"Mesnevi 000212" sayfasının sürümleri arasındaki fark

DrOS'un not defteri sitesinden
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla
k
k
12. satır: 12. satır:
 
[[Arzu]] olmadan [[arzu]]dan [[men]]etmek mümkün değildir. [[Ölü]]lere karşı [[savaş]] yapılamaz.
 
[[Arzu]] olmadan [[arzu]]dan [[men]]etmek mümkün değildir. [[Ölü]]lere karşı [[savaş]] yapılamaz.
  
Hak, "Bağış yapın"<ref>Kur'ân-ı Kerim, Bakara, 2/267: "Ey iman edenler! Kazandığınız şeylerin ve yerden sizin için çıkarmış olduğumuz şeylerin temizlerinden infak ediniz."</ref> demiştir; öyleyse kazanç elde et; zire eski gelirsiz harcama olmaz.
+
[[Hakk|Hak]], "[[Bağış]] yapın"<ref>Kur'ân-ı Kerim, Bakara, 2/267: "Ey iman edenler! Kazandığınız şeylerin ve yerden sizin için çıkarmış olduğumuz şeylerin temizlerinden infak ediniz."</ref> demiştir; öyleyse [[kazanç]] elde et; zire eski [[gelir]]siz [[harcama]] olmaz.
  
 
"Bağış yapın" emirini mutlak olarak verdiyse de sen,"Kazanın, sonra bağış yapın" diye oku.
 
"Bağış yapın" emirini mutlak olarak verdiyse de sen,"Kazanın, sonra bağış yapın" diye oku.
  
Aynı şekilde Hak "Sabredin" buyurdu; kendisinden yüz çevireceğin bir istek olmalı.
+
Aynı şekilde [[Hakk|Hak]] "[[sabır|Sabr]]edin" buyurdu; kendisinden yüz çevireceğin bir [[istek]] olmalı.
  
Öyleyse "Yiyin"<ref>Kur'ân-ı Kerim, A'raf, 7/31</ref> emri şehvet tuzağı içindir. Ondan sonra "İsraf etmeyin" emriyse iffettir.
+
Öyleyse "[[yeme|Yiyin]]"<ref>Kur'ân-ı Kerim, A'raf, 7/31</ref> [[emir|emr]]i [[şehvet]] [[tuzak|tuzağı]] içindir. Ondan sonra "[[İsraf]] etmeyin" [[emir|emr]]iyse [[iffett]]ir.
  
Kişide mahmûlün bih/şehvet bulunmazsa, mahmûlün aleyhin/sabrın varlığı mümkün olmaz.
+
Kişide mahmûlün bih/[[şehvet]] bulunmazsa, mahmûlün aleyhin/[[sabır|sabr]]ın varlığı mümkün olmaz.
  
Senin sabretme zahmetin bulunmazsa, şart olmaz; o zaman karşılığı gelmez.
+
Senin [[sabır|sabr]]etme [[zahmet]]in bulunmazsa, [[şart]] olmaz; o zaman [[karşılık|karşılığ]]ı gelmez.
  
Ne güzeldir o şart; ne hoştur o karşılık, o gönül okşayan ve can katan karşılık!
+
Ne [[güzel]]dir o [[şart]]; ne [[hoş]]tur o [[karşılık]], o [[gönül]] okşayan ve [[can]] katan [[karşılık]]!
  
Âşıkların sevinci ve üzüntüsü odur; hizmetin karşılığı ve ücreti de odur.
+
[[Âşık]]ların [[sevinç|sevinc]]i ve [[üzüntü]]sü odur; [[hizmet]]in [[karşılık|karşılığ]]ı ve [[ücret]]i de odur.
  
Seviliden başkası seyredilirse aşk değildir; boş sevdalıktır.
+
S[[evili]]den başkası seyredilirse [[aşk]] değildir; boş sevdalıktır.
  
Aşk, alevlenince baki olan sevgiliden başke ne varsa hepsini yakan alevdir.
+
[[Aşk]], [[alevlenme|alevlen]]ince [[baki]] olan [[sevgili]]den başke ne varsa hepsini yakan [[alev]]dir.
  
-Âşık- Lâ (yok) kılıcını Hak'tan başkasını öldürmek için kullanır. Bak, ondan sonra Lâ'dan başka ne kalır?  
+
-[[Âşık]]- [[]] ([[yok]]) [[kılıç|kılıc]]ını [[Hakk|Hak]]'tan başkasını [[öldürme]]k için kullanır. Bak, ondan sonra [[]]'dan başka ne kalır?  
  
İllallâh (ancak Allah). Geri kalanı gider. Ey ortaklığı yakan büyük aşk, mutlu ol!
+
İllallâh (ancak [[Allah]]). Geri kalanı gider. Ey [[ortaklık|ortaklığ]]ı yakan büyük [[aşk]], [[mutlu]] ol!
  
Sonrakiler ve öncekiler de odur; şirk, şaşı gözün gördüğünden başka bir şey değildir.
+
Sonrakiler ve öncekiler de odur; [[şirk]], [[şaşı]] [[göz]]ün gördüğünden başka bir şey değildir.
  
Hayret! Onun aksetmesinden başka güzellik mi olur? Bedenin hareket etmesi, candan başka bir şeyle değildir.
+
Hayret! Onun [[akıs|aks]]etmesinden başka [[güzellik]] mi olur? [[Beden]]in hareket etmesi, [[can]]dan başka bir şeyle değildir.
  
Canında bozukluk olanın bedeni, balda tutsan da hoş olmaz.
+
[[Can]]ında [[bozukluk]] olanın [[beden]]i, [[bal]]da tutsan da [[hoş]] olmaz.
  
Bunu, bir gün diri olup bu canın canının elinden bir kadeh alan kişi bilir.
+
Bunu, bir gün [[diri]] olup bu [[can]]ın [[can]]ının elinden bir [[kadeh]] alan kişi bilir.
  
Gözü o yüzleri görmemiş olan kişiye göre, bu duman sıcaklığı candır.
+
[[Göz]]ü o [[yüz]]leri g[[örme]]miş olan kişiye göre, bu [[duman]] [[sıcak]]lığı [[can]]dır.
  
Abdülaziz oğlu Ömer'i görmediği için ona göre Haccâc da adaletlidir.
+
Abdülaziz oğlu [[Ömer]]'i görmediği için ona göre Haccâc da [[adaletli]]dir.
  
O, Musa'nın yılanının sebâtını/gücünü görmediği için büyü iplerinde hayat olduğunu sanır.
+
O, [[Musa]]'nın [[yılan]]ının [[sebât]]ını/[[güç|güc]]ünü görmediği için [[büyü]] iplerinde [[hayat]] olduğunu [[sanma|san]]ır.
  
Tatlı su içmemiş olan kuş, acı suda kol kanat çırpar.
+
[[Tatlı]] [[su]] içmemiş olan [[kuş]], [[acı]] [su]da kol [[kanat]] çırpar.
  
Zıt, ancak zıddıyla tanınabilir; -kişi- yarayı görürse, okşamayı tanır.
+
[[Zıt]], ancak [[zıd]]dıyla tanınabilir; -kişi- [[yara]]yı görürse, [[okşama]]yı tanır.
  
Elest ülkesinin değrini bilmen için bu dünya önce gelmiştir, şüphesiz.
+
[[Elest]] ülkesinin [[değer]]ini bilmen için bu [[dünya]] önce gelmiştir, şüphesiz.
  
Buradan kurtulunca oraya gidersin; sonsuzluk şeker evinde şükredersin.
+
Buradan kurtulunca oraya gidersin; [[sonsuzluk]] [[şeker]] [[ev]]inde şükredersin.
  
Desrin ki "Orada toprağı eliyordum, bu temiz dünyadan kaçıyordum.
+
Dersin ki "Orada [[toprak|toprağ]]ı eliyordum, bu [[temiz]] [[dünya]]dan kaçıyordum.
  
Keşke bundanönce ölseydim de korku içinde azabım az olsaydı."<ref>Mevlânâ, '''Mesnevî''', (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (5. kitap, 574-603)</ref>
+
Keşke bundan önce ölseydim de [[korku]] içinde [[azab]]ım az olsaydı."<ref>Mevlânâ, '''Mesnevî''', (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (5. kitap, 574-603)</ref>
 
|-
 
|-
 
|}
 
|}

13.13, 19 Eylül 2011 tarihindeki hâli

Tüyünü koparma, gönlünü ondan kopar; çünkü bu cihadın şartı, düşman bulunmasıdır.

Düşman olmazsa, cihat imkânsızdır. Şehvetin yoksa emre uymak olmaz.

Arzun bulunmazsa sabır olmaz. Düşmanın bulunmazsa orduya ne ihtiyacın var?

Sakın! Kendini hadım etme, inzivaya çekilme; çünkü iffet şehvete bağlıdır.

Arzu olmadan arzudan menetmek mümkün değildir. Ölülere karşı savaş yapılamaz.

Hak, "Bağış yapın"[1] demiştir; öyleyse kazanç elde et; zire eski gelirsiz harcama olmaz.

"Bağış yapın" emirini mutlak olarak verdiyse de sen,"Kazanın, sonra bağış yapın" diye oku.

Aynı şekilde Hak "Sabredin" buyurdu; kendisinden yüz çevireceğin bir istek olmalı.

Öyleyse "Yiyin"[2] emri şehvet tuzağı içindir. Ondan sonra "İsraf etmeyin" emriyse iffettir.

Kişide mahmûlün bih/şehvet bulunmazsa, mahmûlün aleyhin/sabrın varlığı mümkün olmaz.

Senin sabretme zahmetin bulunmazsa, şart olmaz; o zaman karşılığı gelmez.

Ne güzeldir o şart; ne hoştur o karşılık, o gönül okşayan ve can katan karşılık!

Âşıkların sevinci ve üzüntüsü odur; hizmetin karşılığı ve ücreti de odur.

Seviliden başkası seyredilirse aşk değildir; boş sevdalıktır.

Aşk, alevlenince baki olan sevgiliden başke ne varsa hepsini yakan alevdir.

-Âşık- (yok) kılıcını Hak'tan başkasını öldürmek için kullanır. Bak, ondan sonra 'dan başka ne kalır?

İllallâh (ancak Allah). Geri kalanı gider. Ey ortaklığı yakan büyük aşk, mutlu ol!

Sonrakiler ve öncekiler de odur; şirk, şaşı gözün gördüğünden başka bir şey değildir.

Hayret! Onun aksetmesinden başka güzellik mi olur? Bedenin hareket etmesi, candan başka bir şeyle değildir.

Canında bozukluk olanın bedeni, balda tutsan da hoş olmaz.

Bunu, bir gün diri olup bu canın canının elinden bir kadeh alan kişi bilir.

Gözü o yüzleri görmemiş olan kişiye göre, bu duman sıcaklığı candır.

Abdülaziz oğlu Ömer'i görmediği için ona göre Haccâc da adaletlidir.

O, Musa'nın yılanının sebâtını/gücünü görmediği için büyü iplerinde hayat olduğunu sanır.

Tatlı su içmemiş olan kuş, acı [su]da kol kanat çırpar.

Zıt, ancak zıddıyla tanınabilir; -kişi- yarayı görürse, okşamayı tanır.

Elest ülkesinin değerini bilmen için bu dünya önce gelmiştir, şüphesiz.

Buradan kurtulunca oraya gidersin; sonsuzluk şeker evinde şükredersin.

Dersin ki "Orada toprağı eliyordum, bu temiz dünyadan kaçıyordum.

Keşke bundan önce ölseydim de korku içinde azabım az olsaydı."[3]

  1. Kur'ân-ı Kerim, Bakara, 2/267: "Ey iman edenler! Kazandığınız şeylerin ve yerden sizin için çıkarmış olduğumuz şeylerin temizlerinden infak ediniz."
  2. Kur'ân-ı Kerim, A'raf, 7/31
  3. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (5. kitap, 574-603)