Sevgi

DrOS'un not defteri sitesinden
(Love sayfasından yönlendirildi)
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla

Göndermeler[düzenle]

Mesnevi'den[1][düzenle]

Dedi: “Ey batılla yaşayan ve kendileri için Hakk'ın huzurunda ağladığım kavim!

Hak söylemişti: Zulümlerine sabret, onlara öğüt ver, onların döneminden çok kalmadı.

Ben demiştim: Öğüt cefayla bağlandı, öğüt sütü sevgi ve samimiyetle kaynar.

Bana çokça cefa ettiniz, damarlarımda öğüt sütü dondu.

Hak bana demişti: Sana lütfederim, o yaralara merhem koyarım.

Hak gönlümü gökyüzü gibi berraklaştırmış, gönlümden zulmünüzü süpürmüştü.

Ben tekrar nasihatte bulunmuş, şeker gibi vecizeler ve sözler söylemiştim.

Şekerden taze süt çıkarmış; süt ve balı sözle karıştırmıştım.

Bu sözler size zehir gibi gelmişti. Çünkü kökünüz ve dibiniz, zehirlik yerdeydi.

Nasıl üzülürüm? Zira gam baş aşağı oldu. Gam sizdiniz, ey inatçı kavim!

Hiç kimse, gamın ölümüne ağlar mı? Başındaki yara gidince, kimse saçını yolar mı?”[2]

Manayı anlatış kâfi olsaydı, dünya halkı işsiz ve manasız olurdu.

Sevgi -sadece- düşünce ve mana olsaydı, senin orucunun ve namazının sureti olmazdı.[3]

Çünkü akıllı kişiden bir cefa gelse, cahil kişilerin vefasından daha iyidir bu.

Peygamber, "Akıllının düşmanlığı, cahilden gelen sevgiden dahaiyidir," dedi.[4]

İmam-ı Gazali'den[düzenle]

Bu âfet, islâm dininde samimi fakat cahil olan kimselerden doğmuştur. Bunlar İslâm dinine yardımın felsefeye ait bütün ilimleri inkâr etmekle mümkün olacağını zannettiler. Ve onların bu husustaki ilimlerini reddedip cahil olduklarını iddia ettiler.Hattâ güneşin, ayın tutulması hakkındaki sözlerini kabul etmediler. Bu gibi iddiaların şeriata muhalif olduğunu söylediler. Cahillerin bu inkârları, güneşin, ayın tutulması keyfiyetini, kati bir delille bilen bir kimsenin kulağına geçtiği zaman kendi delilinde şek ve şüpheye düşmez. Ancak İslâmın cehl üzere kurulduğu zannına kapılır. Bu suretlefelsefeye karşı sevgisi, İslâma karşı buğzu artar. Bu ilimleri kabul etmemekle İslâma yardım edeceklerini zannedenler, dine karşı büyük bir cinayet işlemişlerdir. Halbuki ne şeriat bu ilimleri gerek müsbet gerek menfi olarak reddetmiş, ne de bu ilimler din işlerine karşı taarruz halinde bulunmuşlardır.[5]

Diğer[düzenle]

“There he is!” the hunter exclaimed. “That is the savage man I have brought you to see! As soon as he sees you, he will approach you. Do not be afraid, for I am certain he will not hurt you. Let him get to know you, and teach him what it is to be a human being.”

Enkidu was fascinated by the woman, and he spent six days and seven nights with her. He forgot the grassy plain where he had been born, the hills where he had roamed, and the wild animals that had been his companions. Later, when he was ready to rejoin the wild beasts of the plain, they sensed that Enkidu was now a human being. Even the gazelles drew away from him in fright.

Enkidu was so surprised by their change in behavior that, at first, he stood completely still. When he tried to rejoin them, he found that he could no longer run with the speed of a gazelle. He was no longer the wild man that he had been. However, he had gained something in return for the speed that he had lost, for he now possessed greater understanding and wisdom. He returned to the woman, sat down at her feet, and looked into her face attentively.

The priestess said, “Enkidu, when I look upon you now, I can see that you have become wise like one of the heavenly gods. Why do you still want to roam over the grassy plains with the wild beasts? Leave this wild country to the shepherds and the hunters, and come with me. Let me take you into the strong-walled city of Uruk, to the marketplace and to the sacred Temple of Anu and Ishtar. In Uruk you will meet the mighty King Gilgamesh. He has performed great heroic deeds, and he rules the people of the city like a wild bull. You will love him as you love yourself.”[6]

Notlar[düzenle]

  1. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008.
  2. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (1. kitap, 2545-2555)
  3. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (1. kitap, 2623-4)
  4. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (2. kitap, 1866-1867)
  5. Gazali (1108), El Munkızu Min-ed Dalâl, İstanbul: Cağaloğlu Yayınevi, 1963, s. 36
  6. Rosenberg, Donna (1994). World Mythology. Second Edition. Lincolnwood, IL: NTC Publishing Group