Fark

DrOS'un not defteri sitesinden
Osman (mesaj | katkılar) tarafından oluşturulmuş 20.11, 17 Eylül 2011 tarihli sürüm
(fark) ← Önceki hâli | Güncel sürüm (fark) | Sonraki hâli → (fark)
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla

Göndermeler

Mevlânâ'dan

İki tür arı aynı yerden yer, fakat birinden zehir diğerinden bal olur.

İki tür ceylan ot yer, su içer; birinden dışkı, diğerinden saf misk meydana gelir.

Her iki ney aynı sulaktan beslenir; biri boş, diğeri ise şekerle dolu.

Yüz binlerce böyle benzerlere bak, aralarındaki farkı yetmiş yıllık yol olarak gör.[1]

Surette güzeller arasında fark olduğu gibi beşerin aklında bu farklılık vardır.

Ahmed bir sözünde bu şekilde buyurdu: “Erkeklerin güzelliği dillerinde gizlidir.”

Akılların farklılığı, yaratılıştadır; sünnilere uygun olarak dinlemek gerekir;

-Bu- Mutezile olanların -şu- sözünün aksinedir: “Akıllar yaratılışta aynı orandadır.

Tecrübe ve eğitim, onu azaltır ve çoğaltır; böylece birini, birinden daha bilgili yapar.”

Bu batıldır; mesela bir meslekte tecrübesi buunmayan çocuğun görüşü;

O küçük çocuktan bir düşünce doğar da yaşlı kişi yüz tecrübesine rağmen onu hissetmez.

Yaratılıştan bulunan, çalışma ve düşünmeyle olan üstünlükten bizzat üstün ve daha iyidir.[2]

Senin çalışman ve gücünle ortaya çıkmasa da, camii oğlun yapacak.

Ey hikmet sahibi! Onun yapması senin yapmandır. Bil ki müminlerin ezeli bir birliği vardır.

Müminler sayılıdır, ancak iman birdir; bedenleri sayılıdır, ancak can birdir.

İnsanın, inek ve eşekte bulunan anlayış ve candan başka bir aklı ve canı vardır.

Hayvanî canın birliği yoktur; sen bu birliği rüzgâr/havanî canda arama.

Bu ekmek yese, o doymaz; bu yük çekse o, ağırlaşmaz.

Hatta bu, onun ölümünden sevinir; onun azığını görse kıskançlılıktan ölür.

Kurtların ve köpeklerin canı ayrıdır; Allah'ın aslanlarının canları birdir.

Canlarını, isim olarak çoğul dedim; çünkü o bir can, bedene göre yüzdür.

Gökteki güneşin bir ışığı gibidir; evlerin alanına göre yüzdür.

Ancak sen duvarı aradan kaldırırsan, onların bütün ışıkları bir olur.

Evlerin temeli yıkıldığında, müminler bir kişi kalır.

Bu sözden farklar ve güçlükler doğar; çünkü benzer değildir, örnektir bu.

Aslanın şahsıyla yiğit insanın şahsı arasında sınırsız farklar vardır.

Ey güzel bekişli! Ancak örnek anında -aralarındaki- birliğe cesurluk açısında bak.

Çünkü o yiğit, sonuçta aslan gibidir; her yönden aslanın aynısı değildir.

Bu dünyanın birleşik bir sureti yok ki, ben sana benzerini göstereyim.[3]

Ey kerem sahipleri! Mescid-i Aksâ yapın. Zira Süleyman tekrar geldi; vesselâm.

Cinler ve periler bundan geri durursa, melekler hepsini çembere alır.

Süleyman gibi ol da, cinlerin senin köşkün için taş kessin.

Süleyman gibi vesvesesiz ve hilesiz ol; o zaman cin ve dev buyruğuna uyar.

Senin yüzüğün bu gönüldür; dikkat et de, yüzük cinin avı olmasın.

O zaman cin, yüzükle senin üzerinde sürekli Süleymanlık eder. Sakın! Vesselâm.

Ey gönül! O Süleymanlık ortadan kalkmamıştır; senin başında ve kalbinde Süleymanlık edici vardır.

Cin de bir zaman Süleymanlık eder; fakat her dokumacı nasıl atlas dokur?

Elini onun eli gibi hareket ettirir, ancak onların arasında iyice fark vardır.[4]

Notlar

  1. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008.(1. kitap, 268-271)
  2. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (3. kitap, 1536-1543)
  3. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (4. kitap, 405-422)
  4. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (4. kitap, 1145-1154)