"Çocuk" sayfasının sürümleri arasındaki fark
k |
k |
||
| 1. satır: | 1. satır: | ||
==Göndermeler== | ==Göndermeler== | ||
=== Mevlânâ'dan === | === Mevlânâ'dan === | ||
| + | {{:Mesnevi 000010}} | ||
| + | |||
O, o caminin temelini koyduğunda [[cin]] ve [[insan]]lar gelip [[iş]]e girişti,<br> | O, o caminin temelini koyduğunda [[cin]] ve [[insan]]lar gelip [[iş]]e girişti,<br> | ||
[[Kul]]ların [[ibadet]] [[yol]]unda oldukları gibi bir bölüğü [[aşk]]la ve bir bölüğü de [[isteksiz]].<br> | [[Kul]]ların [[ibadet]] [[yol]]unda oldukları gibi bir bölüğü [[aşk]]la ve bir bölüğü de [[isteksiz]].<br> | ||
| 22. satır: | 24. satır: | ||
[[Hırs]], çocukları aldatır da [[gönül]] [[zevk]]inden eteklerini -at gibi- sürerler.<br> | [[Hırs]], çocukları aldatır da [[gönül]] [[zevk]]inden eteklerini -at gibi- sürerler.<br> | ||
Çocuktan o [[kötü]] [[hırs]] gidince, diğer çocuklara güler:<br> | Çocuktan o [[kötü]] [[hırs]] gidince, diğer çocuklara güler:<br> | ||
| − | "Ne yapıyordum? Bunda ne görüyordum? Sirke, hırsın etkisiyle bal göründü."<ref>Mevlânâ, '''Mesnevî''', (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (4. kitap, 1113-1134)</ref>==Notlar == | + | "Ne yapıyordum? Bunda ne görüyordum? Sirke, hırsın etkisiyle bal göründü."<ref>Mevlânâ, '''Mesnevî''', (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (4. kitap, 1113-1134)</ref> |
| + | ==Notlar == | ||
<references/> | <references/> | ||
[[Category:Mevlânâ]] | [[Category:Mevlânâ]] | ||
07.45, 9 Kasım 2008 tarihindeki hâli
Göndermeler
Mevlânâ'dan
| Çaresiz kâfirlerin kanı, vahşi hayvanlar gibi, okların ve mızrakların önünde mubah olur.
Onların eşleri çocukları bütün mubahtır. Çünkü akılsız, reddedilmiş ve aşağılıktırlar. Yine aklın aklından kaçan akıl, akıllılıktan hayvanlar mertebesine intikal eder.[1] |
O, o caminin temelini koyduğunda cin ve insanlar gelip işe girişti,
Kulların ibadet yolunda oldukları gibi bir bölüğü aşkla ve bir bölüğü de isteksiz.
Halk cinlerdir, şehvet de zincir; şehvet onları dükkâna ve ota çekip götürür.
Bu zincir korku ve şaşkınlıktandır. Sen, bu halkı zincirsiz görme.
Onları kazanca ve ava çekip götürür; onları madene ve denizlere götürür.
Onları iyi ve kötü yöne götürür. Hak dedi: "Boynunda hurma lifinden bir ip var."[2]
Boyunlarına ip bağladık; ahlâklarından ip yaptık.
Amel defteri boynuna asılı olmayan hiçbir ahlâkı bozuk ve ahlâkı temiz kişi yoktur.
Senin kötü işteki hırsın, ateş gibidir. Kor ateş, ateşin hoş renginden dolayı hoştur.
Kömürün o siyahlığı ateşte gizlidir; ateş gittiğinde karanlığı ortaya çıkar.
Siyah kömür senin hırsından kor ateş olur; hırsın gittiğinde o bozuk kömür ortada kalır.
O anda o kömür, kor ateş görünüyordu; bu, işin güzelliğinden değildi, hırs ateşiydi.
Hırs senin işini süslemişti; hırs gitti ve işin kara kaldı.
Ahmak olan kişi gulyabaninin süslediği ham şeyi, olgun sanır.
Canı onu deneyince, denemesinden dolayı dişleri kamaşır.
O tuzak, hevesinden dolayı yem görünüyordu; -bu,- hırs gulyabanisinin etkisiydi ve o tam hamdı.
Din ve hayır işinde hırs ara; hırs kalmazsa, -bu işler yine- güzel yüzlüdür.
Hayırlar güzeldir; -bu,- başkasının etkisiyle değildir; hırs ateşi giderse hayır ateşi kalır.
Dünya işinde hırs ateşi gidince, parlak kor ateşten -geriye- kömür kalmış olur.
Hırs, çocukları aldatır da gönül zevkinden eteklerini -at gibi- sürerler.
Çocuktan o kötü hırs gidince, diğer çocuklara güler:
"Ne yapıyordum? Bunda ne görüyordum? Sirke, hırsın etkisiyle bal göründü."[3]