"Güven" sayfasının sürümleri arasındaki fark
k |
k |
||
| 12. satır: | 12. satır: | ||
[1/1433] O yerinden çıkmış [[gönül|gönlü]] [[mutlu]] etti. Yıkılmış [[zihin|zihni]]nin imar etti. | [1/1433] O yerinden çıkmış [[gönül|gönlü]] [[mutlu]] etti. Yıkılmış [[zihin|zihni]]nin imar etti. | ||
| − | |||
| − | |||
| − | + | {{:Mesnevi 000054}} | |
| − | + | ||
[2/249] [[İnsan]]ların çoğu [[insan]] yer. Onların [[selam|selâmun aleyk]]'inde güven arama. | [2/249] [[İnsan]]ların çoğu [[insan]] yer. Onların [[selam|selâmun aleyk]]'inde güven arama. | ||
---- | ---- | ||
14.33, 10 Kasım 2008 tarihindeki hâli
Göndermeler
Mevlânâ'dan
[1/509] Toprağa ve balçığa bilgi ışığı vurdu; böylece toprak tohum kabul eder oldu.
[1/510] Toprak güvenilirdir. Ona ne ekersen hıyanet olmaksızın aynı cinsi alırsın.
[1/1430] “Korkmayın” korkanlara azıktır; bu korkan için uygundur.
[1/1431] Korkan kişiye güven verilir, korkan gönül sakinleştirilir.
[1/1432] Korkusu olmayana nasıl “Korkma” dersin? Niçin ders veriyorsun? O, derse muhtaş değil.
[1/1433] O yerinden çıkmış gönlü mutlu etti. Yıkılmış zihninin imar etti.
|
Aslan bu düşünceyle gülüşü açığa vuruyordu: Aslanın gülümsemelerine güvenme. Dünya malı Hakk'ın gülümsemeleridir; bizi serhoş, gururlu ve perişan eder.[1] |
[2/249] İnsanların çoğu insan yer. Onların selâmun aleyk'inde güven arama.
[2/254] Dikkat et! Kötü dostun işvelerini yutma. Tuzağı gör, yeryüzünde güvenli gitme sen.
[2/2601] Hırsız gizlice evime gelerek bana der ki: “Bekçilik yapıyorum.”
| Ey dostlar! Gönül, güven yurdudur. orada pınarlar, gül bahçesi içinde gül bahçesi vardır.
Ey yürüyen! Kalbine yönel ve yürü; orada ağaçlar ve akan pınarlar vardır. Köye gitme; köy adamı ahmak yapar; aklı nursuz ve cansız yapar. Ey seçkin kişi! Peygamberin sözünü dinle: “Köyde yerleşmek, aklın mezarıdır.” Kim bir gün ve gece köyde kalsa, bir aya kadar aklı tamam olmaz. Bir aya kadar ahmaklık onunla birliktedir. Köy otundan bunlardan başka ne biçilir. Köyde bir ay kalan kişide bir zaman cahillik ve körlük olur. Köy nedir? Ermemiş, taklide ve delile tutunmuş şeyh. Bu duygular, küllî akıl şehri önünde değirmende gözü bağlı eşekler gibidir.[2] |
|
Tahta oturduklarında padişahların elleri kılıçlı dehşetli adamları bulunur. Sopa, mızrak ve kılıçları vardır; heybetlerinden aslanlar titrer. Çavuşların seslerinden ve sopaların korkusundan canlar gevşer. Bu sesler, geçmekte olan özel ve halktan kişileri padişahtan haberdar etmek içindir. Bu haşmet, halkın, başlarına kibir külahı koymamaları içindir. Böylece onların ben ve bizleri kırılır; bencil nefis, fitne ve kötülük yapmaz. Şehir, padişahın ceza olarak darbesi ve yakalaması olduğu için güvendedir.[3] |
Notlar
- ↑ Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (1. kitap, 3038-3039)
- ↑ Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (3. kitap, 515-523)
- ↑ Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (4. kitap, 3771-3778)