"İnanç" sayfasının sürümleri arasındaki fark
k |
k |
||
| 1. satır: | 1. satır: | ||
| + | (İng. ''belief'') | ||
==Göndermeler== | ==Göndermeler== | ||
=== Mevlânâ'dan === | === Mevlânâ'dan === | ||
{{:Mesnevi 000129}} | {{:Mesnevi 000129}} | ||
| − | |||
{{:Mesnevi 000021}} | {{:Mesnevi 000021}} | ||
=== İmam-ı Gazali'den === | === İmam-ı Gazali'den === | ||
{{:Gazali:00003}} | {{:Gazali:00003}} | ||
{{:Gazali:00030}} | {{:Gazali:00030}} | ||
| + | ===Diğer=== | ||
| + | {{:Woolmer_000012}} | ||
==Notlar == | ==Notlar == | ||
<references/> | <references/> | ||
[[Category:Gazali]] | [[Category:Gazali]] | ||
[[Category:Mevlânâ]] | [[Category:Mevlânâ]] | ||
| + | [[Category:Fenike]] | ||
14.37, 17 Ekim 2021 itibarı ile sayfanın şu anki hâli
(İng. belief)
Göndermeler[düzenle]
Mevlânâ'dan[düzenle]
|
Gönüllerini parlatanlar, renk ve kokudan kurtuldu; her an durmaksızın güzellik görürler. Bilimin şeklini ve kabuğunu bıraktılar, görerek kesin inanma sancağını yükseltmişlerdir. Fikir gitti, aydınlık buldular; tanıklığın kaynağını ve denizini buldular.[1] |
| Aklın kabuğu yüz delil gösterse, küllî akıl, kesin inanç olmadan nasıl adım atar?
Akıl baştan başa defterler karartır; aklın aklının ayla dolu ufukları vardır.[2] |
İmam-ı Gazali'den[düzenle]
| Uyanık halde his veya akıl yolu ile inandığın şeylerin hepsinden nasıl emin olabilirsin? Vakıa senin o inancın yaşadığın haline nisbetle doğrudur. Fakat mümkündür ki, sana bir diğer hal ârız olur da o halin uyanıklık haline nisbeti, uyanıklık halinin uyku haline nisbeti gibi kalır. Artık ârız olan nisbetle uyanıklık halin uykudaki haline döner. Bir hal sana bir kere geldi mi aklın ile tevehhüm ettiğin her şeyin aslı olmıyan bir takım hayalâttan ibaret olduğunu kesin olarak anlarsın. Yahut bu hal ihtimal ki sofiyyenin iddia ettikleri haldir. Onlar kendilerinden geçip hislerini kaybettikleri zaman kendilerinin akıl yoluyla çözülmesi mümkün olmıyan bazı şeyleri müşahede ettiklerini söylerler. Ola ki bu hal ölüm halidir. Çünkü Resulullah (S. A. V.)«İnsanlar uyku halindedirler. Öldükleri zaman uyanırlar» buyurmuşlardır. Dünya hayatı ahirete nisbetle bir uyku sayılabilir. İnsan ölünce her şey ona dünya da gördüklerinden başka türlü görünür.[3] |
| İmdi ben,akran ve emsallerinden zekâ ve anlayışça üstün olduğuna inanan birtakım kimseler gördüm.Bunlar, İslâm'ın ibadet olareak öngördüğü vazifeleri terk ediyor, dinin namaz kılmak ve yasaklardan kaçınmak türünden emirlerini küçümsüyor, şeriatın buyruklarını ve koyduğu sınırları önemsemiyor, onun "dur" dediği yerde durmayarak çeşitli zan ve şüphelerin etkisiyle din bağından tamamen sıyrılmış bulunuyorlardı. Bu konude onlar, "Allah'ın yolundan döndüren, onda eğrilik arayan ve aynı zamanda âhireti inkâr eden" [Hûd 11/19] bir topluluğu izliyorlardı.
Oysa bunların inkârlarının -Yahudi ve Hıristiyanlarınki gibi- duyum ve alışkanlıktan kaynaklanan taklitten başka bir dayanağı yoktur. Zira Yahudi ve Hıristiyanların çocukları İslâm dininin dışında yetişmişler, babaları ve ataları da aynı yolu izlemişlerdir. Din ve mezhepler üzerinde araştıma yapan bid`at ve keyfî görüş sahibi bir grup teorisyende olduğu gibi, onların da, doğru yoldan çıkaran şüphenin yol açtığı sürçmeden kaynaklanan teorik araştırmadan ve serap parıltısı gibi aldatıcı hallere kanmadan baika bir dayanakları yoktur. Onların inkâra sapmalarının esas kaynağı Sokrat, Hipokrat, Eflâtun, Aristoteles ve benzeri önemli isimleri duymuş olmaları; bu filozofları izleyen ve bu sebeple sapıtanlardan bir grubun, onların akıl güçlerini; yöntemlerinin güzelliğini; geometri, mantık, fizik ve metafizik hakkındaki bilgilerinin inceliğini; üstün zekâ ve anlayışa sahip oldukları için gizli meseleleri ortaya çıkarmada başkalarına baskın geldiklerini abartarak anlatmalarıdır. Onlar, bu filozofların, olgun akla ve birçok fazilete sahip olmakla birlikte, şeriatları ve inançları inkâr ettiklerine, din ve mezheplerin ayrıntılarını kabule yanaşmadıklarına, bunların oluşturulmuş kanunlar ve aldatıcı hilelerden ibaret olduğuna inandıkları yolunda bilgi naklettiler.[4] |
Diğer[düzenle]
| In many Near Eastern cultures, kingship was considered to be the very basis of civilisation. According to such beliefs, it was only the uncivilised which lived without a king to provide them with security, freedom, peace, prosperity and justice.[5] |
Notlar[düzenle]
- ↑ Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (1. kitap, 3491-3493)
- ↑ Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (3. kitap, 2529-2530)
- ↑ Gazali (1108), El Munkızu Min-ed Dalâl, İstanbul: Cağaloğlu Yayınevi, 1963, s. 19
- ↑ Gazzalî, (109?), Filozofların Tutarsızlığı, Neşir ve Tercüme: Mahmut Kaya ve Hüseyin Sarıoğlu, İstanbul: Klasik Yayınları, İkinci Basım 2009, s.1-2
- ↑ Woolmer, Mark (2002). A Short History of the Phoenicians. London, New York: I.B.Tauris & Co. Ltd. s. 57.