"İnkâr" sayfasının sürümleri arasındaki fark
k |
k |
||
| 9. satır: | 9. satır: | ||
==Notlar == | ==Notlar == | ||
<references/> | <references/> | ||
| + | [[Category:Hallac-ı Mansur]] | ||
[[Category:Mevlânâ]] | [[Category:Mevlânâ]] | ||
09.46, 16 Kasım 2009 tarihindeki hâli
Göndermeler
Mevlânâ'dan
|
Felsefeci fikir ve zannında inkârcı olur; gitsin, başını o duvara vursun. Suyun, toprağın ve çamurun konuşması, gönül ehlinin duyularınca hissedilir. Hannâne direğinin inlemesini inkâr eden felsefeci, velilerin hislerine yabancıdır. O der ki: “Halkın sevda ışığı, halkın görüşüne çok hayaller getirdi.” Daha öte, o fesat ve küfrün yansıması, bu inkârcı düşünceyi ona yükledi. Felsefeci şeytanı inkâr eder, aynı anda şeytanın oyuncağı olur. Şeytanı görmedinse, kendini gör. Delilik olmadan alında morluk bulunmaz. Gönlünde şüphe ve şaşkınlık bulunan, dünyada gizli felsefecidir. İnanır görünür, fakat zaman zaman o felsefe damarı yüzünü karartır.[1] |
|
Bu sualin faydası yoksa bunu, abes ve yararsızca niçin dinleyeyim. Senin sorunun birçok faydası varsa o zaman, cihan peki niçin faydasız olsun? Dünya bir yönden faydasızsa, diğer yönlerden fayda doludur. Senin faydan bana fayda değilse, sana faydaysa ondan geri durma. Yusuf'un güzelliği, kardeşlerine yersiz ve fazlalık idiyse de bir âleme faydaydı. Davud'un sesi, öyle sevgiliydi ki, Ama mahrum kişiye göre odun sesiydi. Nil'in suyu, abıhayattan üstündü, fakat mahrum ve inkârcı olana kan idi. Şehitlik, mümine dirliktir; münafık kişiye göreyse ölmek ve parça parça olmaktır. İnek ve eşek için şekerde ne fayda vardır? Her canın başka bir gıdası vardır.[2] |
Hallac-ı Mansur'dan
| “Bütün mâsivadan yüz çevirdi... Şehirler, dostlar, sırlar, bakışlar, gözler, hâtıralar, eserler ve izler ...”[3] |
Notlar
- ↑ Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (1. kitap, 3277-3285)
- ↑ Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (2. kitap, 1067-1073)
- ↑ Hüseyin b. Mansur, Kitâb'üt-Tavâsin, Yaşar Nuri Öztürk(1976) içinde, s.100