"Can" sayfasının sürümleri arasındaki fark

DrOS'un not defteri sitesinden
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla
k
k
64. satır: 64. satır:
 
...<br>
 
...<br>
 
[[Padişah]] can gibidir, [[vezir]] de [[akıl]] gibi; bozuk [[akıl]], [[ruh]]u götürür.<ref>Mevlânâ, '''Mesnevî''', (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (4. kitap, 1255)</ref>
 
[[Padişah]] can gibidir, [[vezir]] de [[akıl]] gibi; bozuk [[akıl]], [[ruh]]u götürür.<ref>Mevlânâ, '''Mesnevî''', (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (4. kitap, 1255)</ref>
 +
----
 +
İnek, kasaplardan haberdar olsaydı, onların peşinde o [[dükkân]]a nasıl giderdi?
 +
Veya onların avucundan ot yer miydi veya okşamalarıyla onlara süt verir miydi?
 +
Yeseydi, otun [[amaç|amac]]ından [[haberdar]] olsaydı o otu nasıl hazmederdi?
 +
Öyleyse bu [[dünya]]nın direği bizatihi[[ gaflet]]tir. [[Devlet]] nedir? Bu "dev (koş)", "let (dayak)" ile birliktedir.
 +
Öncesinde koş, koş; sonunda dayak ye; bu viranede eşek ölümünden başka bir şey yoktur.
 +
Senin elinle ciddiyetle tutuğun [[iş]]in [[ayıp|ayıb]]ı şimdi sana örtülüdür.
 +
Allah, [[ayıp|ayıb]]ını senden gizlediği için kendini [[iş]]ine verebiliyorsun.
 +
Aynı şekilde hararetle bağlı bulunduğun [[düşünce]]nin [[ayıp|ayıb]]ı senden [[gizli]]dir.
 +
Onun [[ayıp|ayıb]]ı ve [[çirkin]]liği sana [[aşikâr]] olsaydı canın, ondan âlemin bir ucundan diğer ucuna kaçardı.
 +
[[Son]]uçta kendisinden pişman olacağın durum, [[ilk|önce]]sinde bu şekilde olsa ona nasıl koşarsın?
 
==Notlar ==
 
==Notlar ==
 
<references/>
 
<references/>
 
[[Category:Mevlânâ]]
 
[[Category:Mevlânâ]]
 
[[Category:Atasözü]]
 
[[Category:Atasözü]]

10.01, 8 Kasım 2008 tarihindeki hâli

Göndermeler

Atasözü

Can çıkar huy çıkmaz.

Mevlânâ'dan

Çünkü ölülerin aşkı, kalıcı değildir. Çünkü ölü, bize dönüp gelmez.
Dirinin aşkı, ruhta ve gözde her an goncadan daha tazedir.
Baki olanın aşkını seç, cana can katan şarabın sakisidir o.[1]


Canlar, asılları itibariyle İsa nefeslidir. Bir zaman yaradırlar, bir zaman merhem.
Canlardan perde kalksaydı, her canın sözü İsa gibi olurdu.
Şeker gibi söz söylemek istersen sabret, ihtirasla bu helvayı yeme.
Sabır akıllı kişilerin yumruklarıdır.Çocukların arzusu helvadır.
Sabreden göğe yükselir; helva yiyen daha aşağı gider.[2]


Bu büyük tehlikeden -faraza- canını kurtarsa, talihsizlik ve korku sermayesi edinmiş olur.
Çünkü can canana ulaşmayınca, edebe kadar kendi kendine kör ve karadır.[3]


Geçim endişesini gönlüne koyma; sen dergâhta bulun, hayat/rızk azalmaz.
Bu beden, canın otağıdır veya Nuh'un gemisi gibidir.
Türk varsa bir otağ bulur, özellikle de dergâhın azizi olursa.[4]


Müctehid/hukukçu, nassı/Kuran ve hadisi bilirse, o meselede kıyas yapmayı düşünmez.
O konuda nas bulmazsa, orada kıyastan yararlanır.
Nassı, kesin olarak kutsal ruhun vahyi bil; parça aklın o kıyası, bunun altındadır.
Akıl, canla idrak ve zekâ sahibi oldu. Ruh, onun görüşünün altında nasıl bulunur?
Fakat can akla tesir eder; o akıl, o tesirle tedbirde bulunur.[5]


Fiille öğüt, halkı daha çok çeker; Çünkü her kulağı bulunanın ve sağır olanın canına erişir.
İşle öğütte, emretme düşüncesi yoktur; onun halkı etkilemesi güçlüdür.[6]


O, o caminin temelini koyduğunda cin ve insanlar gelip işe girişti,
Kulların ibadet yolunda oldukları gibi bir bölüğü aşkla ve bir bölüğü de isteksiz.
Halk cinlerdir, şehvet de zincir; şehvet onları dükkâna ve ota çekip götürür.
Bu zincir korku ve şaşkınlıktandır. Sen, bu halkı zincirsiz görme.
Onları kazanca ve ava çekip götürür; onları madene ve denizlere götürür.
Onları iyi ve kötü yöne götürür. Hak dedi: "Boynunda hurma lifinden bir ip var."[7]
Boyunlarına ip bağladık; ahlâklarından ip yaptık.
Amel defteri boynuna asılı olmayan hiçbir ahlâkı bozuk ve ahlâkı temiz kişi yoktur.
Senin kötü işteki hırsın, ateş gibidir. Kor ateş, ateşin hoş renginden dolayı hoştur.
Kömürün o siyahlığı ateşte gizlidir; ateş gittiğinde karanlığı ortaya çıkar.
Siyah kömür senin hırsından kor ateş olur; hırsın gittiğinde o bozuk kömür ortada kalır.
O anda o kömür, kor ateş görünüyordu; bu, işin güzelliğinden değildi, hırs ateşiydi.
Hırs senin işini süslemişti; hırs gitti ve işin kara kaldı.
Ahmak olan kişi gulyabaninin süslediği ham şeyi, olgun sanır.
Canı onu deneyince, denemesinden dolayı dişleri kamaşır.
O tuzak, hevesinden dolayı yem görünüyordu; -bu,- hırs gulyabanisinin etkisiydi ve o tam hamdı.
Din ve hayır işinde hırs ara; hırs kalmazsa, -bu işler yine- güzel yüzlüdür.
Hayırlar güzeldir; -bu,- başkasının etkisiyle değildir; hırs ateşi giderse hayır ateşi kalır.
Dünya işinde hırs ateşi gidince, parlak kor ateşten -geriye- kömür kalmış olur.
Hırs, çocukları aldatır da gönül zevkinden eteklerini -at gibi- sürerler.
Çocuktan o kötü hırs gidince, diğer çocuklara güler:
"Ne yapıyordum? Bunda ne görüyordum? Sirke, hırsın etkisiyle bal göründü."[8]


İhsan sahipleri yüz bağış, cömertlik ve iyilikle altın biriktirip şairleri bekler.
Onlara göre bir şiir, yüz kumaş yükünden daha iyidir; özellikle de derinden inci çıkaran şair olursa,
İnsan ilk olarak ekmeğe hırs duyar; çünkü azık ve ekmek canın direğidir.
-İnsan- hırs ve isteğinden kazanca doğru, gaspa ve yüz hileye doğru canını avucuna koyup çabalar.
Nadir olarak ekmeğe ihtiyacı olmadığında üne ve şairlerin övgüsüne âşıktır;
Soyunu ve işlerini yüceltsinler, onun üstünlüğünü anlatmak için kürsüler kursunlar diye;
Haşmeti ve altın bağışlaması, konuşmalara amber gibi koku versin diye.[9]


Senin aklın vezirdir, isteklerine mağluptur; vucudunda Allah yolunun yol kesicisidir.[10]
...
Padişah can gibidir, vezir de akıl gibi; bozuk akıl, ruhu götürür.[11]


İnek, kasaplardan haberdar olsaydı, onların peşinde o dükkâna nasıl giderdi? Veya onların avucundan ot yer miydi veya okşamalarıyla onlara süt verir miydi? Yeseydi, otun amacından haberdar olsaydı o otu nasıl hazmederdi? Öyleyse bu dünyanın direği bizatihigaflettir. Devlet nedir? Bu "dev (koş)", "let (dayak)" ile birliktedir. Öncesinde koş, koş; sonunda dayak ye; bu viranede eşek ölümünden başka bir şey yoktur. Senin elinle ciddiyetle tutuğun işin ayıbı şimdi sana örtülüdür. Allah, ayıbını senden gizlediği için kendini işine verebiliyorsun. Aynı şekilde hararetle bağlı bulunduğun düşüncenin ayıbı senden gizlidir. Onun ayıbı ve çirkinliği sana aşikâr olsaydı canın, ondan âlemin bir ucundan diğer ucuna kaçardı. Sonuçta kendisinden pişman olacağın durum, öncesinde bu şekilde olsa ona nasıl koşarsın?

Notlar

  1. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (1. kitap, 217-219)
  2. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (1. kitap, 1599-1603)
  3. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (1. kitap, 3905-3906)
  4. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (2. kitap, 452-454)
  5. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (3. kitap, 3580-3585)
  6. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (4. kitap, 487-488)
  7. (Kur'ân-ı Kerim, Leheb, 111/5)
  8. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (4. kitap, 1113-1134)
  9. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (4. kitap, 1186-1192)
  10. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (4. kitap, 1245)
  11. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (4. kitap, 1255)