İzafiyet
ayrıca bknz. nisbet.
Göndermeler
Mevlânâ'dan
|
Meydana gelen günah bir kıl -kadar- olsa da, o kıl iki gözünde bitmişti ama.[1] |
|
Bu sualin faydası yoksa bunu, abes ve yararsızca niçin dinleyeyim. Senin sorunun birçok faydası varsa o zaman, cihan peki niçin faydasız olsun? Dünya bir yönden faydasızsa, diğer yönlerden fayda doludur. Senin faydan bana fayda değilse, sana faydaysa ondan geri durma. Yusuf'un güzelliği, kardeşlerine yersiz ve fazlalık idiyse de bir âleme faydaydı. Davud'un sesi, öyle sevgiliydi ki, Ama mahrum kişiye göre odun sesiydi. Nil'in suyu, abıhayattan üstündü, fakat mahrum ve inkârcı olana kan idi. Şehitlik, mümine dirliktir; münafık kişiye göreyse ölmek ve parça parça olmaktır. İnek ve eşek için şekerde ne fayda vardır? Her canın başka bir gıdası vardır.[2] |
|
Sürü geri dönünce, öncü olan keçi gelişte geride kalır. Sondaki o topal keçi öne düşer; dönüşü asık suratları güldürür.[3] .... Öyleyse önde olmayı arama. Bu yandan giderken topal ol; geri dönme vaktinde sen öncü ol.[4] |
|
Geçmiş ve gelecek sana göredir; her ikisi bir şeydir, sanırsın ki ikidir.[5] |
|
Musa ve Firavun senin varlığındadır; bu iki düşmanı kendinde aramalısın. Musa'nın nesli kıyamete kadar mevcut olacak; ışık başka değildir, kandil başkadır. Bu kandil ve fitil başkadır; ama ışığı başka değildir; o yandandır. Işığın camına bakarsan kaybolursun; çünkü iki sayısı camdandır. Işığa bakarsan, ikilikten ve sonu bulunan madde sayılarından kurtulursun.[6] |
|
Bir şeyin reddi ve doğrulanması mümkündür. Yön farklı olunca, ilgi iki tane olur.[7] |
|
İlahî takdirin yüz bu kadar efsunu vardır. Âşık, “Kaza gelince, feza daralır” dedi.[8] |
|
Öyleyse dünyada mutlak kötü yoktur; şunu bil ki kötü, alakaya göredir. Dünyada birine ayak, diğerine bağ almayan hiç bir zehir ve şeker yoktur. Birine ayak, diğerine ayak bağıdır; birine zehir, diğerineyse şeker gibidir.[9] |
|
Adı porsuk olan bir hayvan vardır; o, sopa darbesiyle irileşir, semizleşir. Ona sopa vurdukça iyileşir; o, sopa darbesiyle şişmanlar. Mümin kişi tam porsuk gibidir; zahmet darbesiyle irileşir ve gürbüzleşir.[10] |
|
Nahoş meyve benim için hoş oldu. Bedenim için özel bir rızk ele geçti. Mademki ben boğazımdan dolayı rahatım, birkaç param var, bunu ona vereyim. Bu altını bu külfet çekene vereyim de iki üç güncük gıdayla hoş olsun.[11] |
| Bizim bu kirliliklerimiz olmasaydı, suyun bu izni nasıl bulunurdu?[12] |
İmam-ı Gazali'den
| Bu iki lafızdan asıl anlaşılan, bir zâtın varlığı ve diğer zâtın yokluğudur. İki lafzın ayrılmasını sağlayan üçüncü şey ise bize nisbetle gerekli olan bir ilişkidir.[13] |
Notlar
- ↑ Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (2. kitap, 17)
- ↑ Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (2. kitap, 1067-1073)
- ↑ Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (3. kitap, 1119-1120)
- ↑ Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (3. kitap, 1127)
- ↑ Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (3. kitap, 1152)
- ↑ Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (3. kitap, 1252-1256)
- ↑ Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (3. kitap, 3658)
- ↑ Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (3. kitap, 3880)
- ↑ Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (4. kitap, 65-67)
- ↑ Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (4. kitap, 97-99)
- ↑ Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (4. kitap, 690-692)
- ↑ Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (5. kitap, 209)
- ↑ Gazzalî, (109?), Filozofların Tutarsızlığı, Neşir ve Tercüme: Mahmut Kaya ve Hüseyin Sarıoğlu, İstanbul: Klasik Yayınları, İkinci Basım 2009, s.33