Gerçek

DrOS'un not defteri sitesinden
Osman (mesaj | katkılar) tarafından oluşturulmuş 12.18, 13 Eylül 2011 tarihli sürüm
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla

Göndermeler

Mevlânâ'dan

Bunu hiç yorum yapmadan kabul et ki boğazına bal ve süt gibi girsin.

Çünkü yorum bağışı geri vermektir, zira o gerçeği hata görmektir.

O hata görme, onun aklının zayıflığındandır. Küllî akıl, özdür; cüzî akıl kabuk.

Kendini yorumla, hadisleri değil; beynine kötü de, gül bahçesine değil.[1]

Beyin ve gönül olmadan düşünceyle doluydular; ordusuz ve savaşsız zafere erdiler.

O apaçık görme, onlara göre düşüncedir; yoksa uzak olanlara göre görmektir.

Düşünce, geçmiş ve gelecekten olur. Bu ikisinden kurtulunca güçlük çözülür.

Her nitelikliyi niteliksizken görmüşlerdir. Madenden önce gerçeği ve sahteyi görmüşlerdir.[2]

Beş duyu birbiriyle birleşmiştir; bu her beşi yüksek bir asıldan yetişmiştir.

Birinin gücü, kalanın gücü olur; her biri, geri kalana sakîlik eder.

Gözün görmesi, aşkı artırır; aşk, gözde doğruluğu artırır.

Doğruluk her hissin uyanmasıdır; duygulara zevk arkadaş olur.

Bir his ilerleyişte bağını çözdüğünde geriye kalan hisler hep değişir.

Bir his hissedilenlerden başkasını gördüğünde, gayb bütün hislere görünür.

Sürüden bir koyun ırmaktan sıçradığında, o zaman art arda hepsi öte yana sıçrar.

Duygu koyunlarını sür, “Yeşillikleri çıkardı” otlağında otlat.

Böylece orada sümbül ve reyhan otlar, hakikatler bahçesine yol alırlar.

Her hissin, hislerin habercisi olur; bu şekilde birer birer o cennete doğru gider.

Hisler senin hissine gerçek, mecaz ve dil olmaksızın sır söyler.

Çünkü bu hakikat yorulanablir ve bu vehimlenme hayallere düşürme kaynağıdır.

Apaçık olan hakikatin arasına hiçbir yorum sığmaz.[3]

Gerçek olmayan saltanatı ne el bil, ne de elbise kolu.

Çalınma olan saltanatın gönlü, canı ve gözü yoktur.

Halk, sana verdiği saltanatı borç gibi senden geri alır.[4]

İmam-ı Gazali'den

Ona “Âlemin yüzeyinin ötesinde ne bir üst ne de ondan uzak bir boyut vardır” denildiğinde, hayal gücü, bunu kabule yanaşmaz. Tıpkı bunun gibi “Âlemin varoluşundan önce herhangi bir ‘önce’ yoktur, gerçek varlık odur” denildiğinde hayal gücü bunu kabule yanaşmaz.[5]
Önce ve sonranın varlığı bir gerçek olduğuna göre zamanın, önce ve sonra ile ifade edilenden başka bir anlamı yoktur.[6]

Notlar

  1. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (1. kitap, 3740-3743)
  2. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (2. kitap, 174-177)
  3. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (2. kitap, 3222-3233)
  4. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (4. kitap, 2774-2776)
  5. Gazzalî, (109?), Filozofların Tutarsızlığı, Neşir ve Tercüme: Mahmut Kaya ve Hüseyin Sarıoğlu, İstanbul: Klasik Yayınları, İkinci Basım 2009, s.34
  6. Gazzalî, (109?), Filozofların Tutarsızlığı, Neşir ve Tercüme: Mahmut Kaya ve Hüseyin Sarıoğlu, İstanbul: Klasik Yayınları, İkinci Basım 2009, s.35