"İnsan" sayfasının sürümleri arasındaki fark
k |
k |
||
| 5. satır: | 5. satır: | ||
“Ben onun gibi yaptım” zanneder. Farkı nasıl bilecek, bu [[husumet]] yanlısı?<br> | “Ben onun gibi yaptım” zanneder. Farkı nasıl bilecek, bu [[husumet]] yanlısı?<br> | ||
Bu emirden dolayı yapar, o ise [[husumet]] için. [[Husumet]] yanlılarının başına [[toprak]] dök.<br> | Bu emirden dolayı yapar, o ise [[husumet]] için. [[Husumet]] yanlılarının başına [[toprak]] dök.<br> | ||
| − | O [[münafık]], emre uyanla birlikte [[husumet]] için [[namaz]]a durur, [[niyaz]] için değil.<ref>Mevlânâ, '''Mesnevî''', (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008.( | + | O [[münafık]], emre uyanla birlikte [[husumet]] için [[namaz]]a durur, [[niyaz]] için değil.<ref>Mevlânâ, '''Mesnevî''', (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008.(1. kitap, 281-285)</ref> |
---- | ---- | ||
[[Şeytan]] insana [[kötü]]lük için gelir. Sana gelmez, çünkü [[şeytan]]dan daha [[kötü]]sün.<br> | [[Şeytan]] insana [[kötü]]lük için gelir. Sana gelmez, çünkü [[şeytan]]dan daha [[kötü]]sün.<br> | ||
Sen insan oldukça, [[şeytan]] peşinden koşardı, sana şarap tattırırdı.<br> | Sen insan oldukça, [[şeytan]] peşinden koşardı, sana şarap tattırırdı.<br> | ||
Sen [[şeytan]]lık [[huy]]unda sağlamlaşınca, [[kötü]] [[iş]]li [[şeytan]] senden kaçar.<br> | Sen [[şeytan]]lık [[huy]]unda sağlamlaşınca, [[kötü]] [[iş]]li [[şeytan]] senden kaçar.<br> | ||
| − | Senin eteğine asılan, böyle olunca senden kaçar.<ref>Mevlânâ, '''Mesnevî''', (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008.( | + | Senin eteğine asılan, böyle olunca senden kaçar.<ref>Mevlânâ, '''Mesnevî''', (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008.(1. kitap, 1874-1877)</ref> |
---- | ---- | ||
| − | İnsanların çoğu insan yer. Onların [[selam|selâmun aleyk]]'inde [[güven]] arama.<ref>Mevlânâ, '''Mesnevî''', (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008.( | + | İnsanların çoğu insan yer. Onların [[selam|selâmun aleyk]]'inde [[güven]] arama.<ref>Mevlânâ, '''Mesnevî''', (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008.(2. kitap, 249)</ref> |
---- | ---- | ||
| − | İnsanların yerinde ev yapma; kendi [[iş]]ini yap, [[yabancı]]nın [[iş]]ini yapma.<ref>Mevlânâ, '''Mesnevî''', (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008.( | + | İnsanların yerinde ev yapma; kendi [[iş]]ini yap, [[yabancı]]nın [[iş]]ini yapma.<ref>Mevlânâ, '''Mesnevî''', (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008.(2. kitap, 261)</ref> |
---- | ---- | ||
[[Dünya]]da [[hasım]] ve [[düşman]] bulunmasaydı, o zaman insanlardaki [[öfke]] ölürdü.<br> | [[Dünya]]da [[hasım]] ve [[düşman]] bulunmasaydı, o zaman insanlardaki [[öfke]] ölürdü.<br> | ||
| − | [[Cehennem]] o [[öfke]]dir; yaşamak için ona [[hasım]] gerekir; yoksa [[merhamet]] onu öldürür.<ref>Mevlânâ, '''Mesnevî''', (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008.(4. kitap, )</ref> | + | [[Cehennem]] o [[öfke]]dir; yaşamak için ona [[hasım]] gerekir; yoksa [[merhamet]] onu öldürür.<ref>Mevlânâ, '''Mesnevî''', (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008.(4. kitap, 1076-1077)</ref> |
---- | ---- | ||
O, o caminin temelini koyduğunda [[cin]] ve insanlar gelip [[iş]]e girişti,<br> | O, o caminin temelini koyduğunda [[cin]] ve insanlar gelip [[iş]]e girişti,<br> | ||
08.13, 7 Kasım 2008 tarihindeki hâli
Göndermeler
Mevlânâ'dan
Kâfirler üstünlük iddiasında maymun tabiatlıdır. Tabiat sinede bir afettir.
İnsanoğlu ne yaparsa, maymun da onu yapar; sürekli insanda gördüğünü yapar.
“Ben onun gibi yaptım” zanneder. Farkı nasıl bilecek, bu husumet yanlısı?
Bu emirden dolayı yapar, o ise husumet için. Husumet yanlılarının başına toprak dök.
O münafık, emre uyanla birlikte husumet için namaza durur, niyaz için değil.[1]
Şeytan insana kötülük için gelir. Sana gelmez, çünkü şeytandan daha kötüsün.
Sen insan oldukça, şeytan peşinden koşardı, sana şarap tattırırdı.
Sen şeytanlık huyunda sağlamlaşınca, kötü işli şeytan senden kaçar.
Senin eteğine asılan, böyle olunca senden kaçar.[2]
İnsanların çoğu insan yer. Onların selâmun aleyk'inde güven arama.[3]
İnsanların yerinde ev yapma; kendi işini yap, yabancının işini yapma.[4]
Dünyada hasım ve düşman bulunmasaydı, o zaman insanlardaki öfke ölürdü.
Cehennem o öfkedir; yaşamak için ona hasım gerekir; yoksa merhamet onu öldürür.[5]
O, o caminin temelini koyduğunda cin ve insanlar gelip işe girişti,
Kulların ibadet yolunda oldukları gibi bir bölüğü aşkla ve bir bölüğü de isteksiz.
Halk cinlerdir, şehvet de zincir; şehvet onları dükkâna ve ota çekip götürür.
Bu zincir korku ve şaşkınlıktandır. Sen, bu halkı zincirsiz görme.
Onları kazanca ve ava çekip götürür; onları madene ve denizlere götürür.
Onları iyi ve kötü yöne götürür. Hak dedi: "Boynunda hurma lifinden bir ip var."[6]
Boyunlarına ip bağladık; ahlâklarından ip yaptık.
Amel defteri boynuna asılı olmayan hiçbir ahlâkı bozuk ve ahlâkı temiz kişi yoktur.
Senin kötü işteki hırsın, ateş gibidir. Kor ateş, ateşin hoş renginden dolayı hoştur.
Kömürün o siyahlığı ateşte gizlidir; ateş gittiğinde karanlığı ortaya çıkar.
Siyah kömür senin hırsından kor ateş olur; hırsın gittiğinde o bozuk kömür ortada kalır.
O anda o kömür, kor ateş görünüyordu; bu, işin güzelliğinden değildi, hırs ateşiydi.
Hırs senin işini süslemişti; hırs gitti ve işin kara kaldı.
Ahmak olan kişi gulyabaninin süslediği ham şeyi, olgun sanır.
Canı onu deneyince, denemesinden dolayı dişleri kamaşır.
O tuzak, hevesinden dolayı yem görünüyordu; -bu,- hırs gulyabanisinin etkisiydi ve o tam hamdı.
Din ve hayır işinde hırs ara; hırs kalmazsa, -bu işler yine- güzel yüzlüdür.
Hayırlar güzeldir; -bu,- başkasının etkisiyle değildir; hırs ateşi giderse hayır ateşi kalır.
Dünya işinde hırs ateşi gidince, parlak kor ateşten -geriye- kömür kalmış olur.
Hırs, çocukları aldatır da gönül zevkinden eteklerini -at gibi- sürerler.
Çocuktan o kötü hırs gidince, diğer çocuklara güler:
"Ne yapıyordum? Bunda ne görüyordum? Sirke, hırsın etkisiyle bal göründü."[7]
Notlar
- ↑ Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008.(1. kitap, 281-285)
- ↑ Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008.(1. kitap, 1874-1877)
- ↑ Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008.(2. kitap, 249)
- ↑ Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008.(2. kitap, 261)
- ↑ Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008.(4. kitap, 1076-1077)
- ↑ (Kur'ân-ı Kerim, Leheb, 111/5)
- ↑ Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008.(4. kitap, 1113-1134)