Baş
Göndermeler
Mevlânâ'dan
|
Başını koydu, uykuya daldı, rüya gördü: Hak'tan ona bir nida geldi, canı onu duydu. Her sesin ve nağmenin aslı olan sesi. Ses bizzat odur ve bu gerisi yankıdır. Türk, Kürt, Farsi ve Arap, bu sesi kulak ve dudak olmadan anlamışlardır. Türk, Tacik ve Zenci'nin ne yeri var? O nidayı odun ve taş anlamıştır.[1] |
|
Hatta su gibidir; her damlası hem baş, hem ayaktır ve hem de başsız ve ayaksız.[2] |
|
Ey kerem sahipleri! Mescid-i Aksâ yapın. Zira Süleyman tekrar geldi; vesselâm. Cinler ve periler bundan geri durursa, melekler hepsini çembere alır. Süleyman gibi ol da, cinlerin senin köşkün için taş kessin. Süleyman gibi vesvesesiz ve hilesiz ol; o zaman cin ve dev buyruğuna uyar. Senin yüzüğün bu gönüldür; dikkat et de, yüzük cinin avı olmasın. O zaman cin, yüzükle senin üzerinde sürekli Süleymanlık eder. Sakın! Vesselâm. Ey gönül! O Süleymanlık ortadan kalkmamıştır; senin başında ve kalbinde Süleymanlık edici vardır. Cin de bir zaman Süleymanlık eder; fakat her dokumacı nasıl atlas dokur? Elini onun eli gibi hareket ettirir, ancak onların arasında iyice fark vardır.[3] |
Notlar
- ↑ Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (1. kitap, 2108-2109)
- ↑ Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (1. kitap, 2898)
- ↑ Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (4. kitap, 1145-1154)