"Arzu" sayfasının sürümleri arasındaki fark
Gezinti kısmına atla
Arama kısmına atla
k |
k |
||
| 1. satır: | 1. satır: | ||
==Göndermeler== | ==Göndermeler== | ||
=== Mevlânâ'dan === | === Mevlânâ'dan === | ||
| − | |||
| − | |||
| − | |||
{{:Mesnevi 000088}} | {{:Mesnevi 000088}} | ||
| − | + | ||
| − | |||
{{:Mesnevi 000046}} | {{:Mesnevi 000046}} | ||
| − | + | ||
| − | + | {{:Mesnevi 000149}} | |
=== İmam-ı Gazali'den === | === İmam-ı Gazali'den === | ||
{{:Gazali:00001_1}} | {{:Gazali:00001_1}} | ||
04.44, 14 Eylül 2011 tarihindeki hâli
Göndermeler
Mevlânâ'dan
|
Bu dil, taş ve demir gibidir. Dilden sıçrayan, ateş gibidir. Bazen rivayet ve bazen laf olsun diye taş ve demiri boş yere birbirine vurma. Çünkü karanlık var ve her taraf pamuk tarlası. Pamuk arasında kıvılcım nasıl olur? Gözünü kapatıp o sözlerle dünyayı yakan topluluk zalimdir. Bir söz bir âlemi yok eder, ölü tilkileri aslan eder. Canlar, asılları itibariyle İsa nefeslidir. Bir zaman yaradırlar, bir zaman merhem. Canlardan perde kalksaydı, her canın sözü İsa gibi olurdu. Şeker gibi söz söylemek istersen sabret, ihtirasla bu helvayı yeme. Sabır akıllı kişilerin yumruklarıdır.Çocukların arzusu helvadır. |
| Akla sarhoşluk sadece şarap değildir; arzuya bağlı şey, gözü ve kulağı kapatır.[2] |
|
Kaz hırstır; horoz şehvettir; makam tavus gibidir; kargaysa arzu. Karganın arzusu ümitli olmaktır; ebedî olmayı veya uzun ömrü umar.[3] |
İmam-ı Gazali'den
| Asıl yardılışın hakikatı ile anne ve babayı, üstad'ı taklid etmekle meydana gelen arızî akıdelerin hakikatini araştırmayı arzu ettim. Evvelleri telkinattan ibaret olan bu taklitleri birbirinden ayırmak hususunda kalbimde bir arzu belirdi. Halbuki bunlarda hakkı batıldan tefrik ve temyiz etmek hususunda birçok ihtilâflar vardır. (Bunun içinden nasıl çıkılır diye) kendi kendime düşündüm ve dedim ki, benim yegâne arzum, işlerin hakikatini bilmektir. Binaenaleyh ilmin hakikatini aramak behemhal lâzımdır.[4] |
| Sırf taklitle yoldan çıkan bu adama: «Bir ilimde mahareti olan kimsenin, diğer ilimlerde de mahir olması lâzım gelmez. ... Her ilmin erbabı vardır. Kendi sahalarında ilerlemişler, başkalarını geçmişlerdir. Bazen bunlar başka ilimlerde cahil ve ahmak mevkiine düşerler. Eskilerin riyaziyat hakkındaki sözleri bir delile dayanır. İlâhiyata ait sözleri ise tahmindir. Bunu ancak tecrübe eden ve bu ilimle meşgul olan bilir» dense kulağına girmez, kabul etmez. Nefsinin galebesi, tembellik arzuları, kendini akıllı göstermekten hoşlanması gibi haller onu bütün ilimlerde felsefecilere iyi gözle bakmakta ısrar etmeğe sevkeder.[5] |
Notlar
- ↑ Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (1. kitap, 1599-1603)
- ↑ Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (4. kitap, 3612)
- ↑ Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (5. kitap, 44-45)
- ↑ Gazali (1108), El Munkızu Min-ed Dalâl, İstanbul: Cağaloğlu Yayınevi, 1963, s. 14
- ↑ Gazali (1108), El Munkızu Min-ed Dalâl, İstanbul: Cağaloğlu Yayınevi, 1963, s. 35