"Halk" sayfasının sürümleri arasındaki fark

DrOS'un not defteri sitesinden
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla
k
k
1. satır: 1. satır:
 
==Göndermeler==
 
==Göndermeler==
=== Mesnevi'den<ref>Mevlânâ, '''Mesnevî''', (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008.</ref> ===
+
=== Mevlânâ'dan ===
 
+
İşte halk [[yoksulluk]]tan kaçar, bundan dolayı [[hırs]] ve [[emel]]e lokma olurlar.<ref>Mevlânâ, '''Mesnevî''', (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008.(1. kitap, 962)</ref>
[1/962] İşte halk [[yoksulluk]]tan kaçar, bundan dolayı [[hırs]] ve [[emel]]e lokma olurlar.
 
 
----
 
----
[1/1853] O halkı kendine tutkun görünce [[gurur]]la kendinden geçer.
+
O halkı kendine tutkun görünce [[gurur]]la kendinden geçer.<br>
 
+
O bilmez ki [[şeytan]] onun gibi binlercesini ırmak suyuna atmıştır.<ref>Mevlânâ, '''Mesnevî''', (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008.(1. kitap, 1853-1854)</ref>
[1/1854] O bilmez ki [[şeytan]] onun gibi binlercesini ırmak suyuna atmıştır.
 
 
----
 
----
[1/2623] [[Mana]]yı anlatış kâfi olsaydı, [[dünya]] halkı işsiz ve manasız olurdu.
+
[[Mana]]yı anlatış kâfi olsaydı, [[dünya]] halkı işsiz ve manasız olurdu.<ref>Mevlânâ, '''Mesnevî''', (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008.(1. kitap, 2623)</ref>
 
----
 
----
[1/3277] [[Felsefe]]ci [[fikir]] ve [[zan]]nında [[inkâr]]cı olur; gitsin, başını o duvara vursun.
+
[[Felsefe]]ci [[fikir]] ve [[zan]]nında [[inkâr]]cı olur; gitsin, başını o duvara vursun.<br>
 
+
Suyun, toprağın ve çamurun konuşması, [[gönül]] ehlinin duyularınca hissedilir.<br>
[1/3278] Suyun, toprağın ve çamurun konuşması, [[gönül]] ehlinin duyularınca hissedilir.
+
Hannâne direğinin inlemesini [[inkâr]] eden [[felsefe]]ci, [[veli]]lerin hislerine yabancıdır.<br>
 
+
O der ki: “Halkın sevda ışığı, halkın görüşüne çok hayaller getirdi.”<br>
[1/3279] Hannâne direğinin inlemesini [[inkâr]] eden [[felsefe]]ci, [[veli]]lerin hislerine yabancıdır.
+
Daha öte, o [[fesat]] ve [[küfür|küfr]]ün yansıması, bu inkârcı [[düşünce]]yi ona yükledi.<br>
 
+
[[Felsefe]]ci [[şeytan]]ı inkâr eder, aynı anda [[şeytan]]ın oyuncağı olur.<br>
[1/3280] O der ki: “Halkın sevda ışığı, halkın görüşüne çok hayaller getirdi.”
+
[[Şeytan]]ı görmedinse, kendini gör. Delilik olmadan alında morluk bulunmaz.<br>
 
+
[[gönül|Gönl]]ünde [[şüphe]] ve şaşkınlık bulunan, [[dünya]]da gizli [[felsefe]]cidir.<br>
[1/3281] Daha öte, o [[fesat]] ve [[küfür|küfr]]ün yansıması, bu inkârcı [[düşünce]]yi ona yükledi.
+
İnanır görünür, fakat zaman zaman o [[felsefe]] damarı yüzünü karartır.<ref>Mevlânâ, '''Mesnevî''', (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008.(1. kitap, 3277-3285)</ref>
 
 
[1/3282] [[Felsefe]]ci [[şeytan]]ı inkâr eder, aynı anda [[şeytan]]ın oyuncağı olur.
 
 
 
[1/3283] [[Şeytan]]ı görmedinse, kendini gör. Delilik olmadan alında morluk bulunmaz.
 
 
 
[1/3284] [[gönül|Gönl]]ünde [[şüphe]] ve şaşkınlık bulunan, [[dünya]]da gizli [[felsefe]]cidir.
 
 
 
[1/3285] İnanır görünür, fakat zaman zaman o [[felsefe]] damarı yüzünü karartır.
 
 
----
 
----
[1/3810] Halka bundan daha çok söylemek imkânı yoktur; Deniz, ırmağa sığmaz.
+
Halka bundan daha çok söylemek imkânı yoktur; Deniz, ırmağa sığmaz.<ref>Mevlânâ, '''Mesnevî''', (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008.(4. kitap, 1113-1134)</ref>
 
----
 
----
 
[4/487] [[Fiil]]le [[öğüt]], halkı daha çok çeker; Çünkü her kulağı bulunanın ve [[sağır]] olanın [[can]]ına erişir.
 
[4/487] [[Fiil]]le [[öğüt]], halkı daha çok çeker; Çünkü her kulağı bulunanın ve [[sağır]] olanın [[can]]ına erişir.
  
[4/488] [[İş]]le [[öğüt]]te, [[Emir|emr]]etme düşüncesi yoktur; onun halkı [[etki]]lemesi güçlüdür.
+
[4/488] [[İş]]le [[öğüt]]te, [[Emir|emr]]etme düşüncesi yoktur; onun halkı [[etki]]lemesi güçlüdür.<ref>Mevlânâ, '''Mesnevî''', (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008.(4. kitap, 487-488)</ref>
 
----
 
----
[4-1113] O, o caminin temelini koyduğunda [[cin]] ve [[insan]]lar gelip [[iş]]e girişti,
+
O, o caminin temelini koyduğunda [[cin]] ve [[insan]]lar gelip [[iş]]e girişti,<br>
 
+
[[Kul]]ların [[ibadet]] [[yol]]unda oldukları gibi bir bölüğü [[aşk]]la ve bir bölüğü de [[isteksiz]].<br>
[4-1114] [[Kul]]ların [[ibadet]] [[yol]]unda oldukları gibi bir bölüğü [[aşk]]la ve bir bölüğü de [[isteksiz]].
+
[[Halk]] [[cin]]lerdir, [[şehvet]] de [[zincir]]; [[şehvet]] onları [[dükkân]]a ve ota çekip götürür.<br>
 
+
Bu zincir [[korku]] ve [[şaşkınlık]]tandır. Sen, bu [[halk]]ı zincirsiz görme.<br>
[4-1115] Halk [[cin]]lerdir, [[şehvet]] de [[zincir]]; [[şehvet]] onları [[dükkân]]a ve ota çekip götürür.
+
Onları [[kazanç|kazanc]]a ve [[av]]a çekip götürür; onları [[maden]]e ve [[deniz]]lere götürür.<br>
 
+
Onları [[iyi]] ve [[kötü]] yöne götürür. Hak dedi: "Boynunda hurma lifinden bir ip var."<ref>(Kur'ân-ı Kerim, Leheb, 111/5)</ref><br>
[4-1116] Bu [[zincir]] [[korku]] ve [[şaşkınlık]]tandır. Sen, bu halkı [[zincir]]siz görme.
+
Boyunlarına ip bağladık; [[ahlâk]]larından ip yaptık.<br>
 
+
[[Amel defteri]] boynuna asılı olmayan hiçbir [[ahlâk]]ı bozuk ve [[ahlâk]]ı temiz kişi yoktur.<br>
[4-1117] Onları [[kazanç|kazanc]]a ve [[av]]a çekip görürür; onları [[maden]]e ve [[deniz]]lere götürür.
+
Senin [[kötü]] [[iş]]teki [[hırs]]ın, [[ateş]] gibidir. Kor [[ateş]], [[ateş]]in hoş renginden dolayı hoştur.<br>
 
+
[[Kömür]]ün o siyahlığı [[ateş]]te gizlidir; [[ateş]] gittiğinde [[karanlık|karanlığ]]ı ortaya çıkar.<br>
[4-1118] Onları [[iyi]] ve [[kötü]] yöne götürür. Hak dedi: "Boynunda hurma lifinden bir ip var."<ref>(Kur'ân-ı Kerim, Leheb, 111/5)</ref>
+
Siyah [[kömür]] senin [[hırs]]ından kor [[ateş]] olur; [[hırs]]ın gittiğinde o bozuk [[kömür]] ortada kalır.<br>
 
+
O anda o [[kömür]], kor [[ateş]] görünüyordu; bu, [[iş]]in [[güzellik|güzelliğ]]inden değildi, [[hırs]] [[ateş]]iydi.<br>
[4-1119] Boyunlarına ip bağladık; [[ahlâk]]larından ip yaptık.  
+
[[Hırs]] senin [[iş]]ini süslemişti; [[hırs]] gitti ve [[iş]]in kara kaldı.<br>
 
+
[[Ahmak]] olan kişi gulyabaninin süslediği ham şeyi, olgun sanır.<br>
[4-1120] [[Amel defteri]] boynuna asılı olmayan hiçbir [[ahlâk]]ı bozuk ve [[ahlâk]]ı temiz kişi yoktur.
+
[[Can]]ı onu deneyince, denemesinden dolayı dişleri kamaşır.<br>
 
+
O [[tuzak]], [[heves]]inden dolayı yem görünüyordu; -bu,- [[hırs]] gulyabanisinin etkisiydi ve o tam hamdı.<br>
[4-1121] Senin [[kötü]] [[iş]]teki [[hırs]]ın, [[ateş]] gibidir. Kor [[ateş]], [[ateş]]in hoş renginden dolayı hoştur.
+
[[Din]] ve [[hayır]] [[iş]]inde [[hırs]] ara; [[hırs]] kalmazsa, -bu işler yine- [[güzel]] yüzlüdür.<br>
 
+
[[Hayır]]lar [[güzel]]dir; -bu,- başkasının etkisiyle değildir; [[hırs]] [[ateş]]i giderse [[hayır]] [[ateş]]i kalır.<br>
[4-1122] [[Kömür]]ün o siyahlığı [[ateş]]te gizlidir; [[ateş]] gittiğinde [[karanlık|karanlığ]]ı ortaya çıkar.
+
[[Dünya]] [[iş]]inde [[hırs]] [[ateş]]i gidince, parlak kor [[ateş]]ten -geriye- [[kömür]] kalmış olur.<br>
 
+
[[Hırs]], [[çocuk]]ları aldatır da [[gönül]] [[zevk]]inden eteklerini -at gibi- sürerler.<br>
[4-1123] Siyah [[kömür]] senin [[hırs]]ından kor [[ateş]] olur; [[hırs]]ın gittiğinde o bozuk [[kömür]] ortada kalır.
+
[[Çocuk]]tan o [[kötü]] [[hırs]] gidince, diğer [[çocuk]]lara güler:<br>
 
+
"Ne yapıyordum? Bunda ne görüyordum? Sirke, hırsın etkisiyle bal göründü."<ref>Mevlânâ, '''Mesnevî''', (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008.(4. kitap, 1113-1134)</ref>
[4-1124] O anda o [[kömür]], kor [[ateş]] görünüyordu; bu, [[iş]]in [[güzellik|güzelliğ]]inden değildi, [[hırs]] [[ateş]]iydi.
 
 
 
[4-1125] [[Hırs]] senin [[iş]]ini süslemişti; [[hırs]] gitti ve [[iş]]in kara kaldı.
 
 
 
[4-1126] [[Ahmak]] olan kişi gulyabaninin süslediği ham şeyi, olgun sanır.
 
 
 
[4-1127] [[Can]]ı onu deneyince, denemesinden dolayı dişleri kamaşır.
 
 
 
[4-1128] O [[tuzak]], [[heves]]inden dolayı yem görünüyordu; -bu,- [[hırs]] gulyabanisinin etkisiydi ve o tam hamdı.
 
 
 
[4-1129] [[Din]] ve [[hayır]] [[iş]]inde [[hırs]] ara; [[hırs]] kalmazsa, -bu işler yine- [[güzel]] yüzlüdür.
 
 
 
[4-1130] [[Hayır]]lar [[güzel]]dir; -bu,- başkasının etkisiyle değildir; [[hırs]] [[ateş]]i giderse [[hayır]] [[ateş]]i kalır.
 
 
 
[4-1131] [[Dünya]] [[iş]]inde [[hırs]] [[ateş]]i gidince, parlak kor [[ateş]]ten -geriye- [[kömür]] kalmış olur.
 
 
 
[4-1132] [[Hırs]], [[çocuk]]ları aldatır da [[gönül]] [[zevk]]inden eteklerini -at gibi- sürerler.
 
 
 
[4-1133] [[Çocuk]]tan o [[kötü]] [[hırs]] gidince, diğer [[çocuk]]lara güler:
 
 
 
[4-1134] "Ne yapıyordum? Bunda ne görüyordum? Sirke, hırsın etkisiyle bal göründü."
 
 
==Notlar ==
 
==Notlar ==
 
<references/>
 
<references/>
 
[[Category:Mevlânâ]]
 
[[Category:Mevlânâ]]

08.51, 7 Kasım 2008 tarihindeki hâli

Göndermeler

Mevlânâ'dan

İşte halk yoksulluktan kaçar, bundan dolayı hırs ve emele lokma olurlar.[1]


O halkı kendine tutkun görünce gururla kendinden geçer.
O bilmez ki şeytan onun gibi binlercesini ırmak suyuna atmıştır.[2]


Manayı anlatış kâfi olsaydı, dünya halkı işsiz ve manasız olurdu.[3]


Felsefeci fikir ve zannında inkârcı olur; gitsin, başını o duvara vursun.
Suyun, toprağın ve çamurun konuşması, gönül ehlinin duyularınca hissedilir.
Hannâne direğinin inlemesini inkâr eden felsefeci, velilerin hislerine yabancıdır.
O der ki: “Halkın sevda ışığı, halkın görüşüne çok hayaller getirdi.”
Daha öte, o fesat ve küfrün yansıması, bu inkârcı düşünceyi ona yükledi.
Felsefeci şeytanı inkâr eder, aynı anda şeytanın oyuncağı olur.
Şeytanı görmedinse, kendini gör. Delilik olmadan alında morluk bulunmaz.
Gönlünde şüphe ve şaşkınlık bulunan, dünyada gizli felsefecidir.
İnanır görünür, fakat zaman zaman o felsefe damarı yüzünü karartır.[4]


Halka bundan daha çok söylemek imkânı yoktur; Deniz, ırmağa sığmaz.[5]


[4/487] Fiille öğüt, halkı daha çok çeker; Çünkü her kulağı bulunanın ve sağır olanın canına erişir.

[4/488] İşle öğütte, emretme düşüncesi yoktur; onun halkı etkilemesi güçlüdür.[6]


O, o caminin temelini koyduğunda cin ve insanlar gelip işe girişti,
Kulların ibadet yolunda oldukları gibi bir bölüğü aşkla ve bir bölüğü de isteksiz.
Halk cinlerdir, şehvet de zincir; şehvet onları dükkâna ve ota çekip götürür.
Bu zincir korku ve şaşkınlıktandır. Sen, bu halkı zincirsiz görme.
Onları kazanca ve ava çekip götürür; onları madene ve denizlere götürür.
Onları iyi ve kötü yöne götürür. Hak dedi: "Boynunda hurma lifinden bir ip var."[7]
Boyunlarına ip bağladık; ahlâklarından ip yaptık.
Amel defteri boynuna asılı olmayan hiçbir ahlâkı bozuk ve ahlâkı temiz kişi yoktur.
Senin kötü işteki hırsın, ateş gibidir. Kor ateş, ateşin hoş renginden dolayı hoştur.
Kömürün o siyahlığı ateşte gizlidir; ateş gittiğinde karanlığı ortaya çıkar.
Siyah kömür senin hırsından kor ateş olur; hırsın gittiğinde o bozuk kömür ortada kalır.
O anda o kömür, kor ateş görünüyordu; bu, işin güzelliğinden değildi, hırs ateşiydi.
Hırs senin işini süslemişti; hırs gitti ve işin kara kaldı.
Ahmak olan kişi gulyabaninin süslediği ham şeyi, olgun sanır.
Canı onu deneyince, denemesinden dolayı dişleri kamaşır.
O tuzak, hevesinden dolayı yem görünüyordu; -bu,- hırs gulyabanisinin etkisiydi ve o tam hamdı.
Din ve hayır işinde hırs ara; hırs kalmazsa, -bu işler yine- güzel yüzlüdür.
Hayırlar güzeldir; -bu,- başkasının etkisiyle değildir; hırs ateşi giderse hayır ateşi kalır.
Dünya işinde hırs ateşi gidince, parlak kor ateşten -geriye- kömür kalmış olur.
Hırs, çocukları aldatır da gönül zevkinden eteklerini -at gibi- sürerler.
Çocuktan o kötü hırs gidince, diğer çocuklara güler:
"Ne yapıyordum? Bunda ne görüyordum? Sirke, hırsın etkisiyle bal göründü."[8]

Notlar

  1. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008.(1. kitap, 962)
  2. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008.(1. kitap, 1853-1854)
  3. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008.(1. kitap, 2623)
  4. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008.(1. kitap, 3277-3285)
  5. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008.(4. kitap, 1113-1134)
  6. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008.(4. kitap, 487-488)
  7. (Kur'ân-ı Kerim, Leheb, 111/5)
  8. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008.(4. kitap, 1113-1134)