"Sabır" sayfasının sürümleri arasındaki fark

DrOS'un not defteri sitesinden
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla
k
k
1. satır: 1. satır:
 
==Göndermeler==
 
==Göndermeler==
 
=== Mevlânâ'dan ===
 
=== Mevlânâ'dan ===
{| border="1"
 
|-
 
|
 
 
{{:Mesnevi 000088}}
 
{{:Mesnevi 000088}}
|-
 
|
 
[2/726] Senin nefis eşeğin gitti. Onu bir çiviye bağla. Ne zamana kadar iş ve yükten kaçacak, ne zamana kadar?
 
  
[2/727] Onun taşımasına [[değer]] şey, sabır ve [[şükür]] yüküdür; ister yüz yıl süresince, ister otuz, yirmi yılda.
+
{{:Mesnevi 000134}}
  
[2/728] Hiçbir [[günah]]kâr başkasının [[günah]]ını almaz; hiç kimse bir şey ekmedikçe biçemez.
 
 
[2/729] Ham tamahtır bu. Ey oğul! Ham yeme. Ham yemek insanda hastalık yapar:
 
 
[2/730] “Şu filan ansızın [[define]] buldu, ben aynısını istiyorum, ne [[iş]] ne [[dükkân]]” demek gibi.
 
 
[2/731] Bu, [[talih]] işidir. O da [[nadir]]dir. Beden güçlü oldukça [[kazanç|kazanmak]] gerekir.
 
 
[2/732] [[kazanç|Kazanmak]] [[define]]ye nasıl mani olur? İşten ayağını çekme, [[define]] bizzat ardındadır.
 
 
[2/733] Bu şekilde, “Bunu yapsaydım ya da şu diğerini” diye «eğer»e [[tutsak]] olmayasın.
 
 
[2/734] Çünkü uyumlu peygamber «eğer» demekten menetti ve "O, [[münafık]]lıktandır" dedi.
 
 
[2/735] Zira o [[münafık]] «eğer» diyerek öldü ve «eğer» demekten ancak [[hasret]] elde etti.
 
|-
 
|
 
 
{{:Mesnevi 000036}}
 
{{:Mesnevi 000036}}
|-
 
|}
 
 
==Notlar ==
 
==Notlar ==
 
<references/>
 
<references/>
 
[[Category:Mevlânâ]]
 
[[Category:Mevlânâ]]

08.41, 13 Eylül 2011 tarihindeki hâli

Göndermeler

Mevlânâ'dan

Bu dil, taş ve demir gibidir. Dilden sıçrayan, ateş gibidir.

Bazen rivayet ve bazen laf olsun diye taş ve demiri boş yere birbirine vurma.

Çünkü karanlık var ve her taraf pamuk tarlası. Pamuk arasında kıvılcım nasıl olur?

Gözünü kapatıp o sözlerle dünyayı yakan topluluk zalimdir.

Bir söz bir âlemi yok eder, ölü tilkileri aslan eder.

Canlar, asılları itibariyle İsa nefeslidir. Bir zaman yaradırlar, bir zaman merhem.

Canlardan perde kalksaydı, her canın sözü İsa gibi olurdu.

Şeker gibi söz söylemek istersen sabret, ihtirasla bu helvayı yeme.

Sabır akıllı kişilerin yumruklarıdır.Çocukların arzusu helvadır.

Sabreden göğe yükselir; helva yiyen daha aşağı gider.[1]

Senin nefis eşeğin gitti. Onu bir çiviye bağla. Ne zamana kadar ve yükten kaçacak, ne zamana kadar?

Onun taşımasına değer şey, sabır ve şükür yüküdür; ister yüz yıl süresince, ister otuz, yirmi yılda.

Hiçbir günahkâr başkasının günahını almaz; hiç kimse bir şey ekmedikçe biçemez.

Ham tamahtır bu. Ey oğul! Ham yeme. Ham yemek insanda hastalık yapar:

“Şu filan ansızın define buldu, ben aynısını istiyorum, ne ne dükkân” demek gibi.

Bu, talih işidir. O da nadirdir. Beden güçlü oldukça kazanmak gerekir.

Kazanmak defineye nasıl mani olur? İşten ayağını çekme, define bizzat ardındadır.

Bu şekilde, “Bunu yapsaydım ya da şu diğerini” diye «eğer»e tutsak olmayasın.

Çünkü uyumlu peygamber «eğer» demekten menetti ve "O, münafıklıktandır" dedi.

Zira o münafık «eğer» diyerek öldü ve «eğer» demekten ancak hasret elde etti.[2]

Kıskançlığın gizli yüz sabrı var; yoksa bir solukla yüz cihanı yakardı.[3]

Notlar

  1. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (1. kitap, 1599-1603)
  2. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (2. kitap, 726-735)
  3. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (4. kitap, 2650)