Cahil
Göndermeler
Mevlânâ'dan
[1/2433] Peygamber dedi: “Kadın akıllılara ve gönül sahiplerine tam galip gelir.
[1/2434] Cahillerse kadına üstün olur, çünkü onlar sert ve serkeş davranır.”
[2/1866] Çünkü akıllı kişiden bir cefa gelse, cahil kişilerin vefasından daha iyidir bu.
[2/1867] Peygamber, "Akıllının düşmanlığı, cahilden gelen sevgiden daha iyidir," dedi.
| Ey dostlar! Gönül, güven yurdudur. orada pınarlar, gül bahçesi içinde gül bahçesi vardır.
Ey yürüyen! Kalbine yönel ve yürü; orada ağaçlar ve akan pınarlar vardır. Köye gitme; köy adamı ahmak yapar; aklı nursuz ve cansız yapar. Ey seçkin kişi! Peygamberin sözünü dinle: “Köyde yerleşmek, aklın mezarıdır.” Kim bir gün ve gece köyde kalsa, bir aya kadar aklı tamam olmaz. Bir aya kadar ahmaklık onunla birliktedir. Köy otundan bunlardan başka ne biçilir. Köyde bir ay kalan kişide bir zaman cahillik ve körlük olur. Köy nedir? Ermemiş, taklide ve delile tutunmuş şeyh. Bu duygular, küllî akıl şehri önünde değirmende gözü bağlı eşekler gibidir.[1] |
[3/1621] Akıllılar önceden ağlar; cahiller sonunda başlarına vurur.
|
Soysuz kişiye ilim ve fen öğretmek, yol kesicinin eline kılıç vermektir. Sarhoş bir zencinin eline kılıç vermek, ilmin, insan olmayanın eline geçmesinden daha iyidir. İlim, mal, unvan, makam ve başarı, soysuzların elinde fitnedir. Bundan dolayı delinin elinden kılıç almak için müminlere savaş farz oldu. Canı delidir, bedeni de kılıç; o çirkin huyludan kılıcı al. Makamın, cahillere çirkinlik adına yaptığını yüz aslan hiç yapabilir mi? Ayıbı gizlidir; alet/fırsat bulunca, yılanı delikten ovaya koşar. Cahil, acı buyruk padişahı olunca bütün ova yılan ve akreple dolar. Mal ve makam elde eden, insan olmayan kişi kendisinin rezilliğini istemiş olur. Ya cimrilik eder, bağış vermez; ya da cömertlik eder, yersiz yere bağış yapar. Şahı, piyadenin yerine kor; ahmağın verdiği bağış böyledir. Yetki bir sapığın eline geçinde makam sanır, kuyuya düşer. Yol bilmez, kılavuzluk eder; onun çirkin canı dünyayı yakar. Yokluk yolunun çocuğu pîrlik/önderlik yaparsa, takipçilerini talihsizlik gulyabanısı yakalar; "Gel, sana ay göstereyim," der; -ama- o temiz olmayan, asla ay görmemiştir. Ey ham cahil! Nasıl gösterirsin? Ömründe ayın aksini suda dahi görmedin ki! Ahmaklar başkan oldular, akıllılar da korkudan başlarını kilimin altına soktular.[2] |
İmam-ı Gazali'den
| Sırf taklitle yoldan çıkan bu adama: «Bir ilimde mahareti olan kimsenin, diğer ilimlerde de mahir olması lâzım gelmez. ... Her ilmin erbabı vardır. Kendi sahalarında ilerlemişler, başkalarını geçmişlerdir. Bazen bunlar başka ilimlerde cahil ve ahmak mevkiine düşerler. Eskilerin riyaziyat hakkındaki sözleri bir delile dayanır. İlâhiyata ait sözleri ise tahmindir. Bunu ancak tecrübe eden ve bu ilimle meşgul olan bilir» dense kulağına girmez, kabul etmez. Nefsinin galebesi, tembellik arzuları, kendini akıllı göstermekten hoşlanması gibi haller onu bütün ilimlerde felsefecilere iyi gözle bakmakta ısrar etmeğe sevkeder.[3] |
Notlar
- ↑ Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (3. kitap, 515-523)
- ↑ Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (4. kitap, 1435-1451)
- ↑ Gazali (1108), El Munkızu Min-ed Dalâl, İstanbul: Cağaloğlu Yayınevi, 1963, s. 35