"Harcama" sayfasının sürümleri arasındaki fark

DrOS'un not defteri sitesinden
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla
k (Yeni sayfa: ==Göndermeler== === Mevlânâ'dan === Ancak bu defa cömertlik dolu o vezir, izzet Burak'ı üzerinde dünyadan gitmişti.<br> Onun yerinde yeni vezir reis olmuştu; fak...)
 
k
 
(Aynı kullanıcının aradaki bir diğer değişikliği gösterilmiyor)
1. satır: 1. satır:
 
==Göndermeler==
 
==Göndermeler==
 
=== Mevlânâ'dan ===
 
=== Mevlânâ'dan ===
Ancak bu defa [[cömert]]lik dolu o [[vezir]], izzet Burak'ı üzerinde dünyadan gitmişti.<br>
+
{{:Mesnevi_000085}}
Onun yerinde yeni [[vezir]] [[reis]] olmuştu; fakat çok [[merhametsiz]] ve [[cimri]]ydi.<br>
+
 
Dedi: "Ey padişah! Bizim harcamalarımız var; bir [[şair]] için karşılık olarak bu bahşiş olmaz.<br>
+
{{:Mesnevi 000212}}
Ey bahtiyar! Ben onda birin dörtte biriyle [[şair]] adamı hoş ve razı ederim."<br>
 
Halk ona dedi ki: "O, önceden bu yiğitten on bin alıp götürmüştür.<br>
 
Şekerden sonra nasıl kamış çiğner?<br>
 
Sultanlıktan sonra dilencilik nasıl yapar?"<br>
 
-Vezir- dedi: "Ona [[baskı]] içinde [[baskı]] yaparım, beklemekten ağlar ve güçsüzleşir.<br>
 
O zaman ona yolun toprağını versem, çimendeki gül yaprağı gibi kapar.<br>
 
Bunu bana bırak; çünkü istekli ateş de olsa bunda ustayım.<br>
 
Ülker yıldızından/gökten yere kadar uçsa, o beni görünce yumuşar."<ref>Mevlânâ, '''Mesnevî''', (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (4. kitap, 1209-1218)</ref>
 
 
==Notlar ==
 
==Notlar ==
 
<references/>
 
<references/>
 
[[Category:Mevlânâ]]
 
[[Category:Mevlânâ]]

13.15, 19 Eylül 2011 itibarı ile sayfanın şu anki hâli

Göndermeler[düzenle]

Mevlânâ'dan[düzenle]

Ancak bu defa cömertlik dolu o vezir, izzet Burak'ı üzerinde dünyadan gitmişti.

Onun yerinde yeni vezir reis olmuştu; fakat çok merhametsiz ve cimriydi.

Dedi: "Ey padişah! Bizim harcamalarımız var; bir şair için karşılık olarak bu bahşiş olmaz.

Ey bahtiyar! Ben onda birin dörtte biriyle şair adamı hoş ve razı ederim."

Halk ona dedi ki: "O, önceden bu yiğitten on bin alıp götürmüştür.

Şekerden sonra nasıl kamış çiğner?

Sultanlıktan sonra dilencilik nasıl yapar?"

-Vezir- dedi: "Ona baskı içinde baskı yaparım, beklemekten ağlar ve güçsüzleşir.

O zaman ona yolun toprağını versem, çimendeki gül yaprağı gibi kapar.

Bunu bana bırak; çünkü istekli ateş de olsa bunda ustayım.

Ülker yıldızından/gökten yere kadar uçsa, o beni görünce yumuşar."[1]

Tüyünü koparma, gönlünü ondan kopar; çünkü bu cihadın şartı, düşman bulunmasıdır.

Düşman olmazsa, cihat imkânsızdır. Şehvetin yoksa emre uymak olmaz.

Arzun bulunmazsa sabır olmaz. Düşmanın bulunmazsa orduya ne ihtiyacın var?

Sakın! Kendini hadım etme, inzivaya çekilme; çünkü iffet şehvete bağlıdır.

Arzu olmadan arzudan menetmek mümkün değildir. Ölülere karşı savaş yapılamaz.

Hak, "Bağış yapın"[2] demiştir; öyleyse kazanç elde et; zira eski gelirsiz harcama olmaz.

"Bağış yapın" emirini mutlak olarak verdiyse de sen,"Kazanın, sonra bağış yapın" diye oku.

Aynı şekilde Hak "Sabredin" buyurdu; kendisinden yüz çevireceğin bir istek olmalı.

Öyleyse "Yiyin"[3] emri şehvet tuzağı içindir. Ondan sonra "İsraf etmeyin" emriyse iffettir.

Kişide mahmûlün bih/şehvet bulunmazsa, mahmûlün aleyhin/sabrın varlığı mümkün olmaz.

Senin sabretme zahmetin bulunmazsa, şart olmaz; o zaman karşılığı gelmez.

Ne güzeldir o şart; ne hoştur o karşılık, o gönül okşayan ve can katan karşılık!

Âşıkların sevinci ve üzüntüsü odur; hizmetin karşılığı ve ücreti de odur.

Sevgiliden başkası seyredilirse aşk değildir; boş sevdalıktır.

Aşk, alevlenince baki olan sevgiliden başke ne varsa hepsini yakan alevdir.

-Âşık- (yok) kılıcını Hak'tan başkasını öldürmek için kullanır. Bak, ondan sonra 'dan başka ne kalır?

İllallâh (ancak Allah). Geri kalanı gider. Ey ortaklığı yakan büyük aşk, mutlu ol!

Sonrakiler ve öncekiler de odur; şirk, şaşı gözün gördüğünden başka bir şey değildir.

Hayret! Onun aksetmesinden başka güzellik mi olur? Bedenin hareket etmesi, candan başka bir şeyle değildir.

Canında bozukluk olanın bedeni, balda tutsan da hoş olmaz.

Bunu, bir gün diri olup bu canın canının elinden bir kadeh alan kişi bilir.

Gözü o yüzleri görmemiş olan kişiye göre, bu duman sıcaklığı candır.

Abdülaziz oğlu Ömer'i görmediği için ona göre Haccâc da adaletlidir.

O, Musa'nın yılanının sebâtını/gücünü görmediği için büyü iplerinde hayat olduğunu sanır.

Tatlı su içmemiş olan kuş, acı suda kol kanat çırpar.

Zıt, ancak zıddıyla tanınabilir; -kişi- yarayı görürse, okşamayı tanır.

Elest ülkesinin değerini bilmen için bu dünya önce gelmiştir, şüphesiz.

Buradan kurtulunca oraya gidersin; sonsuzluk şeker evinde şükredersin.

Dersin ki "Orada toprağı eliyordum, bu temiz dünyadan kaçıyordum.

Keşke bundan önce ölseydim de korku içinde azabım az olsaydı."[4]

Notlar[düzenle]

  1. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (4. kitap, 1209-1218)
  2. Kur'ân-ı Kerim, Bakara, 2/267: "Ey iman edenler! Kazandığınız şeylerin ve yerden sizin için çıkarmış olduğumuz şeylerin temizlerinden infak ediniz."
  3. Kur'ân-ı Kerim, A'raf, 7/31
  4. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (5. kitap, 574-603)