Makam
Göndermeler
Mevlânâ'dan
|
Soysuz kişiye ilim ve fen öğretmek, yol kesicinin eline kılıç vermektir. Sarhoş bir zencinin eline kılıç vermek, ilmin, insan olmayanın eline geçmesinden daha iyidir. İlim, mal, unvan, makam ve başarı, soysuzların elinde fitnedir. Bundan dolayı delinin elinden kılıç almak için müminlere savaş farz oldu. Canı delidir, bedeni de kılıç; o çirkin huyludan kılıcı al. Makamın, cahillere çirkinlik adına yaptığını yüz aslan hiç yapabilir mi? Ayıbı gizlidir; alet/fırsat bulunca, yılanı delikten ovaya koşar. Cahil, acı buyruk padişahı olunca bütün ova yılan ve akreple dolar. Mal ve makam elde eden, insan olmayan kişi kendisinin rezilliğini istemiş olur. Ya cimrilik eder, bağış vermez; ya da cömertlik eder, yersiz yere bağış yapar. Şahı, piyadenin yerine kor; ahmağın verdiği bağış böyledir. Yetki bir sapığın eline geçinde makam sanır, kuyuya düşer. Yol bilmez, kılavuzluk eder; onun çirkin canı dünyayı yakar. Yokluk yolunun çocuğu pîrlik/önderlik yaparsa, takipçilerini talihsizlik gulyabanısı yakalar; "Gel, sana ay göstereyim," der; -ama- o temiz olmayan, asla ay görmemiştir. Ey ham cahil! Nasıl gösterirsin? Ömründe ayın aksini suda dahi görmedin ki! Ahmaklar başkan oldular, akıllılar da korkudan başlarını kilimin altına soktular.[1] |
|
Kaz hırstır; horoz şehvettir; makam tavus gibidir; kargaysa arzu. Karganın arzusu ümitli olmaktır; ebedî olmayı veya uzun ömrü umar.[2] |