"Mümin" sayfasının sürümleri arasındaki fark

DrOS'un not defteri sitesinden
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla
k
k
 
(Aynı kullanıcının aradaki diğer 3 değişikliği gösterilmiyor)
1. satır: 1. satır:
 
==Göndermeler==
 
==Göndermeler==
 
=== Mesnevi'den<ref>Mevlânâ, '''Mesnevî''', (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008.</ref> ===
 
=== Mesnevi'den<ref>Mevlânâ, '''Mesnevî''', (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008.</ref> ===
 
+
{{:Mesnevi 000005}}
[1/281] [[Kâfir]]ler [[üstünlük]] iddiasında [[maymun]] [[tabiat]]lıdır. [[Tabiat]] [[sine]]de bir [[afet]]tir.
 
 
 
[1/282] [[İnsan]]oğlu ne yaparsa, [[maymun]] da onu yapar; sürekli [[insan]]da gördüğünü yapar.
 
 
 
[1/283] “Ben onun gibi yaptım” zanneder. Farkı nasıl bilecek, bu [[husumet]] yanlısı?
 
 
 
[1/284] Bu emirden dolayı yapar, o ise [[husumet]] için. [[Husumet]] yanlılarının başına [[toprak]] dök.
 
 
 
[1/285] O [[münafık]], emre uyanla birlikte [[husumet]] için [[namaz]]a durur, [[niyaz]] için değil.
 
  
 
{{:Mesnevi 000186}}
 
{{:Mesnevi 000186}}
18. satır: 9. satır:
 
{{:Mesnevi 000061}}
 
{{:Mesnevi 000061}}
  
[4/97] Adı porsuk olan bir hayvan vardır; o, sopa darbesiyle irileşir, semizleşir.
+
{{:Mesnevi 000066}}
 
 
[4/98] Ona sopa vurdukça iyileşir; o, sopa darbesiyle şişmanlar.
 
 
 
[4/99] Mümin kişi tam porsuk gibidir; [[zahmet]] darbesiyle irileşir ve gürbüzleşir.
 
  
 
{{:Mesnevi 000076}}
 
{{:Mesnevi 000076}}

11.01, 18 Eylül 2011 itibarı ile sayfanın şu anki hâli

Göndermeler[düzenle]

Mesnevi'den[1][düzenle]

Kâfirler üstünlük iddiasında maymun tabiatlıdır. Tabiat sinede bir afettir.

İnsanoğlu ne yaparsa, maymun da onu yapar; sürekli insanda gördüğünü yapar.

“Ben onun gibi yaptım” zanneder. Farkı nasıl bilecek, bu husumet yanlısı?

Bu emirden dolayı yapar, o ise husumet için. Husumet yanlılarının başına toprak dök.

O münafık, emre uyanla birlikte husumet için namaza durur, niyaz için değil.[2]

Mîm, vâv, mâm ve nûn harfleri şereflendirmez. «Mümin» kelimesi sadece tanımlamak içindir.[3]

Bir mümin altın put bulsa, onu her putpereste nasıl bırakır?

Bilakis alır, ateşe atıp eğreti şeklini yok eder.

Böylece altında put şekli kalmaz, çünkü suret engel ve yol kesicidir.

Putun altın özü, Hak vergisidir. Altın paradaki put şekli eğretidir.[4]

Bu sualin faydası yoksa bunu, abes ve yararsızca niçin dinleyeyim.

Senin sorunun birçok faydası varsa o zaman, cihan peki niçin faydasız olsun?

Dünya bir yönden faydasızsa, diğer yönlerden fayda doludur.

Senin faydan bana fayda değilse, sana faydaysa ondan geri durma.

Yusuf'un güzelliği, kardeşlerine yersiz ve fazlalık idiyse de bir âleme faydaydı.

Davud'un sesi, öyle sevgiliydi ki, Ama mahrum kişiye göre odun sesiydi.

Nil'in suyu, abıhayattan üstündü, fakat mahrum ve inkârcı olana kan idi.

Şehitlik, mümine dirliktir; münafık kişiye göreyse ölmek ve parça parça olmaktır.

İnek ve eşek için şekerde ne fayda vardır? Her canın başka bir gıdası vardır.[5]

Adı porsuk olan bir hayvan vardır; o, sopa darbesiyle irileşir, semizleşir.

Ona sopa vurdukça iyileşir; o, sopa darbesiyle şişmanlar.

Mümin kişi tam porsuk gibidir; zahmet darbesiyle irileşir ve gürbüzleşir.[6]

Senin çalışman ve gücünle ortaya çıkmasa da, camii oğlun yapacak.

Ey hikmet sahibi! Onun yapması senin yapmandır. Bil ki müminlerin ezeli bir birliği vardır.

Müminler sayılıdır, ancak iman birdir; bedenleri sayılıdır, ancak can birdir.

İnsanın, inek ve eşekte bulunan anlayış ve candan başka bir aklı ve canı vardır.

Hayvanî canın birliği yoktur; sen bu birliği rüzgâr/havanî canda arama.

Bu ekmek yese, o doymaz; bu yük çekse o, ağırlaşmaz.

Hatta bu, onun ölümünden sevinir; onun azığını görse kıskançlılıktan ölür.

Kurtların ve köpeklerin canı ayrıdır; Allah'ın aslanlarının canları birdir.

Canlarını, isim olarak çoğul dedim; çünkü o bir can, bedene göre yüzdür.

Gökteki güneşin bir ışığı gibidir; evlerin alanına göre yüzdür.

Ancak sen duvarı aradan kaldırırsan, onların bütün ışıkları bir olur.

Evlerin temeli yıkıldığında, müminler bir kişi kalır.

Bu sözden farklar ve güçlükler doğar; çünkü benzer değildir, örnektir bu.

Aslanın şahsıyla yiğit insanın şahsı arasında sınırsız farklar vardır.

Ey güzel bekişli! Ancak örnek anında -aralarındaki- birliğe cesurluk açısında bak.

Çünkü o yiğit, sonuçta aslan gibidir; her yönden aslanın aynısı değildir.

Bu dünyanın birleşik bir sureti yok ki, ben sana benzerini göstereyim.[7]

Notlar[düzenle]

  1. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008.
  2. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008.(1. kitap, 281-285)
  3. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (1. kitap, 292)
  4. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (1. kitap, 2887-2890)
  5. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (2. kitap, 1067-1073)
  6. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (4. kitap, 97-99)
  7. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (4. kitap, 405-422)