"Dil" sayfasının sürümleri arasındaki fark
k |
k |
||
| 20. satır: | 20. satır: | ||
[1/2109] [[Türk]], Tacik ve Zenci'nin ne yeri var? O nidayı odun ve anlamıştır. | [1/2109] [[Türk]], Tacik ve Zenci'nin ne yeri var? O nidayı odun ve anlamıştır. | ||
| + | ---- | ||
| + | [2/56] Ruh [[bilim|ilim]]le ve [[akıl]]la [[dost]]tur. Ruhun Arapça ve Türkçe ile ne işi vardır? | ||
{{:Mesnevi 000142}} | {{:Mesnevi 000142}} | ||
| − | |||
| − | |||
[2/3667] Bir adam dört kişiye bir dirhem verdi. Biri, “Bunu engûra vereyim” dedi. | [2/3667] Bir adam dört kişiye bir dirhem verdi. Biri, “Bunu engûra vereyim” dedi. | ||
12.19, 13 Eylül 2011 tarihindeki hâli
Göndermeler
Mevlânâ'dan
[1/1203] Süleyman'ın çadırı kurulduğunda bütün kuşlar huzuruna geldiler.
[1/1204] Dildaş ve sırdaşlarını buldular, ona bir bir candan koştular.
[1/1205] Bütün kuşlar, cik ciki bırakıp Süleyman'la senin kardeşinden daha güzel konuşur oldular.
[1/1206] Aynı dili kullanmak, akrabalık ve bağlılıktır. İnsan yakın olmayanlarla bir arada tutsak gibidir.
[1/1207] Nice aynı dili konuşan Hindu ve Türk vardır, nice yabancılar gibi iki Türk vardır.
[1/1208] Öyleyse yakınlık dili bizatihi başkadır. Gönüldaşlık, dildaşlıktan daha iyidir.
[1/1209] Gönülden konuşmasız, imasız ve kayıtsız yüz binlerce tercüman yükselir.
|
Bu dil, taş ve demir gibidir. Dilden sıçrayan, ateş gibidir. Bazen rivayet ve bazen laf olsun diye taş ve demiri boş yere birbirine vurma. Çünkü karanlık var ve her taraf pamuk tarlası. Pamuk arasında kıvılcım nasıl olur? Gözünü kapatıp o sözlerle dünyayı yakan topluluk zalimdir. Bir söz bir âlemi yok eder, ölü tilkileri aslan eder. Canlar, asılları itibariyle İsa nefeslidir. Bir zaman yaradırlar, bir zaman merhem. Canlardan perde kalksaydı, her canın sözü İsa gibi olurdu. Şeker gibi söz söylemek istersen sabret, ihtirasla bu helvayı yeme. Sabır akıllı kişilerin yumruklarıdır.Çocukların arzusu helvadır. |
[1/2108] Türk, Kürt, Farsi ve Arap, bu sesi kulak ve dudak olmadan anlamışlardır.
[1/2109] Türk, Tacik ve Zenci'nin ne yeri var? O nidayı odun ve anlamıştır.
[2/56] Ruh ilimle ve akılla dosttur. Ruhun Arapça ve Türkçe ile ne işi vardır?
|
Beş duyu birbiriyle birleşmiştir; bu her beşi yüksek bir asıldan yetişmiştir. Birinin gücü, kalanın gücü olur; her biri, geri kalana sakîlik eder. Gözün görmesi, aşkı artırır; aşk, gözde doğruluğu artırır. Doğruluk her hissin uyanmasıdır; duygulara zevk arkadaş olur. Bir his ilerleyişte bağını çözdüğünde geriye kalan hisler hep değişir. Bir his hissedilenlerden başkasını gördüğünde, gayb bütün hislere görünür. Sürüden bir koyun ırmaktan sıçradığında, o zaman art arda hepsi öte yana sıçrar. Duygu koyunlarını sür, “Yeşillikleri çıkardı” otlağında otlat. Böylece orada sümbül ve reyhan otlar, hakikatler bahçesine yol alırlar. Her hissin, hislerin habercisi olur; bu şekilde birer birer o cennete doğru gider. Hisler senin hissine gerçek, mecaz ve dil olmaksızın sır söyler. Çünkü bu hakikat yorulanablir ve bu vehimlenme hayallere düşürme kaynağıdır. |
[2/3667] Bir adam dört kişiye bir dirhem verdi. Biri, “Bunu engûra vereyim” dedi.
[2/3668] Diğer biri Araptı “Hayır, ben ineb istiyorum, Ey düzenci” dedi.
[2/3669] Biri Türk'tü ve “Bu, benim; ben ineb istemiyorum, üzüm istiyorum” dedi
[2/3670] Bir Rum, “Bu konuşmayı bırakın. İstâfil istiyoruz” dedi.
[2/3671] O kişiler çekişerek savaşa girişti; çünkü adların sırrından habersizdiler.
[2/3672] Aptallıkla birbirlerini yumrukladılar; cahillikle dolu ve bilgiden boştular.
[2/3673] Bir sır sahibi, yüz dilli bir aziz kişi bulunsaydı onları barıştırırdı.
[2/3674] Sonra o derdi: “Ben, bu bir dirhemle hepinizin arzusunu veriyorum.
[2/3675] Gönlünüzü hilesiz olarak teslim ederseniz, bu dirheminiz birkaç iş yapar.
[2/3676] Bir dirheminiz, dört olur; istek, tamamdır. Dört düşman birleşerek bir olur.
[2/3677] Her birinizin dediği, savaş ve ayrılık doğurur; benim sözüm, sizi birleştirir.
[2/3678] Öyleyse siz susun. Susunuz da, konuşmada sizin diliniz ben olayım.”
[2/3679] Sözünüz bir biçimde görünse de, tesir olarak kavga ve öfke kaynağıdır.
| Surette güzeller arasında fark olduğu gibi beşerin aklında bu farklılık vardır.
Ahmed bir sözünde bu şekilde buyurdu: “Erkeklerin güzelliği dillerinde gizlidir.” Akılların farklılığı, yaratılıştadır; sünnilere uygun olarak dinlemek gerekir; -Bu- Mutezile olanların -şu- sözünün aksinedir: “Akıllar yaratılışta aynı orandadır. Tecrübe ve eğitim, onu azaltır ve çoğaltır; böylece birini, birinden daha bilgili yapar.” Bu batıldır; mesela bir meslekte tecrübesi buunmayan çocuğun görüşü; O küçük çocuktan bir düşünce doğar da yaşlı kişi yüz tecrübesine rağmen onu hissetmez. Yaratılıştan bulunan, çalışma ve düşünmeyle olan üstünlükten bizzat üstün ve daha iyidir.[3] |
[3/2550] -Nefsin- yüz dili ve her dilinin yüz lügati vardır; hilesi ve düzeni anlatılamaz.
[4/511] Dilden, şüpheden temiz olan göze kadar yüz binlerce yıllık -yol vardır- dersem, azdır. |- |}
Notlar
- ↑ Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (1. kitap, 1599-1603)
- ↑ Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (2. kitap, 3222-3233)
- ↑ Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (3. kitap, 1536-1543)