"Gizli" sayfasının sürümleri arasındaki fark

DrOS'un not defteri sitesinden
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla
k
k
 
(2 kullanıcıdan 11 ara revizyon gösterilmiyor)
1. satır: 1. satır:
 
==Göndermeler==
 
==Göndermeler==
 
=== Mevlânâ'dan ===
 
=== Mevlânâ'dan ===
Öyleyse gizli olan şeyler [[zıt|zıd]]dıyla [[anlamak|anla]]şılır. Hak, [[zıt|zıd]]dı olmadığı için gizlidir.<ref>Mevlânâ, '''Mesnevî''', (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (1. kitap, 1132)</ref>
+
{{:Mesnevi 000104}}
----
+
 
İnek, kasaplardan haberdar olsaydı, onların peşinde o [[dükkân]]a nasıl giderdi?<br>
+
{{:Mesnevi 000007}}
Veya onların avucundan ot yer miydi veya okşamalarıyla onlara süt verir miydi?<br>
+
 
Yeseydi, otun [[amaç|amac]]ından [[haberdar]] olsaydı o otu nasıl hazmederdi?<br>
+
{{:Mesnevi 000180}}
Öyleyse bu [[dünya]]nın direği bizatihi [[gaflet]]tir. [[Devlet]] nedir? Bu "dev (koş)", "let (dayak)" ile birliktedir.<br>
+
 
Öncesinde koş, koş; sonunda dayak ye; bu viranede eşek ölümünden başka bir şey yoktur.<br>
+
{{:Mesnevi 000175}}
Senin elinle ciddiyetle tutuğun [[iş]]in [[ayıp|ayıb]]ı şimdi sana örtülüdür.<br>
+
 
Allah, [[ayıp|ayıb]]ını senden gizlediği için kendini [[iş]]ine verebiliyorsun.<br>
+
{{:Mesnevi 000193}}
Aynı şekilde hararetle bağlı bulunduğun [[düşünce]]nin [[ayıp|ayıb]]ı senden gizlidir.<br>
+
 
Onun [[ayıp|ayıb]]ı ve [[çirkin]]liği sana [[aşikâr]] olsaydı [[can]]ın, ondan âlemin bir ucundan diğer ucuna kaçardı.<br>
+
{{:Mesnevi 000019}}
[[Son]]uçta kendisinden pişman olacağın durum, [[ilk|önce]]sinde bu şekilde olsa ona nasıl koşarsın?<ref>Mevlânâ, '''Mesnevî''', (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (4. kitap, 1326-1335)</ref>
+
 
 +
{{:Mesnevi 000110}}
 +
 
 +
{{:Mesnevi 000079}}
 +
 
 +
{{:Mesnevi 000004}}
 +
 
 +
{{:Mesnevi 000036}}
 +
 
 +
{{:Mesnevi 000154}}
 +
==Göndermeler==
 +
{{:Gazali:00006}}
 
==Notlar ==
 
==Notlar ==
 
<references/>
 
<references/>
 +
[[Category:Gazali]]
 
[[Category:Mevlânâ]]
 
[[Category:Mevlânâ]]

12.20, 18 Eylül 2011 itibarı ile sayfanın şu anki hâli

Göndermeler[düzenle]

Mevlânâ'dan[düzenle]

Gece ışık yoktu ve renkleri görmedin. O halde ışığın zıddıyla sana belli oldu:

Işığı görünce, rengi görülür. Ve bunu ışığın zıddıyla hemen bilirsin.

Hak gönül hoşluğunun, zıddıyla ortaya çıkması için eziyet ve kederi yarattı.

Öyleyse gizli olan şeyler zıddıyla anlaşılır. Hak, zıddı olmadığı için gizlidir.

Çünkü bakış ışığa doğrudur, sonra renge. Zıt zıddıyla belli olur, Rum ve Zenci gibi.[1]

Senin gizlide cüzî aklın var, dünyada bir aklı olgun kişi ara.

Senin parçan onun bütününden bir bütün olur. Küllî akıl nefise boyun bağı gibidir.[2]

Halis altın ve kuyumcu için hain kalpazandan daha çok tehlike vardır.

Yusuflar, çirkinlerin kıskançlığından dolayı gizlidir; çünkü güzeller, düşmandan dolayı ateş içinde yaşar.

Yusuflar, kardeşlerin kıskançlığından dolayı kuyudadır; çünkü onlar kıskançlıktan Yusuf'u kurtlara verir.

Kıskançlıktan Mısırlı Yusuf'a ne oldu? Bu haset pusuda iri bir kurttur.[3]

Hırsız gizlice evime gelerek bana der ki: “Bekçilik yapıyorum.”[4]

Bilinmeyen harabede konrunmak için altın definesi vardır.

Bilinen yere define nasıl konur? Ferahlık, bunun gibi sıkıntı altında gizlidir.[5]

Surette güzeller arasında fark olduğu gibi beşerin aklında bu farklılık vardır.

Ahmed bir sözünde bu şekilde buyurdu: “Erkeklerin güzelliği dillerinde gizlidir.”

Akılların farklılığı, yaratılıştadır; sünnilere uygun olarak dinlemek gerekir;

-Bu- Mutezile olanların -şu- sözünün aksinedir: “Akıllar yaratılışta aynı orandadır.

Tecrübe ve eğitim, onu azaltır ve çoğaltır; böylece birini, birinden daha bilgili yapar.”

Bu batıldır; mesela bir meslekte tecrübesi buunmayan çocuğun görüşü;

O küçük çocuktan bir düşünce doğar da yaşlı kişi yüz tecrübesine rağmen onu hissetmez.

Yaratılıştan bulunan, çalışma ve düşünmeyle olan üstünlükten bizzat üstün ve daha iyidir.[6]

Akıllıya göre insan, gizli olan periden yüz defa daha gizlidir. [7]

İnek, kasaplardan haberdar olsaydı, onların peşinde o dükkâna nasıl giderdi?

Veya onların avucundan ot yer miydi veya okşamalarıyla onlara süt verir miydi?

Yeseydi, otun amacından haberdar olsaydı o otu nasıl hazmederdi?

Öyleyse bu dünyanın direği bizatihi gaflettir. Devlet nedir? Bu "dev (koş)", "let (dayak)" ile birliktedir.

Öncesinde koş, koş; sonunda dayak ye; bu viranede eşek ölümünden başka bir şey yoktur.

Senin elinle ciddiyetle tutuğun işin ayıbı şimdi sana örtülüdür.

Allah, ayıbını senden gizlediği için kendini işine verebiliyorsun.

Aynı şekilde hararetle bağlı bulunduğun düşüncenin ayıbı senden gizlidir.

Onun ayıbı ve çirkinliği sana aşikâr olsaydı canın, ondan âlemin bir ucundan diğer ucuna kaçardı.

Sonuçta kendisinden pişman olacağın durum, öncesinde bu şekilde olsa ona nasıl koşarsın?[8]

Soysuz kişiye ilim ve fen öğretmek, yol kesicinin eline kılıç vermektir.

Sarhoş bir zencinin eline kılıç vermek, ilmin, insan olmayanın eline geçmesinden daha iyidir.

İlim, mal, unvan, makam ve başarı, soysuzların elinde fitnedir.

Bundan dolayı delinin elinden kılıç almak için müminlere savaş farz oldu.

Canı delidir, bedeni de kılıç; o çirkin huyludan kılıcı al.

Makamın, cahillere çirkinlik adına yaptığını yüz aslan hiç yapabilir mi?

Ayıbı gizlidir; alet/fırsat bulunca, yılanı delikten ovaya koşar.

Cahil, acı buyruk padişahı olunca bütün ova yılan ve akreple dolar.

Mal ve makam elde eden, insan olmayan kişi kendisinin rezilliğini istemiş olur.

Ya cimrilik eder, bağış vermez; ya da cömertlik eder, yersiz yere bağış yapar.

Şahı, piyadenin yerine kor; ahmağın verdiği bağış böyledir.

Yetki bir sapığın eline geçinde makam sanır, kuyuya düşer.

Yol bilmez, kılavuzluk eder; onun çirkin canı dünyayı yakar.

Yokluk yolunun çocuğu pîrlik/önderlik yaparsa, takipçilerini talihsizlik gulyabanısı yakalar;

"Gel, sana ay göstereyim," der; -ama- o temiz olmayan, asla ay görmemiştir.

Ey ham cahil! Nasıl gösterirsin? Ömründe ayın aksini suda dahi görmedin ki!

Ahmaklar başkan oldular, akıllılar da korkudan başlarını kilimin altına soktular.[9]

Kıskançlığın gizli yüz sabrı var; yoksa bir solukla yüz cihanı yakardı.[10]

Bu tanıklık nedir? Gizliyi açığa çıkarmaktır; ister söz, ister davranış ve gayrisiyle.[11]

Göndermeler[düzenle]

Hazır olan şey aranacak olursa kaybolur, gizlenir.[12]

Notlar[düzenle]

  1. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (1. kitap, 1129-1133)
  2. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (1. kitap, 2052-2053)
  3. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (2. kitap, 1396-1399)
  4. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008.(2. kitap, 2601)
  5. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (3. kitap, 1133-1134)
  6. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (3. kitap, 1536-1543)
  7. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (3. kitap, 4254)
  8. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (4. kitap, 1326-1335)
  9. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (4. kitap, 1435-1451)
  10. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (4. kitap, 2650)
  11. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (5. kitap, 247)
  12. Gazali (1108), El Munkızu Min-ed Dalâl, İstanbul: Cağaloğlu Yayınevi, 1963, s. 21