Öfke

DrOS'un not defteri sitesinden
Osman (mesaj | katkılar) tarafından oluşturulmuş 16.26, 17 Eylül 2011 tarihli sürüm
(fark) ← Önceki hâli | Güncel sürüm (fark) | Sonraki hâli → (fark)
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla

Göndermeler[düzenle]

Mevlânâ'dan[düzenle]

Bir adam dört kişiye bir dirhem verdi. Biri, “Bunu engûra vereyim” dedi.

Diğer biri Araptı “Hayır, ben ineb istiyorum, Ey düzenci!” dedi.

Biri Türk'tü ve “Bu, benim; ben ineb istemiyorum, üzüm istiyorum” dedi

Bir Rum, “Bu konuşmayı bırakın. İstâfil istiyoruz” dedi.

O kişiler çekişerek savaşa girişti; çünkü adların sırrından habersizdiler.

Aptallıkla birbirlerini yumrukladılar; cahillikle dolu ve bilgiden boştular.

Bir sır sahibi, yüz dilli bir aziz kişi bulunsaydı onları barıştırırdı.

Sonra o derdi: “Ben, bu bir dirhemle hepinizin arzusunu veriyorum.

Gönlünüzü hilesiz olarak teslim ederseniz, bu dirheminiz birkaç yapar.

Bir dirheminiz, dört olur; istek, tamamdır. Dört düşman birleşerek bir olur.

Her birinizin dediği, savaş ve ayrılık doğurur; benim sözüm, sizi birleştirir.

Öyleyse siz susun. Susunuz da, konuşmada sizin diliniz ben olayım.”

Sözünüz bir biçimde görünse de, tesir olarak kavga ve öfke kaynağıdır.[1]

Dünyada hasım ve düşman bulunmasaydı, o zaman insanlardaki öfke ölürdü.

Cehennem o öfkedir; yaşamak için ona hasım gerekir; yoksa merhamet onu öldürür.[2]

Notlar[düzenle]

  1. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (2. kitap, 3667-3679)
  2. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (4. kitap, 1076-1077)