"Ateş" sayfasının sürümleri arasındaki fark
k |
k |
||
| 2. satır: | 2. satır: | ||
=== Mevlânâ'dan === | === Mevlânâ'dan === | ||
Ateş her ne kadar kıvılcımlarıyla [[kırmızı]] yüzlü ise de, sen onun işindeki [[kara]]rtıcılığı gör.<ref>Mevlânâ, '''Mesnevî''', (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (1. kitap, 451)</ref> | Ateş her ne kadar kıvılcımlarıyla [[kırmızı]] yüzlü ise de, sen onun işindeki [[kara]]rtıcılığı gör.<ref>Mevlânâ, '''Mesnevî''', (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (1. kitap, 451)</ref> | ||
| − | + | ||
| − | + | {{:Mesnevi 000078}} | |
| − | |||
| − | |||
| − | |||
| − | |||
| − | |||
| − | |||
| − | |||
| − | |||
| − | |||
| − | |||
| − | |||
| − | |||
| − | |||
| − | |||
| − | |||
| − | |||
| − | |||
| − | |||
| − | |||
| − | |||
| − | |||
{{:Mesnevi 000031}} | {{:Mesnevi 000031}} | ||
13.53, 11 Kasım 2008 tarihindeki hâli
Göndermeler
Mevlânâ'dan
Ateş her ne kadar kıvılcımlarıyla kırmızı yüzlü ise de, sen onun işindeki karartıcılığı gör.[1]
|
O, o caminin temelini koyduğunda cin ve insanlar gelip işe girişti, Kulların ibadet yolunda oldukları gibi bir bölüğü aşkla ve bir bölüğü de isteksiz. Halk cinlerdir, şehvet de zincir; şehvet onları dükkâna ve ota çekip götürür. Bu zincir korku ve şaşkınlıktandır. Sen, bu halkı zincirsiz görme. Onları kazanca ve ava çekip götürür; onları madene ve denizlere götürür. Onları iyi ve kötü yöne götürür. Hak dedi: "Boynunda hurma lifinden bir ip var."[2] Boyunlarına ip bağladık; ahlâklarından ip yaptık. Amel defteri boynuna asılı olmayan hiçbir ahlâkı bozuk ve ahlâkı temiz kişi yoktur. Senin kötü işteki hırsın, ateş gibidir. Kor ateş, ateşin hoş renginden dolayı hoştur. Kömürün o siyahlığı ateşte gizlidir; ateş gittiğinde karanlığı ortaya çıkar. Siyah kömür senin hırsından kor ateş olur; hırsın gittiğinde o bozuk kömür ortada kalır. O anda o kömür, kor ateş görünüyordu; bu, işin güzelliğinden değildi, hırs ateşiydi. Hırs senin işini süslemişti; hırs gitti ve işin kara kaldı. Ahmak olan kişi gulyabaninin süslediği ham şeyi, olgun sanır. Canı onu deneyince, denemesinden dolayı dişleri kamaşır. O tuzak, hevesinden dolayı yem görünüyordu; -bu,- hırs gulyabanisinin etkisiydi ve o tam hamdı. Din ve hayır işinde hırs ara; hırs kalmazsa, -bu işler yine- güzel yüzlüdür. Hayırlar güzeldir; -bu,- başkasının etkisiyle değildir; hırs ateşi giderse hayır ateşi kalır. Dünya işinde hırs ateşi gidince, parlak kor ateşten -geriye- kömür kalmış olur. Hırs, çocukları aldatır da gönül zevkinden eteklerini -at gibi- sürerler. Çocuktan o kötü hırs gidince, diğer çocuklara güler: "Ne yapıyordum? Bunda ne görüyordum? Sirke, hırsın etkisiyle bal göründü."[3] |
| Aşağılık kelebek akıl azlığından dolayı ateşi, yanışı ve cız bızı hatırlamaz.
Kanadı yanınca tövbe eder; hırsı ve unutkanlığı onu ateşe yaklaştırır. Tutmak, kavramak, korumak ve hatırlamak akla aittir; akıl onları yükseltir.[4] |
Notlar
- ↑ Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (1. kitap, 451)
- ↑ (Kur'ân-ı Kerim, Leheb, 111/5)
- ↑ Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (4. kitap, 1113-1134)
- ↑ Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (4. kitap, 2290-2292)