Mesnevi 000167
|
[2/3667] Bir adam dört kişiye bir dirhem verdi. Biri, “Bunu engûra vereyim” dedi. [2/3668] Diğer biri Araptı “Hayır, ben ineb istiyorum, Ey düzenci!” dedi. [2/3669] Biri Türk'tü ve “Bu, benim; ben ineb istemiyorum, üzüm istiyorum” dedi [2/3670] Bir Rum, “Bu konuşmayı bırakın. İstâfil istiyoruz” dedi. [2/3671] O kişiler çekişerek savaşa girişti; çünkü adların sırrından habersizdiler. [2/3672] Aptallıkla birbirlerini yumrukladılar; cahillikle dolu ve bilgiden boştular. [2/3673] Bir sır sahibi, yüz dilli bir aziz kişi bulunsaydı onları barıştırırdı. [2/3674] Sonra o derdi: “Ben, bu bir dirhemle hepinizin arzusunu veriyorum. [2/3675] Gönlünüzü hilesiz olarak teslim ederseniz, bu dirheminiz birkaç iş yapar. [2/3676] Bir dirheminiz, dört olur; istek, tamamdır. Dört düşman birleşerek bir olur. [2/3677] Her birinizin dediği, savaş ve ayrılık doğurur; benim sözüm, sizi birleştirir. [2/3678] Öyleyse siz susun. Susunuz da, konuşmada sizin diliniz ben olayım.” [2/3679] Sözünüz bir biçimde görünse de, tesir olarak kavga ve öfke kaynağıdır.[1] |
- ↑ Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (2. kitap, 3667-3679)