Çocuk

DrOS'un not defteri sitesinden
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla

Göndermeler[düzenle]

Mevlânâ'dan[düzenle]

Adam çok mal ve hilati gördü, aldandı, memleketinden ve çocuklarından ayrıldı.

Adam sevinçle, padişahıncanına kastettiğinden habersiz, yola koyuldu.

Arap atına bindi ve neşeyle sürdü. Kendi kan bedelini -sanki- hilat bildi.

Ey yüz kabulle, bizzat kendi ayağıyla kötü kaderine doğru yola çıkan kişi!

Hayalinde mülk, izzet ve büyüklük vardı. Azrail "Evet git, elde edersin" dedi.[1]

Çaresiz kâfirlerin kanı, vahşi hayvanlar gibi, okların ve mızrakların önünde mubah olur.

Onların eşleri çocukları bütün mubahtır. Çünkü akılsız, reddedilmiş ve aşağılıktırlar.

Yine aklın aklından kaçan akıl, akıllılıktan hayvanlar mertebesine intikal eder.[2]

Bu Mesnevî bir müddet gecikti. Bir süre gerekti, kan süt oldu.

Senin bahtın yeni çocuk doğurmadıkça kan, tatlı süt olmaz. Güzelce dinle.[3]

Çocuklar oyunda dükkân yaparlar; zaman geçirmenin dışında kârı olmaz.
Gece olur, -dükkân sahibi çocuk- olarak eve gelir; çocuklar gitmiş tek başına kalmıştır.[4]

Surette güzeller arasında fark olduğu gibi beşerin aklında bu farklılık vardır.

Ahmed bir sözünde bu şekilde buyurdu: “Erkeklerin güzelliği dillerinde gizlidir.”

Akılların farklılığı, yaratılıştadır; sünnilere uygun olarak dinlemek gerekir;

-Bu- Mutezile olanların -şu- sözünün aksinedir: “Akıllar yaratılışta aynı orandadır.

Tecrübe ve eğitim, onu azaltır ve çoğaltır; böylece birini, birinden daha bilgili yapar.”

Bu batıldır; mesela bir meslekte tecrübesi buunmayan çocuğun görüşü;

O küçük çocuktan bir düşünce doğar da yaşlı kişi yüz tecrübesine rağmen onu hissetmez.

Yaratılıştan bulunan, çalışma ve düşünmeyle olan üstünlükten bizzat üstün ve daha iyidir.[5]

O, o caminin temelini koyduğunda cin ve insanlar gelip işe girişti,

Kulların ibadet yolunda oldukları gibi bir bölüğü aşkla ve bir bölüğü de isteksiz.

Halk cinlerdir, şehvet de zincir; şehvet onları dükkâna ve ota çekip götürür.

Bu zincir korku ve şaşkınlıktandır. Sen, bu halkı zincirsiz görme.

Onları kazanca ve ava çekip götürür; onları madene ve denizlere götürür.

Onları iyi ve kötü yöne götürür. Hak dedi: "Boynunda hurma lifinden bir ip var."[6]

Boyunlarına ip bağladık; ahlâklarından ip yaptık.

Amel defteri boynuna asılı olmayan hiçbir ahlâkı bozuk ve ahlâkı temiz kişi yoktur.

Senin kötü işteki hırsın, ateş gibidir. Kor ateş, ateşin hoş renginden dolayı hoştur.

Kömürün o siyahlığı ateşte gizlidir; ateş gittiğinde karanlığı ortaya çıkar.

Siyah kömür senin hırsından kor ateş olur; hırsın gittiğinde o bozuk kömür ortada kalır.

O anda o kömür, kor ateş görünüyordu; bu, işin güzelliğinden değildi, hırs ateşiydi.

Hırs senin işini süslemişti; hırs gitti ve işin kara kaldı.

Ahmak olan kişi gulyabaninin süslediği ham şeyi, olgun sanır.

Canı onu deneyince, denemesinden dolayı dişleri kamaşır.

O tuzak, hevesinden dolayı yem görünüyordu; -bu,- hırs gulyabanisinin etkisiydi ve o tam hamdı.

Din ve hayır işinde hırs ara; hırs kalmazsa, -bu işler yine- güzel yüzlüdür.

Hayırlar güzeldir; -bu,- başkasının etkisiyle değildir; hırs ateşi giderse hayır ateşi kalır.

Dünya işinde hırs ateşi gidince, parlak kor ateşten -geriye- kömür kalmış olur.

Hırs, çocukları aldatır da gönül zevkinden eteklerini -at gibi- sürerler.

Çocuktan o kötü hırs gidince, diğer çocuklara güler:

"Ne yapıyordum? Bunda ne görüyordum? Sirke, hırsın etkisiyle bal göründü."[7]

Fitneler içinde çocuk gibiyim ya da sarhoş gibi; benim elime kılıç layık değildir.

Aklım olsaydı ve geri dursaydım, kılıç benim elimde zafer olurdu.

Sadece doğrudan kılıç çalsın diye güneş gibi ışık veren akıl gerekir.[8]

Notlar[düzenle]

  1. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (1. kitap, 190-194)
  2. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (1. kitap, 3317-3319)
  3. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008.(2. kitap, 1-2)
  4. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008.(2. kitap, 2584-2585)
  5. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (3. kitap, 1536-1543)
  6. (Kur'ân-ı Kerim, Leheb, 111/5)
  7. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (4. kitap, 1113-1134)
  8. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (5. kitap, 656-568)