Can
Göndermeler
Atasözü
Can çıkar huy çıkmaz.
Mesnevi'den[1]
[1/217] Çünkü ölülerin aşkı, kalıcı değildir. Çünkü ölü, bize dönüp gelmez.
[1/218] Dirinin aşkı, ruhta ve gözde her an goncadan daha tazedir.
[1/219] Baki olanın aşkını seç, cana can katan şarabın sakisidir o.
[1/1599] Canlar, asılları itibariyle İsa nefeslidir. Bir zaman yaradırlar, bir zaman merhem.
[1/1600] Canlardan perde kalksaydı, her canın sözü İsa gibi olurdu.
[1/1601] Şeker gibi söz söylemek istersen sabret, ihtirasla bu helvayı yeme.
[1/1602] Sabır akıllı kişilerin yumruklarıdır.Çocukların arzusu helvadır.
[1/1603] Sabreden göğe yükselir; helva yiyen daha aşağı gider.
[1/3905] Bu büyük tehlikeden -faraza- canını kurtarsa, talihsizlik ve korku sermayesi edinmiş olur.
[1/3906] Çünkü can canana ulaşmayınca, edebe kadar kendi kendine kör ve karadır.
[2/452] Geçim endişesini gönlüne koyma; sen dergâhta bulun, hayat/rızk azalmaz.
[2/453] Bu beden, canın otağıdır veya Nuh'un gemisi gibidir.
[2/454] Türk varsa bir otağ bulur, özellikle de dergâhın azizi olursa.
[3/3580] Müctehid/hukukçu, nassı/Kuran ve hadisi bilirse, o meselede kıyas yapmayı düşünmez.
[3/3581] O konuda nas bulmazsa, orada kıyastan yararlanır.
[3/3582] Nassı, kesin olarak kutsal ruhun vahyi bil; parça aklın o kıyası, bunun altındadır.
[3/3583] Akıl, canla idrak ve zekâ sahibi oldu. Ruh, onun görüşünün altında nasıl bulunur?
[3/3585] Fakat can akla tesir eder; o akıl, o tesirle tedbirde bulunur.
[4/487] Fiille öğüt, halkı daha çok çeker; Çünkü her kulağı bulunanın ve sağır olanın canına erişir.
[4/488] İşle öğütte, emretme düşüncesi yoktur; onun halkı etkilemesi güçlüdür.
[4-1113] O, o caminin temelini koyduğunda cin ve insanlar gelip işe girişti,
[4-1114] Kulların ibadet yolunda oldukları gibi bir bölüğü aşkla ve bir bölüğü de isteksiz.
[4-1115] Halk cinlerdir, şehvet de zincir; şehvet onları dükkâna ve ota çekip götürür.
[4-1116] Bu zincir korku ve şaşkınlıktandır. Sen, bu halkı zincirsiz görme.
[4-1117] Onları kazanca ve ava çekip görürür; onları madene ve denizlere götürür.
[4-1118] Onları iyi ve kötü yöne götürür. Hak dedi: "Boynunda hurma lifinden bir ip var."[2]
[4-1119] Boyunlarına ip bağladık; ahlâklarından ip yaptık.
[4-1120] Amel defteri boynuna asılı olmayan hiçbir ahlâkı bozuk ve ahlâkı temiz kişi yoktur.
[4-1121] Senin kötü işteki hırsın, ateş gibidir. Kor ateş, ateşin hoş renginden dolayı hoştur.
[4-1122] Kömürün o siyahlığı ateşte gizlidir; ateş gittiğinde karanlığı ortaya çıkar.
[4-1123] Siyah kömür senin hırsından kor ateş olur; hırsın gittiğinde o bozuk kömür ortada kalır.
[4-1124] O anda o kömür, kor ateş görünüyordu; bu, işin güzelliğinden değildi, hırs ateşiydi.
[4-1125] Hırs senin işini süslemişti; hırs gitti ve işin kara kaldı.
[4-1126] Ahmak olan kişi gulyabaninin süslediği ham şeyi, olgun sanır.
[4-1127] Canı onu deneyince, denemesinden dolayı dişleri kamaşır.
[4-1128] O tuzak, hevesinden dolayı yem görünüyordu; -bu,- hırs gulyabanisinin etkisiydi ve o tam hamdı.
[4-1129] Din ve hayır işinde hırs ara; hırs kalmazsa, -bu işler yine- güzel yüzlüdür.
[4-1130] Hayırlar güzeldir; -bu,- başkasının etkisiyle değildir; hırs ateşi giderse hayır ateşi kalır.
[4-1131] Dünya işinde hırs ateşi gidince, parlak kor ateşten -geriye- kömür kalmış olur.
[4-1132] Hırs, çocukları aldatır da gönül zevkinden eteklerini -at gibi- sürerler.
[4-1133] Çocuktan o kötü hırs gidince, diğer çocuklara güler:
[4-1134] "Ne yapıyordum? Bunda ne görüyordum? Sirke, hırsın etkisiyle bal göründü."