"Varlık" sayfasının sürümleri arasındaki fark
k |
k |
||
| (Aynı kullanıcının aradaki diğer 7 değişikliği gösterilmiyor) | |||
| 3. satır: | 3. satır: | ||
{{:Mesnevi 000062}} | {{:Mesnevi 000062}} | ||
| − | + | {{:Mesnevi 000073}} | |
| + | |||
| + | {{:Mesnevi 000118}} | ||
{{:Mesnevi 000034}} | {{:Mesnevi 000034}} | ||
| + | |||
| + | {{:Mesnevi 000205}} | ||
| + | === Hallac-ı Mansur'dan === | ||
| + | {{:Mansur:000002}} | ||
| + | === İmam-ı Gazali'den === | ||
| + | {{:Gazali:00036}} | ||
| + | |||
| + | {{:Gazali:00037}} | ||
| + | |||
| + | {{:Gazali:00040}} | ||
==Notlar == | ==Notlar == | ||
<references/> | <references/> | ||
| + | [[Category:Gazali]] | ||
| + | [[Category:Hallac-ı Mansur]] | ||
[[Category:Mevlânâ]] | [[Category:Mevlânâ]] | ||
10.51, 19 Eylül 2011 itibarı ile sayfanın şu anki hâli
Göndermeler[düzenle]
Mevlânâ'dan[düzenle]
|
Musa ve Firavun senin varlığındadır; bu iki düşmanı kendinde aramalısın. Musa'nın nesli kıyamete kadar mevcut olacak; ışık başka değildir, kandil başkadır. Bu kandil ve fitil başkadır; ama ışığı başka değildir; o yandandır. Işığın camına bakarsan kaybolursun; çünkü iki sayısı camdandır. Işığa bakarsan, ikilikten ve sonu bulunan madde sayılarından kurtulursun.[1] |
|
Hayır; sen dersin, yine kendi kulağına; ne ben, ne de benden başkası. Ey, sen de bensin! Uykuya daldığın zaman gibi; kendi önünden, kendi önüne gidersin; Kendinden dinlersin, ama filan kişinin uykuda sana onu gizlice söylediğini sanırsın. Ey, hoş arkadaş! Sen, bir sen değilsin; bilakis bir gökyüzü, derin bir denizsin. Dokuz yüz kat olan senin büyük «sen» varlığın, denizdir; yüz «sen»in batma yeridir.[2] |
|
Ey eğri giden! Bana kendinden bakma; böylece bir diziyi, iki dizi görmezsin. Bana benden bak bir an; böylece varlığın ötesinde bir alan görürsün Darlıktan, ar ve şöhretten kurtulursun; aşk içinde aşk görürsün; vesselâm.[4] |
|
Halil gibi ateşe giremeyeceğinden dolayı hamam elçi, su kılavuz oldu sana. Doygunluk Hak'tandır; ancak varlık sahipleri ekmeksiz nasıl doyar? Lütuf Hak'tandır; fakat beden sahipleri çimen perdesi olmadan lütfu anlamaz. Beden aracısı kalmayınca, Musa gibi perdesiz şekilde ay ışığını koynunda bulur. Bu hünerler suyun içinin, Hakk'ın lütfuyla dolu olduğunun şahididir."[5] |
Hallac-ı Mansur'dan[düzenle]
| “O hep varolacaktır. Renklerden önce anılıyordu, cevherlerden önce dillerdeydi. «Önce»den önceydi O; «Sonra»dan sonra da kalacaktır.”[6] |
İmam-ı Gazali'den[düzenle]
| Bu iki lafızdan asıl anlaşılan, bir zâtın varlığı ve diğer zâtın yokluğudur. İki lafzın ayrılmasını sağlayan üçüncü şey ise bize nisbetle gerekli olan bir ilişkidir.[7] |
| Ona “Âlemin yüzeyinin ötesinde ne bir üst ne de ondan uzak bir boyut vardır” denildiğinde, hayal gücü, bunu kabule yanaşmaz. Tıpkı bunun gibi “Âlemin varoluşundan önce herhangi bir ‘önce’ yoktur, gerçek varlık odur” denildiğinde hayal gücü bunu kabule yanaşmaz.[8] |
| Önce ve sonranın varlığı bir gerçek olduğuna göre zamanın, önce ve sonra ile ifade edilenden başka bir anlamı yoktur.[9] |
Notlar[düzenle]
- ↑ Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (3. kitap, 1252-1256)
- ↑ Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (3. kitap, 1298-1302)
- ↑ Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (4. kitap, 807)
- ↑ Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (4. kitap, 2396-2398)
- ↑ Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (5. kitap, 231-235)
- ↑ Hüseyin b. Mansur, Kitâb'üt-Tavâsin, Yaşar Nuri Öztürk(1976) içinde, s.70
- ↑ Gazzalî, (109?), Filozofların Tutarsızlığı, Neşir ve Tercüme: Mahmut Kaya ve Hüseyin Sarıoğlu, İstanbul: Klasik Yayınları, İkinci Basım 2009, s.33
- ↑ Gazzalî, (109?), Filozofların Tutarsızlığı, Neşir ve Tercüme: Mahmut Kaya ve Hüseyin Sarıoğlu, İstanbul: Klasik Yayınları, İkinci Basım 2009, s.34
- ↑ Gazzalî, (109?), Filozofların Tutarsızlığı, Neşir ve Tercüme: Mahmut Kaya ve Hüseyin Sarıoğlu, İstanbul: Klasik Yayınları, İkinci Basım 2009, s.35