"Mesnevi 000159" sayfasının sürümleri arasındaki fark

DrOS'un not defteri sitesinden
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla
k
k
 
(Aynı kullanıcının aradaki diğer 2 değişikliği gösterilmiyor)
2. satır: 2. satır:
 
|-
 
|-
 
|
 
|
Sen, [[aşağılık]]la senden olanı alan birinin [[mürid]]i ve [[misafir]]isin.
+
İster iki [[ayak]]lı, ister dört [[ayak]]lı olsun, bir tane kesen iki ağızlı [[makas]] gibi [[yol]] alır.
  
[[üstünlük|Üstün]] değildir, seni nasıl [[üstünlük|üstün]] yapacak? [[Işık]] vermiyor, seni karartacak.
+
O iki ortak [[çamaşırcı]]ya bak, görünüşte onunla bunun [[ihtilaf]]ı vardır.
  
Kendisinin [[ışık|ışığ]]ı olmayınca, [[yakınlık]]ta başkaları ondan nasıl [[ışık]] bulacak.
+
Biri [[çamaşır]]ı [[su]]ya sokar, diğer [[ortak]] onu [[kuru]]lar.
  
[[Göz]]e [[ilaç]] yapan [[kör]] gibi. [[Göz]]lere ne çeker? Ancak [[yeşim]] [[taş]]ı.
+
O, [[kuru]] [[çamaşır]]ı tekrar ıslatır. Sanki [[kavga]]yla tersini yapmaktadır.
  
Bizim durumumuz [[yoksulluk|fakirlik]]te ve [[eziyet]]e budur. Hiçbir [[misfir]] bize aldanmasın.
+
Fakat [[kavga]] [[görüntü]]sündeki bu iki [[zıt]], [[hoşnut]]luk içinde bir gönül ve bir [[]]tir.<ref>Mevlânâ, '''Mesnevî''', (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (1. kitap, 3080-3084)</ref>
 
 
On yıllık [[kıt]]lığı şekil olarak görmedinse, gözlerini aç ve bize bak.
 
 
 
Bizim [[dış]]ımız [[iddiacı]]nın [[iç]]i gibi; [[gönül|gönl]]ünde [[karanlık]], [[dil]]indeyse parlaklık.
 
 
 
Allah'tan ne bir [[koku]]su, ne [[iz]] var; [[iddia]]sı Şit'ten ve [[Âdem]]'den fazla.
 
 
 
[[Şeytan]] dahi kendi [[suret]]ini ona göstermemiş; o, ise “Biz [[abdâl]]dan daha [[üstünlük|üstün]]üz” der.
 
 
 
Kendisinin bizzat bir [[adam]] olduğu sanılsın diye [[derviş]]lerin sözünü çokça çalmıştır.
 
 
 
Sözde Bâyezîd'i küçümser; onun içinden ise [[Yezid]] utanır.
 
 
 
[[Gökyüzü]]nün [[ekmek]] ve [[sofra]]sından [[azık]]sızdır; Hakk onun önüne bir [[kemik]] atmadı.
 
 
 
O ise seslenmiş: “[[Sofra]] kurdum, [[Hakk]]'ın [[vekil]]iyim, [[halife]] oğluyum.
 
 
 
Haydi çok [[mihnet]]li [[saf]] [[gönül]]lüler, [[cömert]]lik [[sofra]]mdan doyuncaya dek hiç [[yeme|yiyin]].”
 
 
 
[[İnsan]]lar yıllarca [[yarın]] [[vaad]]iyle o [[kapı]]nın etrafında dolaşmış, [[yarın]] gelmez.
 
 
 
[[İnsan]]ın [[sır]]rının az çok [[açık|açığ]]a çıkması için uzun [[zaman]] gerekir:
 
 
 
Beden [[duvar]]ının altında [[hazine]] mi vardır yoksa [[yılan]], [[karınca]] ve [[ejderha]] mı?
 
 
 
Bir şey olmadığı anlaşılınca [[istek]]linin [[ömür|ömr]]ü gitmiş olur, anlamak ne [[fayda]]?<ref>Mevlânâ, '''Mesnevî''', (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (1. kitap, 2265-2282)</ref>
 
 
|-
 
|-
 
|}
 
|}

05.53, 15 Eylül 2011 itibarı ile sayfanın şu anki hâli

İster iki ayaklı, ister dört ayaklı olsun, bir tane kesen iki ağızlı makas gibi yol alır.

O iki ortak çamaşırcıya bak, görünüşte onunla bunun ihtilafı vardır.

Biri çamaşırı suya sokar, diğer ortak onu kurular.

O, kuru çamaşırı tekrar ıslatır. Sanki kavgayla tersini yapmaktadır.

Fakat kavga görüntüsündeki bu iki zıt, hoşnutluk içinde bir gönül ve bir iştir.[1]

  1. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (1. kitap, 3080-3084)