"Güzel" sayfasının sürümleri arasındaki fark

DrOS'un not defteri sitesinden
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla
k
k
1. satır: 1. satır:
 
==Göndermeler==
 
==Göndermeler==
 
=== Mevlânâ'dan ===
 
=== Mevlânâ'dan ===
[[Halife]] [[Leyla]]'ya dedi: “O, sen misin? [[Mecnun]] senden dolayı mı perişan oldu ve kendini kaybetti?<br>
+
{{:Mesnevi 000124}}
Sen diğer güzellerden [[üstünlük|üstün]] değilsin!” -[[Leyla]]- dedi: “Sus! Zira sen [[Mecnun]] değilsin.”<ref>Mevlânâ, '''Mesnevî''', (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (1. kitap, 408-409)</ref>
 
  
 
{{:Mesnevi 000019}}
 
{{:Mesnevi 000019}}

08.47, 8 Eylül 2011 tarihindeki hâli

Göndermeler

Mevlânâ'dan

Halife Leyla'ya dedi: “O, sen misin? Mecnun senden dolayı mı perişan oldu ve kendini kaybetti?
Sen diğer güzellerden üstün değilsin!” -Leyla- dedi: “Sus! Zira sen Mecnun değilsin.”[1]

Surette güzeller arasında fark olduğu gibi beşerin aklında bu farklılık vardır.

Ahmed bir sözünde bu şekilde buyurdu: “Erkeklerin güzelliği dillerinde gizlidir.”

Akılların farklılığı, yaratılıştadır; sünnilere uygun olarak dinlemek gerekir;

-Bu- Mutezile olanların -şu- sözünün aksinedir: “Akıllar yaratılışta aynı orandadır.

Tecrübe ve eğitim, onu azaltır ve çoğaltır; böylece birini, birinden daha bilgili yapar.”

Bu batıldır; mesela bir meslekte tecrübesi buunmayan çocuğun görüşü;

O küçük çocuktan bir düşünce doğar da yaşlı kişi yüz tecrübesine rağmen onu hissetmez.

Yaratılıştan bulunan, çalışma ve düşünmeyle olan üstünlükten bizzat üstün ve daha iyidir.[2]

O, o caminin temelini koyduğunda cin ve insanlar gelip işe girişti,

Kulların ibadet yolunda oldukları gibi bir bölüğü aşkla ve bir bölüğü de isteksiz.

Halk cinlerdir, şehvet de zincir; şehvet onları dükkâna ve ota çekip götürür.

Bu zincir korku ve şaşkınlıktandır. Sen, bu halkı zincirsiz görme.

Onları kazanca ve ava çekip götürür; onları madene ve denizlere götürür.

Onları iyi ve kötü yöne götürür. Hak dedi: "Boynunda hurma lifinden bir ip var."[3]

Boyunlarına ip bağladık; ahlâklarından ip yaptık.

Amel defteri boynuna asılı olmayan hiçbir ahlâkı bozuk ve ahlâkı temiz kişi yoktur.

Senin kötü işteki hırsın, ateş gibidir. Kor ateş, ateşin hoş renginden dolayı hoştur.

Kömürün o siyahlığı ateşte gizlidir; ateş gittiğinde karanlığı ortaya çıkar.

Siyah kömür senin hırsından kor ateş olur; hırsın gittiğinde o bozuk kömür ortada kalır.

O anda o kömür, kor ateş görünüyordu; bu, işin güzelliğinden değildi, hırs ateşiydi.

Hırs senin işini süslemişti; hırs gitti ve işin kara kaldı.

Ahmak olan kişi gulyabaninin süslediği ham şeyi, olgun sanır.

Canı onu deneyince, denemesinden dolayı dişleri kamaşır.

O tuzak, hevesinden dolayı yem görünüyordu; -bu,- hırs gulyabanisinin etkisiydi ve o tam hamdı.

Din ve hayır işinde hırs ara; hırs kalmazsa, -bu işler yine- güzel yüzlüdür.

Hayırlar güzeldir; -bu,- başkasının etkisiyle değildir; hırs ateşi giderse hayır ateşi kalır.

Dünya işinde hırs ateşi gidince, parlak kor ateşten -geriye- kömür kalmış olur.

Hırs, çocukları aldatır da gönül zevkinden eteklerini -at gibi- sürerler.

Çocuktan o kötü hırs gidince, diğer çocuklara güler:

"Ne yapıyordum? Bunda ne görüyordum? Sirke, hırsın etkisiyle bal göründü."[4]

İmam-ı Gazali'den

Yaptığım işleri gözümün önüne getirdim. Onların en güzeli tedris ve ta´lim idi. Burada da ehemmiyetsiz, ahiret yoluna faidesi olmıyan bir takım ilimlerle meşgul olduğumu anladım. Sonra tedris hakkındaki niyetimi yokladım. Onun da Allah rızası için olmadığını; mevki sahibi olmak, şan ve şeref kazanmak peşinde oluğuna kanaat getirdim.[5]
Şüphe götürmiyecek şekilde anladım ki, sofiye (mutasavvıflar) hakikaten Allah yolunu bulan kimselerdir. Onların gidişleri, gidişlerin en güzelidir. Gittikleri yol, yolların en doğrusu, ahlâkların en temizidir. Dünyadaki bütün akıllı insanların aklı, hakimlerin hikmetleri, şeriatın sırlarına vakıf olan ulemanın ilmi, daha faydalı bir şeyle tebdil etmek üzere bir araya gelseler buna imkân bulamazlar. Onların iç ve dış yaşayışlarındaki bütün harekât ve sekenât ehp nübüvvet kandilinin nurundan alınmıştır. Yer yüzünde nübüvvet nurundan başka kendisiyle ziyalanacak bir ışık yoktur.[6]

Notlar

  1. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008.(1. kitap, 408-409)
  2. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (3. kitap, 1536-1543)
  3. (Kur'ân-ı Kerim, Leheb, 111/5)
  4. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (4. kitap, 1113-1134)
  5. Gazali (1108), El Munkızu Min-ed Dalâl, İstanbul: Cağaloğlu Yayınevi, 1963, s. 66
  6. Gazali (1108), El Munkızu Min-ed Dalâl, İstanbul: Cağaloğlu Yayınevi, 1963, s. 70-71