"Can" sayfasının sürümleri arasındaki fark

DrOS'un not defteri sitesinden
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla
k
k
3. satır: 3. satır:
 
Can çıkar [[huy]] çıkmaz.
 
Can çıkar [[huy]] çıkmaz.
  
=== Mesnevi'den<ref>Mevlânâ, '''Mesnevî''', (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008.</ref> ===
+
=== Mevlânâ'dan ===
 
+
Çünkü [[ölü]]lerin [[aşk]]ı, [[kalıcı]] değildir. Çünkü [[ölü]], bize dönüp gelmez.<br>
[1/217] Çünkü [[ölü]]lerin [[aşk]]ı, [[kalıcı]] değildir. Çünkü [[ölü]], bize dönüp gelmez.
+
[[Diri]]nin [[aşk]]ı, [[ruh]]ta ve [[göz]]de her an goncadan daha tazedir.<br>
 
+
[[Baki]] olanın [[aşk]]ını seç, cana can katan [[şarap|şarab]]ın [[saki]]sidir o.<ref>Mevlânâ, '''Mesnevî''', (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (1. kitap, 217-219)</ref>
[1/218] [[Diri]]nin [[aşk]]ı, [[ruh]]ta ve [[göz]]de her an goncadan daha tazedir.
 
 
 
[1/219] [[Baki]] olanın [[aşk]]ını seç, cana can katan [[şarap|şarab]]ın [[saki]]sidir o.
 
 
----
 
----
[1/1599] Canlar, asılları itibariyle İsa nefeslidir. Bir zaman yaradırlar, bir zaman merhem.
+
Canlar, asılları itibariyle İsa nefeslidir. Bir zaman yaradırlar, bir zaman merhem.<br>
 
+
Canlardan perde kalksaydı, her canın [[söz]]ü İsa gibi olurdu.<br>
[1/1600] Canlardan perde kalksaydı, her canın [[söz]]ü İsa gibi olurdu.
+
Şeker gibi [[söz]] söylemek istersen [[sabır|sabr]]et, [[ihtiras]]la bu helvayı yeme.<br>
 
+
[[Sabır]] [[akıllı]] kişilerin yumruklarıdır.Çocukların [[arzu]]su helvadır.<br>
[1/1601] Şeker gibi [[söz]] söylemek istersen [[sabır|sabr]]et, [[ihtiras]]la bu helvayı yeme.
+
[[sabır|Sabr]]eden göğe yükselir; helva yiyen daha aşağı gider.<ref>Mevlânâ, '''Mesnevî''', (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (1. kitap, 1599-1603)</ref>
 
 
[1/1602] [[Sabır]] [[akıllı]] kişilerin yumruklarıdır.Çocukların [[arzu]]su helvadır.
 
 
 
[1/1603] [[sabır|Sabr]]eden göğe yükselir; helva yiyen daha aşağı gider.
 
 
----
 
----
[1/3905] Bu büyük [[tehlike]]den -faraza- canını [[kurtuluş|kurtar]]sa, [[talih]]sizlik ve [[korku]] [[sermaye]]si edinmiş olur.
+
Bu büyük [[tehlike]]den -faraza- canını [[kurtuluş|kurtar]]sa, [[talih]]sizlik ve [[korku]] [[sermaye]]si edinmiş olur.<br>
 
+
Çünkü can [[canan]]a ulaşmayınca, edebe kadar kendi kendine kör ve karadır.<ref>Mevlânâ, '''Mesnevî''', (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (1. kitap, 3905-3906)</ref>
[1/3906] Çünkü can [[canan]]a ulaşmayınca, edebe kadar kendi kendine kör ve karadır.
 
 
----
 
----
[2/452] [[Geçim]] [[endişe]]sini gönlüne koyma; sen dergâhta bulun, hayat/rızk azalmaz.
+
[[Geçim]] [[endişe]]sini gönlüne koyma; sen dergâhta bulun, hayat/rızk azalmaz.<br>
 
+
Bu [[beden]], canın otağıdır veya Nuh'un gemisi gibidir.<br>
[2/453] Bu [[beden]], canın otağıdır veya Nuh'un gemisi gibidir.
+
[[Türk]] varsa bir otağ bulur, özellikle de dergâhın azizi olursa.<ref>Mevlânâ, '''Mesnevî''', (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (2. kitap, 452-454)</ref>
 
 
[2/454] [[Türk]] varsa bir otağ bulur, özellikle de dergâhın azizi olursa.
 
 
----
 
----
[3/3580] Müctehid/[[hukuk]]çu, nassı/Kuran ve hadisi bilirse, o meselede [[kıyas]] yapmayı düşünmez.
+
Müctehid/[[hukuk]]çu, nassı/Kuran ve hadisi bilirse, o meselede [[kıyas]] yapmayı düşünmez.<br>
 
+
O konuda nas bulmazsa, orada [[kıyas]]tan yararlanır.<br>
[3/3581] O konuda nas bulmazsa, orada [[kıyas]]tan yararlanır.
+
Nassı, kesin olarak kutsal [[ruh]]un vahyi bil; parça [[akıl|akl]]ın o kıyası, bunun altındadır.<br>
 
+
[[Akıl]], canla [[idrak]] ve [[zekâ]] sahibi oldu. [[Ruh]], onun görüşünün altında nasıl bulunur?<br>
[3/3582] Nassı, kesin olarak kutsal [[ruh]]un vahyi bil; parça [[akıl|akl]]ın o kıyası, bunun altındadır.
+
Fakat can [[akıl|akl]]a tesir eder; o [[akıl]], o tesirle tedbirde bulunur.<ref>Mevlânâ, '''Mesnevî''', (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (3. kitap, 3580-3585)</ref>
 
 
[3/3583] [[Akıl]], canla [[idrak]] ve [[zekâ]] sahibi oldu. [[Ruh]], onun görüşünün altında nasıl bulunur?
 
 
 
[3/3585] Fakat can [[akıl|akl]]a tesir eder; o [[akıl]], o tesirle tedbirde bulunur.
 
 
----
 
----
[4/487] [[Fiil]]le [[öğüt]], [[halk]]ı daha çok çeker; Çünkü her kulağı bulunanın ve [[sağır]] olanın canına erişir.
+
[[Fiil]]le [[öğüt]], [[halk]]ı daha çok çeker; Çünkü her kulağı bulunanın ve [[sağır]] olanın canına erişir.<br>
 
+
[[İş]]le [[öğüt]]te, [[Emir|emr]]etme düşüncesi yoktur; onun [[halk]]ı [[etki]]lemesi güçlüdür.<ref>Mevlânâ, '''Mesnevî''', (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (4. kitap, 487-488)</ref>
[4/488] [[İş]]le [[öğüt]]te, [[Emir|emr]]etme düşüncesi yoktur; onun [[halk]]ı [[etki]]lemesi güçlüdür.
 
 
----
 
----
[4-1113] O, o caminin temelini koyduğunda [[cin]] ve [[insan]]lar gelip [[iş]]e girişti,
+
O, o caminin temelini koyduğunda [[cin]] ve [[insan]]lar gelip [[iş]]e girişti,<br>
 
+
[[Kul]]ların [[ibadet]] [[yol]]unda oldukları gibi bir bölüğü [[aşk]]la ve bir bölüğü de [[isteksiz]].<br>
[4-1114] [[Kul]]ların [[ibadet]] [[yol]]unda oldukları gibi bir bölüğü [[aşk]]la ve bir bölüğü de [[isteksiz]].
+
[[Halk]] [[cin]]lerdir, [[şehvet]] de [[zincir]]; [[şehvet]] onları [[dükkân]]a ve ota çekip götürür.<br>
 
+
Bu zincir [[korku]] ve [[şaşkınlık]]tandır. Sen, bu [[halk]]ı zincirsiz görme.<br>
[4-1115] [[Halk]] [[cin]]lerdir, [[şehvet]] de [[zincir]]; [[şehvet]] onları [[dükkân]]a ve ota çekip götürür.
+
Onları [[kazanç|kazanc]]a ve [[av]]a çekip götürür; onları [[maden]]e ve [[deniz]]lere götürür.<br>
 
+
Onları [[iyi]] ve [[kötü]] yöne götürür. Hak dedi: "Boynunda hurma lifinden bir ip var."<ref>(Kur'ân-ı Kerim, Leheb, 111/5)</ref><br>
[4-1116] Bu [[zincir]] [[korku]] ve [[şaşkınlık]]tandır. Sen, bu [[halk]]ı [[zincir]]siz görme.
+
Boyunlarına ip bağladık; [[ahlâk]]larından ip yaptık.<br>
 
+
[[Amel defteri]] boynuna asılı olmayan hiçbir [[ahlâk]]ı bozuk ve [[ahlâk]]ı temiz kişi yoktur.<br>
[4-1117] Onları [[kazanç|kazanc]]a ve [[av]]a çekip görürür; onları [[maden]]e ve [[deniz]]lere götürür.
+
Senin [[kötü]] [[iş]]teki [[hırs]]ın, [[ateş]] gibidir. Kor [[ateş]], [[ateş]]in hoş renginden dolayı hoştur.<br>
 
+
[[Kömür]]ün o siyahlığı [[ateş]]te gizlidir; [[ateş]] gittiğinde [[karanlık|karanlığ]]ı ortaya çıkar.<br>
[4-1118] Onları [[iyi]] ve [[kötü]] yöne götürür. Hak dedi: "Boynunda hurma lifinden bir ip var."<ref>(Kur'ân-ı Kerim, Leheb, 111/5)</ref>
+
Siyah [[kömür]] senin [[hırs]]ından kor [[ateş]] olur; [[hırs]]ın gittiğinde o bozuk [[kömür]] ortada kalır.<br>
 
+
O anda o [[kömür]], kor [[ateş]] görünüyordu; bu, [[iş]]in [[güzellik|güzelliğ]]inden değildi, [[hırs]] [[ateş]]iydi.<br>
[4-1119] Boyunlarına ip bağladık; [[ahlâk]]larından ip yaptık.  
+
[[Hırs]] senin [[iş]]ini süslemişti; [[hırs]] gitti ve [[iş]]in kara kaldı.<br>
 
+
[[Ahmak]] olan kişi gulyabaninin süslediği ham şeyi, olgun sanır.<br>
[4-1120] [[Amel defteri]] boynuna asılı olmayan hiçbir [[ahlâk]]ı bozuk ve [[ahlâk]]ı temiz kişi yoktur.
+
[[Can]]ı onu deneyince, denemesinden dolayı dişleri kamaşır.<br>
 
+
O [[tuzak]], [[heves]]inden dolayı yem görünüyordu; -bu,- [[hırs]] gulyabanisinin etkisiydi ve o tam hamdı.<br>
[4-1121] Senin [[kötü]] [[iş]]teki [[hırs]]ın, [[ateş]] gibidir. Kor [[ateş]], [[ateş]]in hoş renginden dolayı hoştur.
+
[[Din]] ve [[hayır]] [[iş]]inde [[hırs]] ara; [[hırs]] kalmazsa, -bu işler yine- [[güzel]] yüzlüdür.<br>
 
+
[[Hayır]]lar [[güzel]]dir; -bu,- başkasının etkisiyle değildir; [[hırs]] [[ateş]]i giderse [[hayır]] [[ateş]]i kalır.<br>
[4-1122] [[Kömür]]ün o siyahlığı [[ateş]]te gizlidir; [[ateş]] gittiğinde [[karanlık|karanlığ]]ı ortaya çıkar.
+
[[Dünya]] [[iş]]inde [[hırs]] [[ateş]]i gidince, parlak kor [[ateş]]ten -geriye- [[kömür]] kalmış olur.<br>
 
+
[[Hırs]], [[çocuk]]ları aldatır da [[gönül]] [[zevk]]inden eteklerini -at gibi- sürerler.<br>
[4-1123] Siyah [[kömür]] senin [[hırs]]ından kor [[ateş]] olur; [[hırs]]ın gittiğinde o bozuk [[kömür]] ortada kalır.
+
[[Çocuk]]tan o [[kötü]] [[hırs]] gidince, diğer [[çocuk]]lara güler:<br>
 
+
"Ne yapıyordum? Bunda ne görüyordum? Sirke, hırsın etkisiyle bal göründü."<ref>Mevlânâ, '''Mesnevî''', (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (4. kitap, 1113-1134)</ref>
[4-1124] O anda o [[kömür]], kor [[ateş]] görünüyordu; bu, [[iş]]in [[güzellik|güzelliğ]]inden değildi, [[hırs]] [[ateş]]iydi.
 
 
 
[4-1125] [[Hırs]] senin [[iş]]ini süslemişti; [[hırs]] gitti ve [[iş]]in kara kaldı.
 
 
 
[4-1126] [[Ahmak]] olan kişi gulyabaninin süslediği ham şeyi, olgun sanır.
 
 
 
[4-1127] Canı onu deneyince, denemesinden dolayı dişleri kamaşır.
 
 
 
[4-1128] O [[tuzak]], [[heves]]inden dolayı yem görünüyordu; -bu,- [[hırs]] gulyabanisinin etkisiydi ve o tam hamdı.
 
 
 
[4-1129] [[Din]] ve [[hayır]] [[iş]]inde [[hırs]] ara; [[hırs]] kalmazsa, -bu işler yine- [[güzel]] yüzlüdür.
 
 
 
[4-1130] [[Hayır]]lar [[güzel]]dir; -bu,- başkasının etkisiyle değildir; [[hırs]] [[ateş]]i giderse [[hayır]] [[ateş]]i kalır.
 
 
 
[4-1131] [[Dünya]] [[iş]]inde [[hırs]] [[ateş]]i gidince, parlak kor [[ateş]]ten -geriye- [[kömür]] kalmış olur.
 
 
 
[4-1132] [[Hırs]], [[çocuk]]ları aldatır da [[gönül]] [[zevk]]inden eteklerini -at gibi- sürerler.
 
 
 
[4-1133] [[Çocuk]]tan o [[kötü]] [[hırs]] gidince, diğer [[çocuk]]lara güler:
 
 
 
[4-1134] "Ne yapıyordum? Bunda ne görüyordum? Sirke, hırsın etkisiyle bal göründü."
 
 
==Notlar ==
 
==Notlar ==
 
<references/>
 
<references/>
 
[[Category:Mevlânâ]]
 
[[Category:Mevlânâ]]
 
[[Category:Atasözü]]
 
[[Category:Atasözü]]

09.52, 7 Kasım 2008 tarihindeki hâli

Göndermeler

Atasözü

Can çıkar huy çıkmaz.

Mevlânâ'dan

Çünkü ölülerin aşkı, kalıcı değildir. Çünkü ölü, bize dönüp gelmez.
Dirinin aşkı, ruhta ve gözde her an goncadan daha tazedir.
Baki olanın aşkını seç, cana can katan şarabın sakisidir o.[1]


Canlar, asılları itibariyle İsa nefeslidir. Bir zaman yaradırlar, bir zaman merhem.
Canlardan perde kalksaydı, her canın sözü İsa gibi olurdu.
Şeker gibi söz söylemek istersen sabret, ihtirasla bu helvayı yeme.
Sabır akıllı kişilerin yumruklarıdır.Çocukların arzusu helvadır.
Sabreden göğe yükselir; helva yiyen daha aşağı gider.[2]


Bu büyük tehlikeden -faraza- canını kurtarsa, talihsizlik ve korku sermayesi edinmiş olur.
Çünkü can canana ulaşmayınca, edebe kadar kendi kendine kör ve karadır.[3]


Geçim endişesini gönlüne koyma; sen dergâhta bulun, hayat/rızk azalmaz.
Bu beden, canın otağıdır veya Nuh'un gemisi gibidir.
Türk varsa bir otağ bulur, özellikle de dergâhın azizi olursa.[4]


Müctehid/hukukçu, nassı/Kuran ve hadisi bilirse, o meselede kıyas yapmayı düşünmez.
O konuda nas bulmazsa, orada kıyastan yararlanır.
Nassı, kesin olarak kutsal ruhun vahyi bil; parça aklın o kıyası, bunun altındadır.
Akıl, canla idrak ve zekâ sahibi oldu. Ruh, onun görüşünün altında nasıl bulunur?
Fakat can akla tesir eder; o akıl, o tesirle tedbirde bulunur.[5]


Fiille öğüt, halkı daha çok çeker; Çünkü her kulağı bulunanın ve sağır olanın canına erişir.
İşle öğütte, emretme düşüncesi yoktur; onun halkı etkilemesi güçlüdür.[6]


O, o caminin temelini koyduğunda cin ve insanlar gelip işe girişti,
Kulların ibadet yolunda oldukları gibi bir bölüğü aşkla ve bir bölüğü de isteksiz.
Halk cinlerdir, şehvet de zincir; şehvet onları dükkâna ve ota çekip götürür.
Bu zincir korku ve şaşkınlıktandır. Sen, bu halkı zincirsiz görme.
Onları kazanca ve ava çekip götürür; onları madene ve denizlere götürür.
Onları iyi ve kötü yöne götürür. Hak dedi: "Boynunda hurma lifinden bir ip var."[7]
Boyunlarına ip bağladık; ahlâklarından ip yaptık.
Amel defteri boynuna asılı olmayan hiçbir ahlâkı bozuk ve ahlâkı temiz kişi yoktur.
Senin kötü işteki hırsın, ateş gibidir. Kor ateş, ateşin hoş renginden dolayı hoştur.
Kömürün o siyahlığı ateşte gizlidir; ateş gittiğinde karanlığı ortaya çıkar.
Siyah kömür senin hırsından kor ateş olur; hırsın gittiğinde o bozuk kömür ortada kalır.
O anda o kömür, kor ateş görünüyordu; bu, işin güzelliğinden değildi, hırs ateşiydi.
Hırs senin işini süslemişti; hırs gitti ve işin kara kaldı.
Ahmak olan kişi gulyabaninin süslediği ham şeyi, olgun sanır.
Canı onu deneyince, denemesinden dolayı dişleri kamaşır.
O tuzak, hevesinden dolayı yem görünüyordu; -bu,- hırs gulyabanisinin etkisiydi ve o tam hamdı.
Din ve hayır işinde hırs ara; hırs kalmazsa, -bu işler yine- güzel yüzlüdür.
Hayırlar güzeldir; -bu,- başkasının etkisiyle değildir; hırs ateşi giderse hayır ateşi kalır.
Dünya işinde hırs ateşi gidince, parlak kor ateşten -geriye- kömür kalmış olur.
Hırs, çocukları aldatır da gönül zevkinden eteklerini -at gibi- sürerler.
Çocuktan o kötü hırs gidince, diğer çocuklara güler:
"Ne yapıyordum? Bunda ne görüyordum? Sirke, hırsın etkisiyle bal göründü."[8]

Notlar

  1. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (1. kitap, 217-219)
  2. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (1. kitap, 1599-1603)
  3. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (1. kitap, 3905-3906)
  4. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (2. kitap, 452-454)
  5. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (3. kitap, 3580-3585)
  6. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (4. kitap, 487-488)
  7. (Kur'ân-ı Kerim, Leheb, 111/5)
  8. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (4. kitap, 1113-1134)