"Açık" sayfasının sürümleri arasındaki fark

DrOS'un not defteri sitesinden
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla
k
k
 
(Aynı kullanıcının aradaki diğer 3 değişikliği gösterilmiyor)
4. satır: 4. satır:
  
 
{{:Mesnevi 000135}}
 
{{:Mesnevi 000135}}
 +
 +
{{:Mesnevi 000150}}
  
 
{{:Mesnevi 000137}}
 
{{:Mesnevi 000137}}
  
 
{{:Mesnevi 000142}}
 
{{:Mesnevi 000142}}
 +
 +
{{:Mesnevi 000154}}
 +
 +
{{:Mesnevi 000218}}
 
==Notlar ==
 
==Notlar ==
 
<references/>
 
<references/>
 
[[Category:Mevlânâ]]
 
[[Category:Mevlânâ]]

17.49, 19 Eylül 2011 itibarı ile sayfanın şu anki hâli

Göndermeler[düzenle]

Mevlânâ'dan[düzenle]

Şu üçünü açıklamakta dudağını hareket ettirme: Geliş gidişinden, parandan ve düşüncenden -söz etme-
Çünkü bu üçünün hasmı çoktur. Düşman onu bilince, sana pusu kurar.[1]

Hakk'ın yaptığını, bizim yaptığımızı; her ikisini de gör. Bizim yaptığımızı var bil; açıktır bu.

Ortada insanların fiili yoksa o zaman kimseye “Niçin böyle yaptın?” deme.

Hakk'ın yaratması, bizim fiillerimizi var ediyor. Bizim fiilimiz, Allah'ın yaratmasının eseridir.[2]

Sen, aşağılıkla senden olanı alan birinin müridi ve misafirisin.

Üstün değildir, seni nasıl üstün yapacak? Işık vermiyor, seni karartacak.

Kendisinin ışığı olmayınca, yakınlıkta başkaları ondan nasıl ışık bulacak.

Göze ilaç yapan kör gibi. Gözlere ne çeker? Ancak yeşim taşı.

Bizim durumumuz fakirlikte ve eziyete budur. Hiçbir misafir bize aldanmasın.

On yıllık kıtlığı şekil olarak görmedinse, gözlerini aç ve bize bak.

Bizim dışımız iddiacının içi gibi; gönlünde karanlık, dilindeyse parlaklık.

Allah'tan ne bir kokusu, ne iz var; iddiası Şit'ten ve Âdem'den fazla.

Şeytan dahi kendi suretini ona göstermemiş; o, ise “Biz abdâldan daha üstünüz” der.

Kendisinin bizzat bir adam olduğu sanılsın diye dervişlerin sözünü çokça çalmıştır.

Sözde Bâyezîd'i küçümser; onun içinden ise Yezid utanır.

Gökyüzünün ekmek ve sofrasından azıksızdır; Hakk onun önüne bir kemik atmadı.

O ise seslenmiş: “Sofra kurdum, Hakk'ın vekiliyim, halife oğluyum.

Haydi çok mihnetli saf gönüllüler, cömertlik soframdan doyuncaya dek hiç yiyin.”

İnsanlar yıllarca yarın vaadiyle o kapının etrafında dolaşmış, yarın gelmez.

İnsanın sırrının az çok açığa çıkması için uzun zaman gerekir:

Beden duvarının altında hazine mi vardır yoksa yılan, karınca ve ejderha mı?

Bir şey olmadığı anlaşılınca isteklinin ömrü gitmiş olur, anlamak ne fayda?[3]

Beyin ve gönül olmadan düşünceyle doluydular; ordusuz ve savaşsız zafere erdiler.

O apaçık görme, onlara göre düşüncedir; yoksa uzak olanlara göre görmektir.

Düşünce, geçmiş ve gelecekten olur. Bu ikisinden kurtulunca güçlük çözülür.

Her nitelikliyi niteliksizken görmüşlerdir. Madenden önce gerçeği ve sahteyi görmüşlerdir.[4]

Beş duyu birbiriyle birleşmiştir; bu her beşi yüksek bir asıldan yetişmiştir.

Birinin gücü, kalanın gücü olur; her biri, geri kalana sakîlik eder.

Gözün görmesi, aşkı artırır; aşk, gözde doğruluğu artırır.

Doğruluk her hissin uyanmasıdır; duygulara zevk arkadaş olur.

Bir his ilerleyişte bağını çözdüğünde geriye kalan hisler hep değişir.

Bir his hissedilenlerden başkasını gördüğünde, gayb bütün hislere görünür.

Sürüden bir koyun ırmaktan sıçradığında, o zaman art arda hepsi öte yana sıçrar.

Duygu koyunlarını sür, “Yeşillikleri çıkardı” otlağında otlat.

Böylece orada sümbül ve reyhan otlar, hakikatler bahçesine yol alırlar.

Her hissin, hislerin habercisi olur; bu şekilde birer birer o cennete doğru gider.

Hisler senin hissine gerçek, mecaz ve dil olmaksızın sır söyler.

Çünkü bu hakikat yorulanablir ve bu vehimlenme hayallere düşürme kaynağıdır.

Apaçık olan hakikatin arasına hiçbir yorum sığmaz.[5]

Bu tanıklık nedir? Gizliyi açığa çıkarmaktır; ister söz, ister davranış ve gayrisiyle.[6]

Senin elin, "Allah'ın eli, onların elinin üstündedir"[7] olan biat sahiplerinden olur;

Elini pîrin, bilen ve büyük olan hikmet sahibi pîrin eline verdiğinde.

Çünkü o, zamanının peygamberidir. Ey mürit! Ondan peygamber nuru açığa çıkar;

Dinde, Hudeybiye'de hazır bulunursun ve o biat eden sahabeye olursun.[8]

Notlar[düzenle]

  1. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (1. kitap, 1048-1049)
  2. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (1. kitap, 1481-1483)
  3. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (1. kitap, 2265-2282)
  4. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (2. kitap, 174-177)
  5. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (2. kitap, 3222-3233)
  6. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (5. kitap, 247)
  7. Kur'ân-ı Kerim, Feth, 48/10
  8. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (5. kitap, 740-744)