Su
Göndermeler
Mesnevi'den[1]
|
İki tür arı aynı yerden yer, fakat birinden zehir diğerinden bal olur. İki tür ceylan ot yer, su içer; birinden dışkı, diğerinden saf misk meydana gelir. Her iki ney aynı sulaktan beslenir; biri boş, diğeri ise şekerle dolu. Yüz binlerce böyle benzerlere bak, aralarındaki farkı yetmiş yıllık yol olarak gör.[2] |
|
Mana bu suretten belirse de, suret manaya yakındır ve uzaktır. |
|
Hatta su gibidir; her damlası hem baş, hem ayaktır ve hem de başsız ve ayaksız.[4] |
|
İster iki ayaklı, ister dört ayaklı olsun, bir tane kesen iki ağızlı makas gibi yol alır. O iki ortak çamaşırcıya bak, görünüşte onunla bunun ihtilafı vardır. Biri çamaşırı suya sokar, diğer ortak onu kurular. O, kuru çamaşırı tekrar ıslatır. Sanki kavgayla tersini yapmaktadır. Fakat kavga görüntüsündeki bu iki zıt, hoşnutluk içinde bir gönül ve bir iştir.[5] |
| Bizim bu kirliliklerimiz olmasaydı, suyun bu izni nasıl bulunurdu?[7] |
|
Halil gibi ateşe giremeyeceğinden dolayı hamam elçi, su kılavuz oldu sana. Doygunluk Hak'tandır; ancak varlık sahipleri ekmeksiz nasıl doyar? Lütuf Hak'tandır; fakat beden sahipleri çimen perdesi olmadan lütfu anlamaz. Beden aracısı kalmayınca, Musa gibi perdesiz şekilde ay ışığını koynunda bulur. Bu hünerler suyun içinin, Hakk'ın lütfuyla dolu olduğunun şahididir."[8] |
|
Halil gibi ateşe giremeyeceğinden dolayı hamam elçi, su kılavuz oldu sana. Doygunluk Hak'tandır; ancak varlık sahipleri ekmeksiz nasıl doyar? Lütuf Hak'tandır; fakat beden sahipleri çimen perdesi olmadan lütfu anlamaz. Beden aracısı kalmayınca, Musa gibi perdesiz şekilde ay ışığını koynunda bulur. Bu hünerler suyun içinin, Hakk'ın lütfuyla dolu olduğunun şahididir."[9] |
İmam-ı Gazali'den
| Hatta susamış bir kimsenin önünde, her bakımdan kendi isteğine uygun su dolu iki eşit bardak bulunsaydı, ikisinden birini seçmesi mümkün olmazdı. Ancak o bunlardan en güzel veya en hafif bulduğunu yahut sağını kullanıyorsa sağ yanına en yakın olanı ya da -gizli veya açık olsun- herhangi bir sebepten ötürü birini alır.Böyle olmasaydı bir şeyi benzerinden ayırt etmek hiçbir şekilde düşünülemezdi. [10] |
Notlar
- ↑ Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008.
- ↑ Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008.(1. kitap, 268-271)
- ↑ Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (1. kitap, 2639-2640)
- ↑ Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (1. kitap, 2898)
- ↑ Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (1. kitap, 3080-3084)
- ↑ Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008.(2. kitap, 486)
- ↑ Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (5. kitap, 209)
- ↑ Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (5. kitap, 231-235)
- ↑ Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (5. kitap, 231-235)
- ↑ Gazzalî, (109?), Filozofların Tutarsızlığı, Neşir ve Tercüme: Mahmut Kaya ve Hüseyin Sarıoğlu, İstanbul: Klasik Yayınları, İkinci Basım 2009, s. 24