Bilme
Gezinti kısmına atla
Arama kısmına atla
Göndermeler
Mevlânâ'dan
|
Şu üçünü açıklamakta dudağını hareket ettirme: Geliş gidişinden, parandan ve düşüncenden -söz etme- |
| Dün biri diyordu: "Âlem sonradan olmadır; bu gökyüzü fânidir ve Hak, onun mirasçısıdır."
Bir felsefeci dedi: "Sonradan olduğunu nasıl biliyorsun? Yağmur, bulutun sonradan olduğunu nasıl bilir?" Değişen âlemden bir zerre dahi değilsin sen, güneşin sonradan olduğunu nasıl bilirsin? Pislikte gömülü bir kurtçuk, yerin sonunu ve başlangıcını nasıl bilir? Bunu taklit yoluyla babadan işittin; ahmaklıktan buna sarıldın. Bunun sonradan oluşuna delil nedir? Söyle. Yoksa sus; fazla söz söylemeyi isteme."[2] |
Hallac-ı Mansur'dan
| “Başka delîl yok, yoktur başka delîl! Dikkat et ey alîl! Ve feylosof hikmetleri, Onun hikmeti yanında, kum tümseği gibi zelîl.”[3] |
| “İkrar inkârın içinde gizlenmiş, inkâr ikrarın içinde: Bilmek, bilmemenin; bilmemek bilmenin çenberinde.
Bilmemek ârifin sıfatı, süsü; cehl şekli, sûreti. Ma'rifetin sûretine gelince o idraklerden gizlenmiş, kavrayışlardan yüz çevirmiştir.”[4] |
Notlar
- ↑ Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (1. kitap, 1048-1049)
- ↑ Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (4. kitap, 2832-2837)
- ↑ Hüseyin b. Mansur, Kitâb'üt-Tavâsin, Yaşar Nuri Öztürk(1976) içinde, s.75
- ↑ Hüseyin b. Mansur, Kitâb'üt-Tavâsin, Yaşar Nuri Öztürk(1976) içinde, s.143