"Görme" sayfasının sürümleri arasındaki fark

DrOS'un not defteri sitesinden
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla
k
k
2. satır: 2. satır:
 
=== Mevlânâ'dan ===
 
=== Mevlânâ'dan ===
 
{{:Mesnevi 000135}}
 
{{:Mesnevi 000135}}
 +
 +
{{:Mesnevi 000162}}
  
 
{{:Mesnevi 000129}}
 
{{:Mesnevi 000129}}

04.21, 16 Eylül 2011 tarihindeki hâli

Göndermeler

Mevlânâ'dan

Hakk'ın yaptığını, bizim yaptığımızı; her ikisini de gör. Bizim yaptığımızı var bil; açıktır bu.

Ortada insanların fiili yoksa o zaman kimseye “Niçin böyle yaptın?” deme.

Hakk'ın yaratması, bizim fiillerimizi var ediyor. Bizim fiilimiz, Allah'ın yaratmasının eseridir.[1]

Konuşan, ya harfi görür ya da manayı. Bir anda iki belirtiyi nasıl kavrar?

Manaya yönelse, harften gafil olur. Hiçbir göz aynı anda önü ve arkayı görmez.[2]

Gönüllerini parlatanlar, renk ve kokudan kurtuldu; her an durmaksızın güzellik görürler.

Bilimin şeklini ve kabuğunu bıraktılar, görerek kesin inanma sancağını yükseltmişlerdir.

Fikir gitti, aydınlık buldular; tanıklığın kaynağını ve denizini buldular.[3]

Bunu hiç yorum yapmadan kabul et ki boğazına bal ve süt gibi girsin.

Çünkü yorum bağışı geri vermektir, zira o gerçeği hata görmektir.

O hata görme, onun aklının zayıflığındandır. Küllî akıl, özdür; cüzî akıl kabuk.

Kendini yorumla, hadisleri değil; beynine kötü de, gül bahçesine değil.[4]

Akıl, özelliğinden dolayı akıbeti görür. Nefis, sonu görmez.

Nefse mağlup olan akıl, nefis olur. Müşteri/saadet yıldızı, Zühal'e/uğursuzluk yıldızına yenilince uğursuz olur.

Yine bu uğursuzluk içinde, bu bakışını çevir; seni uğursuz yapana bak.

Bu gelgite bakan bakış, uğursuzluktan saadete doğru yol açar.[5]

Duygu gören gözüne toprak saç; duygu gözü, aklın ve dinin düşmanıdır.

Allah duygu gözünü kör diye isimlendirdi; ona putperest dedi; bizim zıddımız diye adlandırdı.

Çünkü o köpük gördü, ama denizi görmedi; çünkü mevcut anı gördü, ama yarını görmedi.

Yarının ve bulunulan anın efendisi, onun önünde; oysa bir hazineden mangırdan başka bir şey görmüyor.[6]

Beş duyu birbiriyle birleşmiştir; bu her beşi yüksek bir asıldan yetişmiştir.

Birinin gücü, kalanın gücü olur; her biri, geri kalana sakîlik eder.

Gözün görmesi, aşkı artırır; aşk, gözde doğruluğu artırır.

Doğruluk her hissin uyanmasıdır; duygulara zevk arkadaş olur.

Bir his ilerleyişte bağını çözdüğünde geriye kalan hisler hep değişir.

Bir his hissedilenlerden başkasını gördüğünde, gayb bütün hislere görünür.

Sürüden bir koyun ırmaktan sıçradığında, o zaman art arda hepsi öte yana sıçrar.

Duygu koyunlarını sür, “Yeşillikleri çıkardı” otlağında otlat.

Böylece orada sümbül ve reyhan otlar, hakikatler bahçesine yol alırlar.

Her hissin, hislerin habercisi olur; bu şekilde birer birer o cennete doğru gider.

Hisler senin hissine gerçek, mecaz ve dil olmaksızın sır söyler.

Çünkü bu hakikat yorulanablir ve bu vehimlenme hayallere düşürme kaynağıdır.

Apaçık olan hakikatin arasına hiçbir yorum sığmaz.[7]

Dünyayı görme çerçeven, senin idrakindir; senin temiz olmayan hissin, temiz kişileri görmene perdedir.[8]

Ey eğri giden! Bana kendinden bakma; böylece bir diziyi, iki dizi görmezsin.

Bana benden bak bir an; böylece varlığın ötesinde bir alan görürsün

Darlıktan, ar ve şöhretten kurtulursun; aşk içinde aşk görürsün; vesselâm.[9]

Akıl gibi; senin bu görmen, aklı göremese de o, seninledir, bedenine hâkimdir.[10]

İmam-ı Gazali'den

Uyanık halde his veya akıl yolu ile inandığın şeylerin hepsinden nasıl emin olabilirsin? Vakıa senin o inancın yaşadığın haline nisbetle doğrudur. Fakat mümkündür ki, sana bir diğer hal ârız olur da o halin uyanıklık haline nisbeti, uyanıklık halinin uyku haline nisbeti gibi kalır. Artık ârız olan nisbetle uyanıklık halin uykudaki haline döner. Bir hal sana bir kere geldi mi aklın ile tevehhüm ettiğin her şeyin aslı olmıyan bir takım hayalâttan ibaret olduğunu kesin olarak anlarsın. Yahut bu hal ihtimal ki sofiyyenin iddia ettikleri haldir. Onlar kendilerinden geçip hislerini kaybettikleri zaman kendilerinin akıl yoluyla çözülmesi mümkün olmıyan bazı şeyleri müşahede ettiklerini söylerler. Ola ki bu hal ölüm halidir. Çünkü Resulullah (S. A. V.)«İnsanlar uyku halindedirler. Öldükleri zaman uyanırlar» buyurmuşlardır. Dünya hayatı ahirete nisbetle bir uyku sayılabilir. İnsan ölünce her şey ona dünya da gördüklerinden başka türlü görünür.[11]

Notlar

  1. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (1. kitap, 1481-1483)
  2. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (1. kitap, 1484-1485)
  3. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (1. kitap, 3491-3493)
  4. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (1. kitap, 3740-3743)
  5. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (2. kitap, 1540-1543)
  6. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008.(2. kitap, 1599-1602)
  7. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (2. kitap, 3222-3233)
  8. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (4. kitap, 2383)
  9. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (4. kitap, 2396-2398)
  10. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (4. kitap, 3677)
  11. Gazali (1108), El Munkızu Min-ed Dalâl, İstanbul: Cağaloğlu Yayınevi, 1963, s. 19