"İş" sayfasının sürümleri arasındaki fark
k |
k |
||
| 94. satır: | 94. satır: | ||
[4/529] [[Düşünce]]de [[ilk]] olan, işte [[son]]ra ortaya çıkar; özellikle de [[ezel]] vasfı bulunan [[düşünce]] olursa. | [4/529] [[Düşünce]]de [[ilk]] olan, işte [[son]]ra ortaya çıkar; özellikle de [[ezel]] vasfı bulunan [[düşünce]] olursa. | ||
---- | ---- | ||
| − | [4-1113] O, o caminin temelini koyduğunda [[cin]] ve [[insan]]lar gelip | + | [4-1113] O, o caminin temelini koyduğunda [[cin]] ve [[insan]]lar gelip işe girişti, |
[4-1114] [[Kul]]ların [[ibadet]] [[yol]]unda oldukları gibi bir bölüğü [[aşk]]la ve bir bölüğü de [[isteksiz]]. | [4-1114] [[Kul]]ların [[ibadet]] [[yol]]unda oldukları gibi bir bölüğü [[aşk]]la ve bir bölüğü de [[isteksiz]]. | ||
| 110. satır: | 110. satır: | ||
[4-1120] [[Amel defteri]] boynuna asılı olmayan hiçbir [[ahlâk]]ı bozuk ve [[ahlâk]]ı temiz kişi yoktur. | [4-1120] [[Amel defteri]] boynuna asılı olmayan hiçbir [[ahlâk]]ı bozuk ve [[ahlâk]]ı temiz kişi yoktur. | ||
| − | [4-1121] Senin [[kötü]] | + | [4-1121] Senin [[kötü]] işteki [[hırs]]ın, [[ateş]] gibidir. Kor [[ateş]], [[ateş]]in hoş renginden dolayı hoştur. |
[4-1122] [[Kömür]]ün o siyahlığı [[ateş]]te gizlidir; [[ateş]] gittiğinde [[karanlık|karanlığ]]ı ortaya çıkar. | [4-1122] [[Kömür]]ün o siyahlığı [[ateş]]te gizlidir; [[ateş]] gittiğinde [[karanlık|karanlığ]]ı ortaya çıkar. | ||
| 116. satır: | 116. satır: | ||
[4-1123] Siyah [[kömür]] senin [[hırs]]ından kor [[ateş]] olur; [[hırs]]ın gittiğinde o bozuk [[kömür]] ortada kalır. | [4-1123] Siyah [[kömür]] senin [[hırs]]ından kor [[ateş]] olur; [[hırs]]ın gittiğinde o bozuk [[kömür]] ortada kalır. | ||
| − | [4-1124] O anda o [[kömür]], kor [[ateş]] görünüyordu; bu, | + | [4-1124] O anda o [[kömür]], kor [[ateş]] görünüyordu; bu, işin [[güzellik|güzelliğ]]inden değildi, [[hırs]] [[ateş]]iydi. |
| − | [4-1125] [[Hırs]] senin | + | [4-1125] [[Hırs]] senin işini süslemişti; [[hırs]] gitti ve işin kara kaldı. |
[4-1126] [[Ahmak]] olan kişi gulyabaninin süslediği ham şeyi, olgun sanır. | [4-1126] [[Ahmak]] olan kişi gulyabaninin süslediği ham şeyi, olgun sanır. | ||
| 126. satır: | 126. satır: | ||
[4-1128] O [[tuzak]], [[heves]]inden dolayı yem görünüyordu; -bu,- [[hırs]] gulyabanisinin etkisiydi ve o tam hamdı. | [4-1128] O [[tuzak]], [[heves]]inden dolayı yem görünüyordu; -bu,- [[hırs]] gulyabanisinin etkisiydi ve o tam hamdı. | ||
| − | [4-1129] [[Din]] ve [[hayır]] | + | [4-1129] [[Din]] ve [[hayır]] işinde [[hırs]] ara; [[hırs]] kalmazsa, -bu işler yine- [[güzel]] yüzlüdür. |
[4-1130] [[Hayır]]lar [[güzel]]dir; -bu,- başkasının etkisiyle değildir; [[hırs]] [[ateş]]i giderse [[hayır]] [[ateş]]i kalır. | [4-1130] [[Hayır]]lar [[güzel]]dir; -bu,- başkasının etkisiyle değildir; [[hırs]] [[ateş]]i giderse [[hayır]] [[ateş]]i kalır. | ||
| − | [4-1131] [[Dünya]] | + | [4-1131] [[Dünya]] işinde [[hırs]] [[ateş]]i gidince, parlak kor [[ateş]]ten -geriye- [[kömür]] kalmış olur. |
[4-1132] [[Hırs]], [[çocuk]]ları aldatır da [[gönül]] [[zevk]]inden eteklerini -at gibi- sürerler. | [4-1132] [[Hırs]], [[çocuk]]ları aldatır da [[gönül]] [[zevk]]inden eteklerini -at gibi- sürerler. | ||
16.00, 6 Kasım 2008 tarihindeki hâli
ayrıca, bknz. iş bölümü
Göndermeler
Atasözü
Mesnevi'den[1]
[1/1874] Şeytan insana kötülük için gelir. Sana gelmez, çünkü şeytandan daha kötüsün.
[1/1875] Sen insan oldukça, şeytan peşinden koşardı, sana şarap tattırırdı.
[1/1876] Sen şeytanlık huyunda sağlamlaşınca, kötü işli şeytan senden kaçar.
[1/1877] Senin eteğine asılan, böyle olunca senden kaçar.
[1/3719] Herkes kendi kavmine/çevresine yardım eder; ahmaklar iş yaptım sanır.
[2/261] İnsanların yerinde ev yapma; kendi işini yap, yabancının işini yapma.
[2/726] Senin nefis eşeğin gitti. Onu bir çiviye bağla. Ne zamana kadar iş ve yükten kaçacak, ne zamana kadar?
[2/727] Onun taşımasına değer şey, sabır ve şükür yüküdür; ister yüz yıl süresince, ister otuz, yirmi yılda.
[2/728] Hiçbir günahkâr başkasının günahını almaz; hiç kimse bir şey ekmedikçe biçemez.
[2/729] Ham tamahtır bu. Ey oğul! Ham yeme. Ham yemek insanda hastalık yapar:
[2/730] “Şu filan ansızın define buldu, ben aynısını istiyorum, ne iş ne dükkân” demek gibi.
[2/731] Bu, talih işidir. O da nadirdir. Beden güçlü oldukça kazanmak gerekir.
[2/732] Kazanmak defineye nasıl mani olur? İşten ayağını çekme, define bizzat ardındadır.
[2/733] Bu şekilde, “Bunu yapsaydım ya da şu diğerini” diye «eğer»e tutsak olmayasın.
[2/734] Çünkü uyumlu peygamber «eğer» demekten menetti ve "O, münafıklıktandır" dedi.
[2/735] Zira o münafık «eğer» diyerek öldü ve «eğer» demekten ancak hasret elde etti.
[2/726] Senin nefis eşeğin gitti. Onu bir çiviye bağla. Ne zamana kadar iş ve yükten kaçacak, ne zamana kadar?
[2/727] Onun taşımasına değer şey, sabır ve şükür yüküdür; ister yüz yıl süresince, ister otuz, yirmi yılda.
[2/728] Hiçbir günahkâr başkasının günahını almaz; hiç kimse bir şey ekmedikçe biçemez.
[2/729] Ham tamahtır bu. Ey oğul! Ham yeme. Ham yemek insanda hastalık yapar:
[2/730] “Şu filan ansızın define buldu, ben aynısını istiyorum, ne iş ne dükkân” demek gibi.
[2/731] Bu, talih işidir. O da nadirdir. Beden güçlü oldukça kazanmak gerekir.
[2/732] Kazanmak defineye nasıl mani olur? İşten ayağını çekme, define bizzat ardındadır.
[2/733] Bu şekilde, “Bunu yapsaydım ya da şu diğerini” diye «eğer»e tutsak olmayasın.
[2/734] Çünkü uyumlu peygamber «eğer» demekten menetti ve "O, münafıklıktandır" dedi.
[2/735] Zira o münafık «eğer» diyerek öldü ve «eğer» demekten ancak hasret elde etti.
[2/1824] Hamal, ağır yüke koşar; yükü başkalarından kapar.
[2/1825] Hamalların, yük için savaşını gör; iş görenin çalışması böyledir.
[2/1826] Zahmetler rahatın esasıdır; acılar da nimetin öncüsüdür.
[2/2374] Mekânın,mekânsız âleme yolu olsaydı, ben şeyhler gibi dükkânda bulunurdum.
[2/2584] Çocuklar oyunda dükkân yaparlar; zaman geçirmenin dışında kârı olmaz.
[2/2585] Gece olur, -dükkân sahibi çocuk- aç olarak eve gelir; çocuklar gitmiş tek başına kalmıştır.
[3/1445] Ey oğul! Kimi istekli görürsen, onun dostu ol; önünde başını eğ.
[3/1445] Çünkü isteklilerin civarında olmakla istekli olursun; galip gelenlerin gölgesinde bulunmakla galip olursun.
[3/1445] Bir karınca Süleymanlık isterse, onun arayışına hafif hafif bakma.
[3/1445] Mal ve meslekten senin neyin varsa önce istek ve bir düşünce değil miydi?
[3/3088] Korkak tabiatlı, cam canlı tacirin ticaretinde ne kâr vardır, ne de ziyan.
[3/3089] Hatta ziyanı vardır, çünkü mahrumdur ve hordur; şule yutan, ışık bulur.
[3/3090] Çünkü bütün işler ümit üzeredir; din işi evlâdır; bununla kurtulursun.
[3/3090] Burada ümitten başka kapı çalmaya izin yoktur. Allah doğruyu daha iyi bilir.
[3/3090] Boyunları çalışmaktan iğ gibi olsa da kişileri mesleklere çağıran, ümit ve beklentidir.
[3/3090] Kişi sabahleyin dükkâna giderken, rızk ümit ve beklentisiyle koşar.
[4/487] Fiille öğüt, halkı daha çok çeker; Çünkü her kulağı bulunanın ve sağır olanın canına erişir.
[4/488] İşle öğütte, emretme düşüncesi yoktur; onun halkı etkilemesi güçlüdür.
[4/529] Düşüncede ilk olan, işte sonra ortaya çıkar; özellikle de ezel vasfı bulunan düşünce olursa.
[4-1113] O, o caminin temelini koyduğunda cin ve insanlar gelip işe girişti,
[4-1114] Kulların ibadet yolunda oldukları gibi bir bölüğü aşkla ve bir bölüğü de isteksiz.
[4-1115] Halk cinlerdir, şehvet de zincir; şehvet onları dükkâna ve ota çekip götürür.
[4-1116] Bu zincir korku ve şaşkınlıktandır. Sen, bu halkı zincirsiz görme.
[4-1117] Onları kazanca ve ava çekip görürür; onları madene ve denizlere götürür.
[4-1118] Onları iyi ve kötü yöne götürür. Hak dedi: "Boynunda hurma lifinden bir ip var."[2]
[4-1119] Boyunlarına ip bağladık; ahlâklarından ip yaptık.
[4-1120] Amel defteri boynuna asılı olmayan hiçbir ahlâkı bozuk ve ahlâkı temiz kişi yoktur.
[4-1121] Senin kötü işteki hırsın, ateş gibidir. Kor ateş, ateşin hoş renginden dolayı hoştur.
[4-1122] Kömürün o siyahlığı ateşte gizlidir; ateş gittiğinde karanlığı ortaya çıkar.
[4-1123] Siyah kömür senin hırsından kor ateş olur; hırsın gittiğinde o bozuk kömür ortada kalır.
[4-1124] O anda o kömür, kor ateş görünüyordu; bu, işin güzelliğinden değildi, hırs ateşiydi.
[4-1125] Hırs senin işini süslemişti; hırs gitti ve işin kara kaldı.
[4-1126] Ahmak olan kişi gulyabaninin süslediği ham şeyi, olgun sanır.
[4-1127] Canı onu deneyince, denemesinden dolayı dişleri kamaşır.
[4-1128] O tuzak, hevesinden dolayı yem görünüyordu; -bu,- hırs gulyabanisinin etkisiydi ve o tam hamdı.
[4-1129] Din ve hayır işinde hırs ara; hırs kalmazsa, -bu işler yine- güzel yüzlüdür.
[4-1130] Hayırlar güzeldir; -bu,- başkasının etkisiyle değildir; hırs ateşi giderse hayır ateşi kalır.
[4-1131] Dünya işinde hırs ateşi gidince, parlak kor ateşten -geriye- kömür kalmış olur.
[4-1132] Hırs, çocukları aldatır da gönül zevkinden eteklerini -at gibi- sürerler.
[4-1133] Çocuktan o kötü hırs gidince, diğer çocuklara güler:
[4-1134] "Ne yapıyordum? Bunda ne görüyordum? Sirke, hırsın etkisiyle bal göründü."