"Ateş" sayfasının sürümleri arasındaki fark

DrOS'un not defteri sitesinden
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla
k
k
 
(Aynı kullanıcının aradaki diğer 8 değişikliği gösterilmiyor)
1. satır: 1. satır:
 
==Göndermeler==
 
==Göndermeler==
 
=== Mevlânâ'dan ===
 
=== Mevlânâ'dan ===
Ateş her ne kadar kıvılcımlarıyla [[kırmızı]] yüzlü ise de, sen onun işindeki [[kara]]rtıcılığı gör.<ref>Mevlânâ, '''Mesnevî''', (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (1. kitap, 451)</ref>
+
{{:Mesnevi 000168}}
----
+
 
O, o caminin temelini koyduğunda [[cin]] ve [[insan]]lar gelip [[iş]]e girişti,<br>
+
{{:Mesnevi 000114}}
[[Kul]]ların [[ibadet]] [[yol]]unda oldukları gibi bir bölüğü [[aşk]]la ve bir bölüğü de [[isteksiz]].<br>
+
 
[[Halk]] [[cin]]lerdir, [[şehvet]] de [[zincir]]; [[şehvet]] onları [[dükkân]]a ve ota çekip götürür.<br>
+
{{:Mesnevi 000180}}
Bu zincir [[korku]] ve [[şaşkınlık]]tandır. Sen, bu [[halk]]ı zincirsiz görme.<br>
+
 
Onları [[kazanç|kazanc]]a ve [[av]]a çekip götürür; onları [[maden]]e ve [[deniz]]lere götürür.<br>
+
{{:Mesnevi 000078}}
Onları [[iyi]] ve [[kötü]] yöne götürür. Hak dedi: "Boynunda hurma lifinden bir ip var."<ref>(Kur'ân-ı Kerim, Leheb, 111/5)</ref><br>
 
Boyunlarına ip bağladık; [[ahlâk]]larından ip yaptık.<br>
 
[[Amel defteri]] boynuna asılı olmayan hiçbir [[ahlâk]]ı bozuk ve [[ahlâk]]ı temiz kişi yoktur.<br>
 
Senin [[kötü]] [[iş]]teki [[hırs]]ın, ateş gibidir. Kor ateş, ateşin hoş renginden dolayı hoştur.<br>
 
[[Kömür]]ün o siyahlığı ateşte gizlidir; ateş gittiğinde [[karanlık|karanlığ]]ı ortaya çıkar.<br>
 
Siyah [[kömür]] senin [[hırs]]ından kor ateş olur; [[hırs]]ın gittiğinde o bozuk [[kömür]] ortada kalır.<br>
 
O anda o [[kömür]], kor ateş görünüyordu; bu, [[iş]]in [[güzellik|güzelliğ]]inden değildi, [[hırs]] ateşiydi.<br>
 
[[Hırs]] senin [[iş]]ini süslemişti; [[hırs]] gitti ve [[iş]]in kara kaldı.<br>
 
[[Ahmak]] olan kişi gulyabaninin süslediği ham şeyi, olgun sanır.<br>
 
[[Can]]ı onu deneyince, denemesinden dolayı dişleri kamaşır.<br>
 
O [[tuzak]], [[heves]]inden dolayı yem görünüyordu; -bu,- [[hırs]] gulyabanisinin etkisiydi ve o tam hamdı.<br>
 
[[Din]] ve [[hayır]] [[iş]]inde [[hırs]] ara; [[hırs]] kalmazsa, -bu işler yine- [[güzel]] yüzlüdür.<br>
 
[[Hayır]]lar [[güzel]]dir; -bu,- başkasının etkisiyle değildir; [[hırs]] ateşi giderse [[hayır]] ateşi kalır.<br>
 
[[Dünya]] [[iş]]inde [[hırs]] ateşi gidince, parlak kor ateşten -geriye- [[kömür]] kalmış olur.<br>
 
[[Hırs]], [[çocuk]]ları aldatır da [[gönül]] [[zevk]]inden eteklerini -at gibi- sürerler.<br>
 
[[Çocuk]]tan o [[kötü]] [[hırs]] gidince, diğer [[çocuk]]lara güler:<br>
 
"Ne yapıyordum? Bunda ne görüyordum? Sirke, hırsın etkisiyle bal göründü."<ref>Mevlânâ, '''Mesnevî''', (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (4. kitap, 1113-1134)</ref>
 
  
 
{{:Mesnevi 000031}}
 
{{:Mesnevi 000031}}
 +
 +
{{:Mesnevi 000205}}
 
==Notlar ==
 
==Notlar ==
 
<references/>
 
<references/>
 
[[Category:Mevlânâ]]
 
[[Category:Mevlânâ]]

10.50, 19 Eylül 2011 itibarı ile sayfanın şu anki hâli

Göndermeler[düzenle]

Mevlânâ'dan[düzenle]

GörünüşteYolda çevik ol” diyordu, ama etkisiyle ruhaGevşek ol” diyordu.

Gümüşün görünüşü ak ve yeniyse de, onunla el ve elbise kararır.

Ateş her ne kadar kıvılcımlarıyla kırmızı yüzlü ise de, sen onun işindeki karartıcılığı gör.

Şimşek, bakışta bir ışık görünse de özellik olarak görme duyusunu çalar.[1]

Bir mümin altın put bulsa, onu her putpereste nasıl bırakır?

Bilakis alır, ateşe atıp eğreti şeklini yok eder.

Böylece altında put şekli kalmaz, çünkü suret engel ve yol kesicidir.

Putun altın özü, Hak vergisidir. Altın paradaki put şekli eğretidir.[2]

Halis altın ve kuyumcu için hain kalpazandan daha çok tehlike vardır.

Yusuflar, çirkinlerin kıskançlığından dolayı gizlidir; çünkü güzeller, düşmandan dolayı ateş içinde yaşar.

Yusuflar, kardeşlerin kıskançlığından dolayı kuyudadır; çünkü onlar kıskançlıktan Yusuf'u kurtlara verir.

Kıskançlıktan Mısırlı Yusuf'a ne oldu? Bu haset pusuda iri bir kurttur.[3]

O, o caminin temelini koyduğunda cin ve insanlar gelip işe girişti,

Kulların ibadet yolunda oldukları gibi bir bölüğü aşkla ve bir bölüğü de isteksiz.

Halk cinlerdir, şehvet de zincir; şehvet onları dükkâna ve ota çekip götürür.

Bu zincir korku ve şaşkınlıktandır. Sen, bu halkı zincirsiz görme.

Onları kazanca ve ava çekip götürür; onları madene ve denizlere götürür.

Onları iyi ve kötü yöne götürür. Hak dedi: "Boynunda hurma lifinden bir ip var."[4]

Boyunlarına ip bağladık; ahlâklarından ip yaptık.

Amel defteri boynuna asılı olmayan hiçbir ahlâkı bozuk ve ahlâkı temiz kişi yoktur.

Senin kötü işteki hırsın, ateş gibidir. Kor ateş, ateşin hoş renginden dolayı hoştur.

Kömürün o siyahlığı ateşte gizlidir; ateş gittiğinde karanlığı ortaya çıkar.

Siyah kömür senin hırsından kor ateş olur; hırsın gittiğinde o bozuk kömür ortada kalır.

O anda o kömür, kor ateş görünüyordu; bu, işin güzelliğinden değildi, hırs ateşiydi.

Hırs senin işini süslemişti; hırs gitti ve işin kara kaldı.

Ahmak olan kişi gulyabaninin süslediği ham şeyi, olgun sanır.

Canı onu deneyince, denemesinden dolayı dişleri kamaşır.

O tuzak, hevesinden dolayı yem görünüyordu; -bu,- hırs gulyabanisinin etkisiydi ve o tam hamdı.

Din ve hayır işinde hırs ara; hırs kalmazsa, -bu işler yine- güzel yüzlüdür.

Hayırlar güzeldir; -bu,- başkasının etkisiyle değildir; hırs ateşi giderse hayır ateşi kalır.

Dünya işinde hırs ateşi gidince, parlak kor ateşten -geriye- kömür kalmış olur.

Hırs, çocukları aldatır da gönül zevkinden eteklerini -at gibi- sürerler.

Çocuktan o kötü hırs gidince, diğer çocuklara güler:

"Ne yapıyordum? Bunda ne görüyordum? Sirke, hırsın etkisiyle bal göründü."[5]

Aşağılık kelebek akıl azlığından dolayı ateşi, yanışı ve cız bızı hatırlamaz.

Kanadı yanınca tövbe eder; hırsı ve unutkanlığı onu ateşe yaklaştırır.

Tutmak, kavramak, korumak ve hatırlamak akla aittir; akıl onları yükseltir.[6]

Halil gibi ateşe giremeyeceğinden dolayı hamam elçi, su kılavuz oldu sana.

Doygunluk Hak'tandır; ancak varlık sahipleri ekmeksiz nasıl doyar?

Lütuf Hak'tandır; fakat beden sahipleri çimen perdesi olmadan lütfu anlamaz.

Beden aracısı kalmayınca, Musa gibi perdesiz şekilde ay ışığını koynunda bulur.

Bu hünerler suyun içinin, Hakk'ın lütfuyla dolu olduğunun şahididir."[7]

Notlar[düzenle]

  1. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (1. kitap, 449-452)
  2. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (1. kitap, 2887-2890)
  3. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (2. kitap, 1396-1399)
  4. (Kur'ân-ı Kerim, Leheb, 111/5)
  5. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (4. kitap, 1113-1134)
  6. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (4. kitap, 2290-2292)
  7. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (5. kitap, 231-235)