Din
Göndermeler
Mesnevi'den[1]
[2/1599] Duygu gören gözüne toprak saç; duygu gözü, aklın ve dinin düşmanıdır.
[2/1600] Allah duygu gözünü kör diye isimlendirdi; ona putperest dedi; bizim zıddımız diye adlandırdı.
[2/1601] Çünkü o köpük gördü, ama denizi görmedi; çünkü mevcut anı gördü, ama yarını görmedi.
[2/1602] Yarının ve bulunulan anın efendisi, onun önünde; oysa bir hazineden mangırdan başka bir şey görmüyor.
[3/3088] Korkak tabiatlı, cam canlı tacirin ticaretinde ne kâr vardır, ne de ziyan.
[3/3089] Hatta ziyanı vardır, çünkü mahrumdur ve hordur; şule yutan, ışık bulur.
[3/3090] Çünkü bütün işler ümit üzeredir; din işi evlâdır; bununla kurtulursun.
[3/3090] Burada ümitten başka kapı çalmaya izin yoktur. Allah doğruyu daha iyi bilir.
[3/3090] Boyunları çalışmaktan iğ gibi olsa da kişileri mesleklere çağıran, ümit ve beklentidir.
[3/3090] Kişi sabahleyin dükkâna giderken, rızk ümit ve beklentisiyle koşar.
[4-1113] O, o caminin temelini koyduğunda cin ve insanlar gelip işe girişti,
[4-1114] Kulların ibadet yolunda oldukları gibi bir bölüğü aşkla ve bir bölüğü de isteksiz.
[4-1115] Halk cinlerdir, şehvet de zincir; şehvet onları dükkâna ve ota çekip götürür.
[4-1116] Bu zincir korku ve şaşkınlıktandır. Sen, bu halkı zincirsiz görme.
[4-1117] Onları kazanca ve ava çekip görürür; onları madene ve denizlere götürür.
[4-1118] Onları iyi ve kötü yöne götürür. Hak dedi: "Boynunda hurma lifinden bir ip var."[2]
[4-1119] Boyunlarına ip bağladık; ahlâklarından ip yaptık.
[4-1120] Amel defteri boynuna asılı olmayan hiçbir ahlâkı bozuk ve ahlâkı temiz kişi yoktur.
[4-1121] Senin kötü işteki hırsın, ateş gibidir. Kor ateş, ateşin hoş renginden dolayı hoştur.
[4-1122] Kömürün o siyahlığı ateşte gizlidir; ateş gittiğinde karanlığı ortaya çıkar.
[4-1123] Siyah kömür senin hırsından kor ateş olur; hırsın gittiğinde o bozuk kömür ortada kalır.
[4-1124] O anda o kömür, kor ateş görünüyordu; bu, işin güzelliğinden değildi, hırs ateşiydi.
[4-1125] Hırs senin işini süslemişti; hırs gitti ve işin kara kaldı.
[4-1126] Ahmak olan kişi gulyabaninin süslediği ham şeyi, olgun sanır.
[4-1127] Canı onu deneyince, denemesinden dolayı dişleri kamaşır.
[4-1128] O tuzak, hevesinden dolayı yem görünüyordu; -bu,- hırs gulyabanisinin etkisiydi ve o tam hamdı.
[4-1129] Din ve hayır işinde hırs ara; hırs kalmazsa, -bu işler yine- güzel yüzlüdür.
[4-1130] Hayırlar güzeldir; -bu,- başkasının etkisiyle değildir; hırs ateşi giderse hayır ateşi kalır.
[4-1131] Dünya işinde hırs ateşi gidince, parlak kor ateşten -geriye- kömür kalmış olur.
[4-1132] Hırs, çocukları aldatır da gönül zevkinden eteklerini -at gibi- sürerler.
[4-1133] Çocuktan o kötü hırs gidince, diğer çocuklara güler:
[4-1134] "Ne yapıyordum? Bunda ne görüyordum? Sirke, hırsın etkisiyle bal göründü."