyledir.
Zahmetler rahatın esasıdır; acılar da nimetin öncüsüdür.[5]
Mekânın,mekânsız âleme yolu olsaydı, ben şeyhler gibi dükkânda bulunurdum.[6]
Çocuklar oyunda dükkân yaparlar; zaman geçirmenin dışında kârı olmaz.
Gece olur, -dükkân sahibi çocuk- aç olarak eve gelir; çocuklar gitmiş tek başına kalmıştır.[7]
Ey oğul! Kimi istekli görürsen, onun dostu ol; önünde başını eğ.
Çünkü isteklilerin civarında olmakla istekli olursun; galip gelenlerin gölgesinde bulunmakla galip olursun.
Bir karınca Süleymanlık isterse, onun arayışına hafif hafif bakma.
Mal ve meslekten senin neyin varsa önce istek ve bir düşünce değil miydi?[8]
Korkak tabiatlı, cam canlı tacirin ticaretinde ne kâr vardır, ne de ziyan.
Hatta ziyanı vardır, çünkü mahrumdur ve hordur; şule yutan, ışık bulur.
Çünkü bütün işler ümit üzeredir; din işi evlâdır; bununla kurtulursun.
Burada ümitten başka kapı çalmaya izin yoktur. Allah doğruyu daha iyi bilir.
Boyunları çalışmaktan iğ gibi olsa da kişileri mesleklere çağıran, ümit ve beklentidir.
Kişi sabahleyin dükkâna giderken, rızk ümit ve beklentisiyle koşar.[9]
Fiille öğüt, halkı daha çok çeker; Çünkü her kulağı bulunanın ve sağır olanın canına erişir.
İşle öğütte, emretme düşüncesi yoktur; onun halkı etkilemesi güçlüdür.[10]
[4/529] Düşüncede ilk olan, işte sonra ortaya çıkar; özellikle de ezel vasfı bulunan düşünce olursa.[11]
O, o caminin temelini koyduğunda cin ve insanlar gelip işe girişti,
Kulların ibadet yolunda oldukları gibi bir bölüğü aşkla ve bir bölüğü de isteksiz.
Halk cinlerdir, şehvet de zincir; şehvet onları dükkâna ve ota çekip götürür.
Bu zincir korku ve şaşkınlıktandır. Sen, bu halkı zincirsiz görme.
Onları kazanca ve ava çekip götürür; onları madene ve denizlere götürür.
Onları iyi ve kötü yöne götürür. Hak dedi: "Boynunda hurma lifinden bir ip var."[12]
Boyunlarına ip bağladık; ahlâklarından ip yaptık.
Amel defteri boynuna asılı olmayan hiçbir ahlâkı bozuk ve ahlâkı temiz kişi yoktur.
Senin kötü işteki hırsın, ateş gibidir. Kor ateş, ateşin hoş renginden dolayı hoştur.
Kömürün o siyahlığı ateşte gizlidir; ateş gittiğinde karanlığı ortaya çıkar.
Siyah kömür senin hırsından kor ateş olur; hırsın gittiğinde o bozuk kömür ortada kalır.
O anda o kömür, kor ateş görünüyordu; bu, işin güzelliğinden değildi, hırs ateşiydi.
Hırs senin işini süslemişti; hırs gitti ve işin kara kaldı.
Ahmak olan kişi gulyabaninin süslediği ham şeyi, olgun sanır.
Canı onu deneyince, denemesinden dolayı dişleri kamaşır.
O tuzak, hevesinden dolayı yem görünüyordu; -bu,- hırs gulyabanisinin etkisiydi ve o tam hamdı.
Din ve hayır işinde hırs ara; hırs kalmazsa, -bu işler yine- güzel yüzlüdür.
Hayırlar güzeldir; -bu,- başkasının etkisiyle değildir; hırs ateşi giderse hayır ateşi kalır.
Dünya işinde hırs ateşi gidince, parlak kor ateşten -geriye- kömür kalmış olur.
Hırs, çocukları aldatır da gönül zevkinden eteklerini -at gibi- sürerler.
Çocuktan o kötü hırs gidince, diğer çocuklara güler:
"Ne yapıyordum? Bunda ne görüyordum? Sirke, hırsın etkisiyle bal göründü."[13]
Notlar
- ↑ Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008.(1. kitap, 1874-1877)
- ↑ Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008.(1. kitap, 3719)
- ↑ Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008.(2. kitap, 261)
- ↑ Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008.(2. kitap, 726-735)
- ↑ Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008.(2. kitap, 1824-1826)
- ↑ Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008.(2. kitap, 2374)
- ↑ Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008.(2. kitap, 2584-2585)
- ↑ Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008.(3. kitap, 1445-1448)
- ↑ Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008.(3. kitap, 3088-3093)
- ↑ Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008.(3. kitap, 487-488)
- ↑ Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008.(3. kitap, 529)
- ↑ (Kur'ân-ı Kerim, Leheb, 111/5)
- ↑ Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008.(4. kitap, 1113-1134)