"Cin" sayfasının sürümleri arasındaki fark

DrOS'un not defteri sitesinden
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla
k
k
 
3. satır: 3. satır:
 
{{:Mesnevi 000078}}
 
{{:Mesnevi 000078}}
  
Ey kerem sahipleri! Mescid-i Aksâ yapın. Zira [[Süleyman]] tekrar geldi; vesselâm.<br>
+
{{:Mesnevi 000119}}
Cinler ve [[peri]]ler bundan geri durursa, [[melek]]ler hepsini çembere alır.<br>
 
[[Süleyman]] gibi ol da, cinlerin senin köşkün için taş kessin.<br>
 
[[Süleyman]] gibi [[vesvese]]siz ve [[hile]]siz ol; o zaman cin ve [[dev]] buyruğuna uyar.<br>
 
Senin [[yüzük|yüzüğ]]ün bu [[gönül]]dür; dikkat et de, [[yüzük]] cinin [[av]]ı olmasın.<br>
 
O zaman cin, yüzükle senin üzerinde sürekli Süleymanlık eder. Sakın! Vesselâm.<br>
 
Ey [[gönül]]! O [[Süleyman]]lık ortadan kalkmamıştır; senin başında ve kalbinde [[Süleyman]]lık edici vardır.<br>
 
Cin de bir zaman [[Süleyman]]lık eder; fakat her dokumacı nasıl atlas dokur?<br>
 
Elini onun eli gibi hareket ettirir, ancak onların arasında iyice [[fark]] vardır.<ref>Mevlânâ, '''Mesnevî''', (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (4. kitap, 1145-1154)</ref>
 
 
==Notlar ==
 
==Notlar ==
 
<references/>
 
<references/>
 
[[Category:Mevlânâ]]
 
[[Category:Mevlânâ]]

07.57, 8 Eylül 2011 itibarı ile sayfanın şu anki hâli

Göndermeler[düzenle]

Mevlânâ'dan[düzenle]

O, o caminin temelini koyduğunda cin ve insanlar gelip işe girişti,

Kulların ibadet yolunda oldukları gibi bir bölüğü aşkla ve bir bölüğü de isteksiz.

Halk cinlerdir, şehvet de zincir; şehvet onları dükkâna ve ota çekip götürür.

Bu zincir korku ve şaşkınlıktandır. Sen, bu halkı zincirsiz görme.

Onları kazanca ve ava çekip götürür; onları madene ve denizlere götürür.

Onları iyi ve kötü yöne götürür. Hak dedi: "Boynunda hurma lifinden bir ip var."[1]

Boyunlarına ip bağladık; ahlâklarından ip yaptık.

Amel defteri boynuna asılı olmayan hiçbir ahlâkı bozuk ve ahlâkı temiz kişi yoktur.

Senin kötü işteki hırsın, ateş gibidir. Kor ateş, ateşin hoş renginden dolayı hoştur.

Kömürün o siyahlığı ateşte gizlidir; ateş gittiğinde karanlığı ortaya çıkar.

Siyah kömür senin hırsından kor ateş olur; hırsın gittiğinde o bozuk kömür ortada kalır.

O anda o kömür, kor ateş görünüyordu; bu, işin güzelliğinden değildi, hırs ateşiydi.

Hırs senin işini süslemişti; hırs gitti ve işin kara kaldı.

Ahmak olan kişi gulyabaninin süslediği ham şeyi, olgun sanır.

Canı onu deneyince, denemesinden dolayı dişleri kamaşır.

O tuzak, hevesinden dolayı yem görünüyordu; -bu,- hırs gulyabanisinin etkisiydi ve o tam hamdı.

Din ve hayır işinde hırs ara; hırs kalmazsa, -bu işler yine- güzel yüzlüdür.

Hayırlar güzeldir; -bu,- başkasının etkisiyle değildir; hırs ateşi giderse hayır ateşi kalır.

Dünya işinde hırs ateşi gidince, parlak kor ateşten -geriye- kömür kalmış olur.

Hırs, çocukları aldatır da gönül zevkinden eteklerini -at gibi- sürerler.

Çocuktan o kötü hırs gidince, diğer çocuklara güler:

"Ne yapıyordum? Bunda ne görüyordum? Sirke, hırsın etkisiyle bal göründü."[2]

Ey kerem sahipleri! Mescid-i Aksâ yapın. Zira Süleyman tekrar geldi; vesselâm.

Cinler ve periler bundan geri durursa, melekler hepsini çembere alır.

Süleyman gibi ol da, cinlerin senin köşkün için taş kessin.

Süleyman gibi vesvesesiz ve hilesiz ol; o zaman cin ve dev buyruğuna uyar.

Senin yüzüğün bu gönüldür; dikkat et de, yüzük cinin avı olmasın.

O zaman cin, yüzükle senin üzerinde sürekli Süleymanlık eder. Sakın! Vesselâm.

Ey gönül! O Süleymanlık ortadan kalkmamıştır; senin başında ve kalbinde Süleymanlık edici vardır.

Cin de bir zaman Süleymanlık eder; fakat her dokumacı nasıl atlas dokur?

Elini onun eli gibi hareket ettirir, ancak onların arasında iyice fark vardır.[3]

Notlar[düzenle]

  1. (Kur'ân-ı Kerim, Leheb, 111/5)
  2. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (4. kitap, 1113-1134)
  3. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (4. kitap, 1145-1154)